“Bedenimiz bizimdir!" 1970'lerin başında kürtaj yasağını protesto eden kadınlar böyle haykırıyordu. Aynı sloganı kısa bir süre sonra bu sefer eşcinsel hareket benimsemiştir. Söylem ve yapılar iktidarla el eleydi, beden ise toplumun içinde baskı görenlerin, marjinalleştirilenlerin tarafındaydı: Irk, sınıf ya da cinsiyet bakımından azınlık olanlar, iktidarın söyleminin, bedeni susturan bir araç olarak dilin karşısına koyabilecekleri tek şeyin bedenleri olduğunu düşünmekteydiler. "Kadın Özgürlüğü Hareketinin (MLF) kurucularından Antoinette Fouque, "söylenegeldiği gibi, kadın hareketi entelektüeller tarafından başlatıldıysa bile (...)," diye itiraf etmiştir bir keresinde, "ilk önce bir çığlık yükselmiş, o çığlıkla birlikte beden sahneye çıkmıştı: 1960'ların toplumu tarafından kıyasıya hırpalanan, çağdaş düşüncenin üstatları, yani dönemin modernleri tarafından alabildiğine ezilen beden." Beden işte bu temelde, 1970'lerde azınlık hakları için yürütülen mücadeleye dahil olmuştur: Baskının en yoğun olduğu odaklardan biri, özgürleşme yolunda kilit bir araç ve bir devrim vaadi olarak. "O zamanlar MLF'nin yapacağı devrimin, bedeni sansürden kurtarmak olacağını söylüyordum, tıpkı Freud'un (...) bilinçdışına üzerindeki sansüre son verdiği gibi."
Giriş
Devrim, bir tür din haline gelmişti. Özgürlüğün mabedi olan Devrim tapınağına tapınıyorduk. İlahi bir esin yaşıyorduk. Erkekler ve kadınlar hayatlarını Dava'ya veriyordu;yeni doğan bebeklerin eskiden Tanrı'ya adanması gibi onları şimdi de Dava'ya adıyorduk. Biz İnsanlığın sevdalılarıydık.
Sayfa 226·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Pâdişahın son karar mercii ve veziriâzamın onun mutlak vekîli olması kuralı, Kanunî'den sonra gelen pâdişahlar döneminde ihmâl olunmuştur. İdarede düzensizlikler hakkında XVI. yüzyıl sonları XVII. yüzyıl başlarında lâyiha (rapor) veren bürokratlar tarafından, bu temel kuralın terk olunmuş bulunması idarede kargaşanın başlıca nedeni sayılmıştır. Onlar, devlet işlerinde önemli kararların sarayda pâdişaha yakın sorumsuz kişiler, musahib-nedîmler, vâlide sultanlar, müneccimler, pâdişah hocaları, şeyhler tarafından verildiğini; sonuçta hazinenin, hâs ve timarların, kadılıkların yağma edildiğini belirtirler. Bu gözlem tam gerçeği yansıtır; eski düzen, eski kanûn ve nizâm, Devlet-i 'Aliyye'nin temel direği yıkılmıştır. Kanunî'den sonra II. Selim (1566-1574) çoğu vaktini işret meсlislerinde, hamam âlemlerinde geçiren bir pâdişah olarak tanınır. Gelenekçi tarihçiler, Osmanlı Devleti'nin bu dönemde kargaşaya düşmesini III. Murad (1574-1595) döneminden başlatmakta haklı görünmektedirler. Modern tarihçi, anarşi ve çöküşün gelişinde genel ekonomik koşulları, özellikle Avrupa'da bilim ve teknolojide, taktik ve silâhlarda meydana gelen ilerlemeyi, Askerî Devrim'in yıkıcı etkilerini birinci derecede dikkate almak zorundadır. Osmanlı devlet sisteminde tek ve mutlak otorite kaynağı olan pâdişahlıkta meydana gelen bozulmayı, kötüye gidişin temel etkenlerinden biri olarak hesaba katmak gereği ortadadır. Özellikle, Avrupa Askerî Devrimi, Osmanlılarda halktan tüfekli askerî birliklerin, sekban ve sarıcaların ortaya çıkması yapısal değişiklikler getiren temel değişmelerden başlıcasıdır. Burada özellikle belirtmeye çalıştığımız nokta, pâdişahın mutlak otoritesi, tüm imparatorluk çatısını tutan kilit taşıdır; 1574-1623 döneminde bu temel kural etkisini yitirmiştir. Tek ve mutlak pâdişah
Sayfa 46 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
kadınlar özgürleşmeden devrim olmaz, devrim olmadan kadınlar özgürleşemez
Alıntı
"Bedenimiz bizimdir!" 1970'lerin başında kürtaj yasağını protesto eden kadınlar böyle haykırıyordu. Aynı sloganı kısa bir süre sonra bu sefer escinsel hareket benimsemiştir. Söylem ve yapılar iktidarla el eleydi, beden ise toplumun içinde baskı görenlerin, marjinalleştirilenlerin tarafındaydı: Irk, sınıf ya da cinsivet bakımından azınlık olanlar, iktidarın söyleminin, bedeni susturan bir araç olarak dilin karşısına koyabilecekleri tek şeyin bedenleri olduğunu düşünmekteydiler. "Kadın Özgürlüğü Hareketinin (MLF) kurucularından Antoinette Fouque, "söylenegeldiği gibi, kadın hareketi entelektüeller tarafından başlatıldıysa bile (...)," diye itiraf etmiştir bir keresinde, "ilk önce bir çığlık yükselmiş, o çığlıkla birlikte beden sahneye çıkmıştı: 1960'ları toplumu tarafından kıyasıya hırpalanan, çağdaş düşüncenin üstatları, yani dönemin modernleri tarafından alabildiğine ezilen beden." Beden işte bu temelde 1970'lerde azınlık hakları için yürütülen mücadeleye dahil olmuştur: Baskının en yoğun olduğu odaklardan biri özgürleşme yolunda kilit bir araç ve bir devrim vaadi olarak, "O zamanlar MLF'nin yapacağı devrimin, bedeni sansürden kurtarmak olacağını söylüyordum, tıpk1 Freud'un (...) bilinçdışına üzerindeki sansüre son verdiği gibi."
Sayfa 11 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Gerçek devrim ancak kadınlar da silahlandıkları zaman gerçekleşecek.
Biraz doğru·Kitabı okudu