İstiklal ve istibdad
Eski dilde istiklal iyi bir şey değil: Keyfî iktidarla, hukuksuzlukla, istibdadla birlikte anılan bir kavram. Kıymete binmesi 20. yüzyıl başları gibi görünüyor. Kelimenin esas anlamı yalnızlık. 16. yüzyılda Ahteri sözlüğü infirad ("yalınma, yalnız kalma") demiş. Ondan 150 yıl sonra Meninski Türkçe eşdeğerini yalınğızlık diye yazmış, ama "absoluta authoritas, plenum dominium, plenipotentia" diye eklemiş. Yani mutlak ve koşulsuz iktidar, sınırsız güç. Bir sürü örnek saymış. İstiklal-i külli = her türlü sınırdan azade mutlak otorite. İstiklal bulmak = ipini koparmak. Her biri tarik-ı istiklale salik oldı, yani başlarına buyruk oldular, ama övülecek anlamda değil, derebeylikten, isyandan söz ediliyor. Bir de iyice şaşırtıcı örnek: "Min ba'ad [bundan böyle] âli Osman istiklal bulup istibdad davasına iktidar bulmayalar." Bağlamı çözemedim ama belli ki Osmanoğlu'nun iktidar azgınlığına karşı bir tedbir söz konusu. 20. yüzyılda İbnülemin istiklal sözcüğünü hâlâ bu anlamda kullanır. Sultan Abdülaziz'i deviren cuntanın sadrazamı olan Rüşdi Paşa, yazara göre "Sultan Muradın saltanatı hengâmında atabeki devlet, yahud diktatör mertebesine yükselerek istiklâl ve istibdade koyulmuş olan reviyet şiar, hudakâr [kuşkucu ve hilebaz) bir adem"dir. Atabeki devlet, Moğollar çağında fiili iktidarı ele geçirerek derebeyliğe soyunan vezirlerden kinaye. İstiklal ve istibdad ikizliğine dikkat. Bir üst güce hesap vermeyen iktidarın tehlikelerini gayet iyi algılamışlar belli ki. Avrupa Birliği hakkında ne düşünürlerdi bilmem ama İbnülemin'in yazdığı tarihte İstiklal Marşı çoktan bestelenmişti, o sözcüğü masumane kullanmış olduğunu sanmam.
Sayfa 343 - Liber Plus Yayınları / 28 Ağustos 2011
Düşünce
Beni çaresiz kılan, o zulmeden, o güçlü kişi, o diktatör değil; onları mümkün kılan düzene uyumum. Çaresizliğimi besleyen ortamın kurumları, bu kurumları içselleştiren inançlarımız, alışkanlıklarımız. Beni aldatarak, dünyanın halini unutturup şunu bunu satın aldırtan reklamlar, düzeni unutturan, paramı ve zamanımı yutan, hoş ve boş vakit geçirmemi sağlayan eğlence sanayii. Kendimle ilgili bilgileri medyaya yükleyerek, zevklerimi ve düşüncelerimi kaydedip kullananların gönüllü kurbanı olmam. Bizi ezen düzenin, bizi borçlu bırakan düzenin, bize kompleks veren, aşağılık kompleksi veren düzenin tüketicisi olmam...
Sayfa 33 - Tuhaf·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1958 yılında Çin Komünist Partisi başkanı Mao Zedöng, kendi­sini tiranlıkta Qin Shihuang ile kıyaslayabileceği fikrini benimsedi: "Qin Shihuang ile ilgili önemli olan ne? Sadece 460 Konfüçyüsçüyü diri diri gömdü; pekala, biz 46.000'ini gömdük . . . Sadece yeni bir Qin Shihuang olduğumuz için bize saldırıyorlar. Ne var ki, yanılı­yorlar. Biz Qin Shihuang'dan yüz kat daha büyüğüz. Bizim de tıpkı Qin Shihuang gibi diktatör olduğumuzu söylüyorlar. Biz bunu hiç­ bir zaman, kesinlikle inkar etmedik."•
Her diktatör bir mistiktir, her mistik de potansiyel bir diktatördür. Mistik, insanlarla anlaşmaya varmayı değil, onların kendisine itaat etmesini ister. Onlardan bilinçlerini kendi emirlerine, isteklerine, kaprislerine teslim etmelerini ister, kendisi de bunun karşılığında kendi bilincini onlara teslim eder. İnsanlarla ilişkilerinde inancı ve gücü kullanır, insanların onayını...eğer gerçeklere ve mantığa dayanarak kazanmak zorundaysa...istemez.
Sayfa 1410
Köprülü Veziriâzam: Yüksek İktidar Saray'dan Paşa-Kapısı'na (Bâb-i Ali) Geçiyor Veziriâzam Köprülü Mehmed Paşa devlet iktidarını tam ve bağımsız şekilde elde etmiş, modern deyimle, bir diktatör yetkisiyle iktidara gelmiş bulunuyordu. Böylece devlet işlerinde Harem ve yeniçeri ocağı iktidarı son bulmuş, tüm iktidar Paşa-Kapısı'nda (Bâb-i Ali'de) toplanmıştı. Bu değişim, Osmanlı tarihinde yeni bir dönemin başladığını gösterir. 1700 tarihine kadar devlet idaresinin başı veziriâzam makamına, yalnız askerî başarı kazanmış kumandanlar geliyordu. 1683-1699 bozgun yıllarından sonraki yeni dönemde Osmanlı Devleti'nin başına, artık savaş meydanlarında başarı peşinde koşmayan ama devletin devamı için diplomasinin yaşamsal önemini benimsemiş, dış işlerinden sorumlu reîsülküttâblar gelecektir. Bunlardan ilki Karlofça Barış Antlaşmasını imzalayan Râmi Mehmed Paşa'dır. XVIII. yüzyıl boyunca veziriâzamların çoğu bu meslektendir.
Sayfa 344 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
I. Ahmed'in ölümünden (1617) IV. Murad'ın culûsuna (1623) kadar geçen altı yıl içinde devlet anarşi içinde kalmış, üç kez culûs bahşişi verildiğinden iç ve dış hazinede para kalmamıştı. 1623'te kullar, bu kez terakki (terfîler) ve bahşiş almamayı kabul etmişlerdi. Fakat sözlerinde durmadılar, onlara para yetiştirmek için saraydaki altın, gümüş kaplar eritilerek darphanede akça basılması için verildi. IV. Murad-Kösem iktidara geldiğinde, Veziriâzam Kemankeş Ali Paşa ilkin kendi yanlısı Esad Efendi'yi şeyhülislâmlığa getirdi. Kullara bahşişlerini verdi, keza Murad'ın tahta gelmesinde oynadığı rol dolayısıyla bir diktatör gibi hareket etmeye başladı, rakip vezirleri azl ve haps ettirdi. Kösem'in idare başında olduğu 1623-1632 döneminde başlıca büyük gâileler, Şah Abbas'ın Bag-dad'ı zaptı ve Abaza Mehmed Paşa isyanıdır.
Sayfa 192 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih