Özetlersek, diyebiliriz ki, Atatürk tüm devrimlerine bu bilimsel yöntemle yaklaşmış, toplum mühendisliği olarak gördüğü görevini, bilimsel yönteme yaslamıştır.
“Türkiye’ye ayak basan Batılı yabancıların daha ikinci günde heykelleri, büstleri ve resimleriyle tanıdığı Atatürk. Adını bilen, tanıyan yabancılar onun insanlara zorla kabul ettirilmiş bir diktatör olduğunu okullarında okumuş olsalar ve buna inansalar da, berber dükkanlarından, turizm acentalarına, taksi durak kulübelerinden, internet kafelere ve manikür-berber salonlarına kadar her yerde aynı adamın resimlerini asılı görünce bunun ancak kişisel istekle yaşatılabilecek bir efsane olabileceğini düşünmeye başlıyorlardı.”
Reklam
Efendiler ve Ey Millet, İyi biliniz ki ,Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat (yollar), tarikat-ı medeniyettir (uygarlık yollarıdır).
Bazı toplumlar gelişme basamaklarında geridir; bazıları ise ileri.
Atatürk, özgürlüğü öğretebilmek, topluma yayabilmek için bir süre diktatörlük yapmıştır. Bunu çocuk yetiştiren ebeveynin çocuklarına yaptığı muameleye benzetebiliriz.
"İnsanlar delidir!" dedim. "Neyi niçin yaptıklarını bilmezler. Beyinlerinde bir diktatör vardır, onları hormonları yönetir ama bunun farkında olmazlar, kendi iradeleriyle davrandıklarını sanırlar..."
Sayfa 78·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam