Atatürk sıkı bir tartışmaya bayılıyordu ama bunu yapacak insan yoktu etrafında.
Ordularımızın başarısının sebebini biliyor musunuz? Bizim başarılarımızın sebebi, ordularımızın sevk ve idaresinde fen metotlarını ittihaz etmektir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben bu çökmüş toplumun çocuğuyum, yeni nesillerin bu felakete doğmasına müsaade etmeyeceğim.
Atatürk’e göre özgürlüksüz hiçbir şey olmaz. Herkes yaptığı işte özgür olmalıdır. Ekonomi de özgür olmalıdır. Yani Atatürk’ün ideali aslında liberal bir ekonomidir.
Koskoca bir imparatorluğu yönetmek ile aile reisi olmak arasında nitelik açısından bir fark yoktur. Aradaki fark niceliktedir. Mesele bu iktidarı nasıl kullandığınızla ilgilidir. Zorba bir erkek olarak aile üyelerinin haklarını gasp ediyor, onları karşınızda susta durduruyor, sizin gelirinize muhtaç karınızı bu güçle eziyor, gövdeniz daha iri olduğu için çocuklarınızı dövüyorsanız siz bir diktatörsünüz demektir. Canınızın çok sıkıldığı bir gün yolda yürürken önünüze çıkan küçük köpeğe tekme atıyorsanız, sadist bir diktatör olursunuz.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit hükümetince Ege Ordu Komutanı Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanlığına getirildi ve Genelkurmay Başkanlığı yolu böylece açılmış oldu... "Tombala"dan Genel Kurmay Başkanı olan Kenan Evren, o zamana kadar "sosyal demokrat" ve "ortanın solunda" bilinir ve bu yüzden CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in himâyesinde oraya çöreklenmişken, 12 Eylül 1980'de darbe yaptı... Şöyle koltuğun kenarına ilişmiş bir hâli varken, içinde bulunulan şartlarda memleket ahalisinin kendisine açıktan gülememesi ve yağcı takımının şakşakları arasında "ben de fena değilim!" havasına girdi ve sonradan büsbütün maskara edilecek bir şahsiyet çizgisinin başlangıcında bütün partileri kapatarak "Devlet Başkanı" oldu... "Devlet Başkanlığı"nın başlıbaşına bir sistem olduğundan habersiz ve "Devlet Başkanı"nı "devletin başındaki adam" sanan bir komikliği sergilerken, bunu böylece görecek göz olmaması şeklinde bir "milli komikliğin" de ifşacısı oldu... Sonra... Cumhurbaşkanlığı süresi bitip Marmaris'e çekilmişken, Ak-Doğuş ve Karar dergilerindeki Atatürk alehytarlığı vesilesiyle İBDA'ya bulaştı ve çarpıldı... O gün bugündür, sökük ve dökük bir korkuluk hâlinde öte dünyaya gitme eşiğinde yaşamaktadır... Tabiî, diktatör haşmeti ile yaşadığı günlere nisbetle buna yaşamak denirse!..
Sayfa 535 - Ağustos 1994, “NOKTAYI GÖRDÜNÜZ MÜ?”, Vâridât: Noktalamalar, İbda Yay.
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu