6/10
·263 syf.·
2026 9. kitabı
Murat Menteş kitaplarının çokça yorumlandığını görüyordum ancak okuma fırsatım olmamıştı. Kütüphaneden Ruhi Mücerret kitabını edinmiştim ancak zamanında bitiremediğim için iade etmiştim. Yazarın alengirli ve biraz yorucu bir dili olduğu aklımda kalmıştı. Doğru hatırlıyormuşum. Dublörün Dilemması polisiye bir roman dersek sanırım yanlış olmaz, sadece biraz eksik olur. Kitap boyunca ortaya karışık bir genel kültür bombardımanına tutuluyoruz. Kitaplardan alıntılar, müziklere göndermeler, yazarlar, filmler, sanat, tarih vs. vs. Yazarın ilk romanı olması sebebiyle kendini kanıtlama gayreti içinde miydi yoksa kafasındaki kurgu gereği karakterlerin çok entelektüel olduğunu ispatlama ihtiyacı mı hissetti bilemiyorum ama sürekli bir şeylere göndermeler yapması bir yerden sonra sıkıyor. Tamam üstad sensin duygusu oluşturuyor. Kitap karakterlerin gözünden bölümlere ayrılmış. Yaşanan olayları başından sonuna farkı karakterlerin gözünden tekrar tekrar okuyoruz. Ben bu tarzı hem kitaplarda hem de filmlerde seviyorum. Tekrar okurken bunu fark etmiştim, bak burayı fark etmemişim gibi ne kadar dikkatli okuduğunu veya izlediğinin farkına varmış oluyorsun. Aynı zamanda da ben anlamıştım zaten hissine de sebep olabiliyor. İyi bir şekilde kurgulanırsa keyifli bir ilerleyiş, bu kitap için ne iyi ne kötü bir kullanım. Nuh karakteri biraz fırlama ve hazır cevap bir karakter. Yağ gibi üste çıkmak amacıyla yalan dolan her şey var. Yazar ara ara bizimle genel kültür bilgileri paylaşıyor ama bunları Nuh sallıyor mu yoksa gerçek bilgiler mi ikileminin oluşumu (en azından başlarda) hoşuma giden yönlerden. Kitap yer yer kara mizah ögelerine sahip, karakterlerin bazı hovardalıkları, bazı acı olayların dalgaya alındığı, komik şeylere ciddiyet katılmaya çalışıldığı yerler oluyor. Ciddiyetin olması gerektiği
Edebiyat & Roman
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · İletişim Yayınevi · 200517,7bin okunma
8/10
·112 syf.··
2026 151. kitabı
Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup #okudumbitti Sanki bir çekmeceden yıllar sonra çıkan sararmış kâğıtları elime almışım da, okudukça ses kısılıyor, oda sessizleşiyor, ben de daha dikkatli nefes alıyorum… Çünkü bu kitap, “olay” anlatmaktan çok, bir dönemin ruhunu hissettiriyor. Burada Atatürk “heykel gibi” değil. Ne abartılıyor ne de indirgeniyor. Daha çok… çok çalışan, çok düşünen, bazen yalnız kalan bir adamın, güven duyduğu bir insana (Corinne’ye) “içini düzenler gibi” yazdığı satırlar var. O meşhur “ihtiras” cümlesini okurken bile bir aforizma okuyor gibi değil de, sanki birinin masanın başında durup “Benim pusulam bu” dediğini duyar gibi oluyorsun. Bu, bende çok gerçek bir his bıraktı. Corinne meselesi ise kitabın en “tatlı-acı” tarafı. Çünkü Corinne’yi okurken aslında bir yandan da Corinne’yi okuyamıyorsun. Onun sesi eksik. Bir noktadan sonra insanın içinden “Keşke onun cevabını da bilseydik” diye geçiyor. Ama ben bu eksikliği sevdiğimi fark ettim. Çünkü kitap, o boşluğu bir aşk romanı gibi doldurmuyor. Tam tersi: “Bak elimizde bu var, buradan düşünelim” diyor. Bu yaklaşım beni çok etkiledi. Hem daha dürüst hem de daha saygılı. Ve Con Sinov’un kalemi… Ben bu kitabı yazardan okuduğum ikinci kitap olarak bitirdim ve gerçekten şunu söyleyebilirim: Adamın cümleleri “bakın ne buldum!” diye bağırmıyor; daha çok elindeki malzemeye saygıyla yaklaşan bir araştırmacı gibi, ama okuru da sıkmadan, akışı bozmadan taşıyor. Belgeler var, bağlam var, yorum var… ama en güzeli, yorumun dozu iyi ayarlı: Okurun merakını öldürmüyor, aksine büyütüyor. Bu kitabı kitapfisiltisi sevtap ’ın önerisiyle #terskargaylaokuyoruz grubumuzla okuduk; bence bu kitaba grup okumak ekstra yakıştı. Kitabı kapattığımda içimde kalan şey “çok şey öğrendim”den ziyade: Bazı insanlar tarihin
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 047 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beyninizi yakmaya hazır mısınız? /797. İnceleme
Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 23:37
Kendime ithaf edilmiş bir kitap olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum incelememe… Şaka değil gerçek! “Bu kitabı hastalara ve özverili hasta yakınlarına ithaf ediyorum.” Yaklaşık bir ay kadar önce gördüm Sayın Oytun Erbaş’ı ve kitabını imzalarken bir de ilaç yazdı bana. “Adama bak hasta mıdır nedir,” derken meğer ben hastaymışım da bilmiyormuşum. “Hacı hacıyı Mekke’de, deli deliyi dakkada bulur,” sözü geldi aklıma. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ne der bir yazar, “Ağlanacak halime kahkaham kalmadı.” “Ne kadar çok entelektüel gelişim, o kadar sağlıklı bir ruh hali.” İnsanlığın varlığını “kısa boylu” insanlara borçlu olduğunu biliyor muydunuz? İyi ki onlar var, olmasalardı olmazmışız. “Herkes uzun boylu olsaydı, Buzul Çağı’nda tek bir insan ayakta kalamazdı. Oysa aramızda kısa boylular vardı ve kısa boyluların ısı kaybı uzunlara göre daha az olduğundan onlar bu soğuk devirde ayakta kalmayı başardılar.” Kısa boyluları sevelim, onları koruyalım. Önemli olan boy değil karakter deyip konudan uzaklaşmak istiyorum, Arthur Schopenhauer’ın da dediği gibi, “Hiç kimsenin öyle uzun boylu gıpta edilecek tarafı yoktur; fakat çokları var ki bu ölçüde acınmaya layıktır.” “İlginçtir, Anoreksiya hastalarının %98’i kadın, kalan %2’lik dilim ise homoseksüel erkeklerdir.” Çağımızın çığ gibi büyüyen hastalığı. Kilolu olmadıkları halde kendilerini kilolu gören, hep kilo fazlası olduğunu düşünen kadınlar… Neden kadınlar peki? Çağımızda kadınlara öyle algılar oluşturuldu ki sanki hep güzel olmak zorundalar, fizikleri düzgün olmak zorunda… Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da, “Tarih boyunca Vahşi Kadın’ın ruhsal toprakları yağmalanıp yakılmış, buldozerlerle düzlenmiş ve başkalarını memnun etmek üzere doğal döngüleri, doğal olmayan ritimlere büründürülmüştür,” der. Bir dergide okumuştum, “Tırnak uzatmaya
Psikiyatrinin Kara KitabıOytun Erbaş · Siyah Kuğu Yayınları · 2018859 okunma
Hayati Dengeler – Hayatın terazisi bazen içimizde bozulur
8/10
·184 syf.··
2022 2. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2022 21:58
Hayati İnanç burada sadece anlatmıyor; düşündürüyor, durduruyor, bazen de insanın iç sesini açığa çıkarıyor. Okurken sürekli şunu fark ettim: Kelimeler sade ama etkisi derin. Kitapta en çok hissettiğim şey şu oldu: İnsan hayatı hep bir denge arayışı. Ama çoğu zaman o denge dışarıda değil, içeride bozuluyor. Bazen küçük bir söz, bazen bir hata, bazen de ertelenmiş bir duygu… hepsi insanın iç terazisini etkiliyor. Ve kitap bunu sakince ama net bir şekilde hatırlatıyor. En güzel tarafı bence şu: Yargılamıyor. Sadece “bak” diyor. “Kendine de bak.” Bittiğinde büyük bir olay kalmıyor akılda ama küçük cümleler kalıyor. Ve o küçük cümleler insanın içinde büyüyor. Hayati Dengeler benim için bir roman değil; hayatı daha yavaş, daha dikkatli ve daha farkında yaşamayı hatırlatan bir kitap oldu.
Alıntı
Hayati DengelerHayati İnanç · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2021984 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2022 17. kitabı
Bugünün kayınvalideleri dünün gelinleriydi. Bugünün gelinleri de yarının kayınvalideleri olacaklar. Ey yâr, Allah seni senin gibi gelinlerle lütuflandırsın.(Koca Duası ) ​İlk öğreteceğiniz kelime "Allah" olsun. İlk cümle ise "La ilahe illallah." Çocuğun tertemiz zihni kelime-i tevhid ile beslensin. Yıllar geçse bile tevhidin eseri görülecektir. Onu kötü sözden ve arkadaştan, ateşten korur gibi koruyun. Hayat boyu lazım olacak en önemli mutluluk azığı olan iffetini unutma. Onu da sandığına koy. Koy ki hem sana hem de senden olanlara lazım olacak. İffet ve hayâ erkeklere ve kadınlara en çok lazım olan erdemdir. Günlerden bir gündü. Günlerden o gün geldi ve sen de hayata gözlerini açarak dünya tarihine adını kazıdın. Senden önce dünyaya gelenler gibi ve senden sonra dünyaya gelecek olanlar gibi, sen de yaratılanların arasında yerini aldın. Annene, babana Allah'ın lütfuydun. İstedikleri, bekledikleri, dualarıydın. Sen eşinle geçireceğin zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor musun? Onunla muhabbet etmek, verimli zaman geçirmek ona yapabileceğin en büyük ikramdır. Dünyaları versen elde edemeyeceğin sevinci, birlikte geçirdiğin o tatlı vakitle elde edersin. Mutlu edersen mutlu olursun. Giderek sana benziyor değil mi? Aynı baban gibisin, diyerek ona bir kere daha sarılıyorum hep. Sana kızarak, bak işte senin çocuğun, demedim hiç sana. Sende olan her güzeli ona verdin hep. Sen de bana benzetirsin hep biliyorum, annen gibisin, dersin, annen gibi saf ve duru. Şımartır beni sözlerin, şımarmayı bile beceremeyen beceriksiz halimle şımarmayı denerim. Eşinin davetini geri çevirme. Onu şeytanın tuzağına düşürmüş olursun. Eşlerin birbirinin ihtiyacına cevap vermemesi onları yanlışa sürüklemektedir. Bir anlık gafletle eşini aldatmaya kadar gidebilir. Burada sebep olan da yapan
Aşkın Ev HaliAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2018866 okunma
8/10
·32 syf.··
2026 98. kitabı
Buradan Bir Sincap Geçti Mi? #okudumbitti Bende tam anlamıyla sayfa sayfa oyun kurduran kitaplardan biri oldu. Daha ilk cümlelerde “tamam, bu kitap beni de işin içine katacak” diyorsunuz zaten. Çünkü anlatıcı sürekli okura göz kırpıyor; kimi zaman ipucu veriyor, kimi zaman “yavaş çevir, dikkatli bak” diye tempo tutuyor. Ben de ister istemez sayfalara daha yakından bakmaya başladım: köşelere, yaprakların arasına, küçük izlere… Ve bu “arama” hali, hikâyeyi sadece dinlemekten çıkarıp birlikte yaşanan bir maceraya dönüştürüyor. Sincabın enerjisi çok tatlı: aceleleri, merakları, kafasında dönen minicik planları var. Onu takip ederken çocukların dünyasına çok yakın bir ritim yakalanmış; bir şey olur, hemen başka bir şeye koşar, sonra yine geri dönüp bambaşka bir detay yakalatır. Üstelik bu koşuşturmanın altına gizlice serpiştirilmiş bir şey var: doğayı fark etmek. Palamutun peşine düşerken, toprağın, ağaçların, canlıların “küçük ama önemli” işlerini de görmeye başlıyorsunuz. Yani kitap “doğayı sevin” diye öğüt vermiyor; doğayı, o sevimli telaşın içinden kendiliğinden sevdiriyor. Çizimlerde de aynı oyunbazlık hissi var. Renkler ve detaylar öyle yerinde ki, çocuklar her okumada başka bir şey keşfeder; yetişkinler de “aaa bunu ilkinde görmemişim” diyebilir. Kitap bir yandan güldürüyor, bir yandan “bak, bu küçücük canlıların dünyasında neler oluyor” diye bakış açısını genişletiyor. Okuma bittiğinde “sincabı bulduk mu?” sorusu kadar, “biz bu sayfalarda neleri fark ettik?” sorusu da kalıyor. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve kalemi gerçekten çok sevdim: hem çocukla aynı hizadan konuşuyor, hem de yetişkine “bu oyunu birlikte oynayalım” diye alan açıyor. Bizde kesinlikle yeniden yeniden okunacak kitaplar rafına girdi. #BuradanBirSincapGeçtiMi #VeraÇocukYayınları
Buradan Bir Sincap Geçti mi?Mesut Ensarioğlu · Vera Çocuk Yayınları · 20261 okunma