DİKTATÖR
1930 yılında Ankara Halkevi'nde yapılan 1. Türk Tarih Kongresi'nin sonunda bir çay partisi verildi.Partinin samimi havası içinde öğretmenlerden Reşat Bey (Ord. Prof. Dr. Reşat Kaynar) Atatürk'e,"Paşam, Fransa'da biri, bir eser yazmış, sizin diktatör olduğunuza dair... İzin verir misiniz, biz de ona bir cevap verelim," dedi.Atatürk,"Okudum, cevap vermeye lüzum yok," dedi ve ekledi:"Diktatör olsaydım, siz bu soruyu bana soramazdınız."
Anlatan: Nihat Dicle (Tarih Kongresi'nekatılan tarih öğretmenlerinden) Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk Çizgisinde Geçmişten Geleceğe, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları,Ankara, 2005, s. 206.
“Otoriter sistemler tek-parti sistemleridir. Parti diktatörün partisidir. Başka partilere izin verilmez, çünkü alternatif partiler iktidara tehdit teşkil ederler. Parti iktidarı kullanma, toplumu kontrol ve manipüle etme, bilgi ve enformasyon toplama ve aktarma, elit sirkülasyonu sağlama gibi fonksiyonları üstlenir. Bu sistemler iç ve dış faktörler tarafından çok sıkıştırıldığında, çok-partili bir görünüm kazanır ama aslında tek-partilidir. Sözüm ona muhalefet partileri diktatör için çalışır. Seçim kampanyalarında ona oy toplar. Bu ülkelerde diktatör zaten anti-demoratik olan seçimleri %90'lara varan çoğunluklarla kazanır. Seçimle diktatör ve partisi görevden uzaklaştırılamaz.”
Özetlersek, diyebiliriz ki, Atatürk tüm devrimlerine bu bilimsel yöntemle yaklaşmış, toplum mühendisliği olarak gördüğü görevini, bilimsel yönteme yaslamıştır.