“Pierre Paul Broca konuşma problemi olan hastalar üzerinde araştırma yapıyor ve bu anormalliğin nedenlerini belirlemeye çalışıyordu. Beyinde dil yetisini kontrol eden bir bölgenin var olduğunu ve bu bölgenin hastalık nedeniyle zedelenmesi sonucunda konuşmanın olumsuz yönde etkileneceğini kanıtlamış olacaktı. Broca'nın bulduğu bu bölgeye günümüzde Broca alanı bu bölge ve civarındaki sinirlerde oluşan lezyon sonucu konuşma kabiliyetinin kaybolmasına da " Broca afazisi " deniyor.
Eratosthenes‘in yanı sıra, Hipparkos adında bir astronomi bilgini yıldız kümelerinin haritasını çıkarıp yıldızların parlak dereceleri üzerine tahminler yürütmüştü. Sonra da zorlu bir matematik problemi karşısında bocalayan krala, “Geometri alanında krallara mahsus özel bir yol yoktur,” diyen geometri dehası Öklit’e rastlıyoruz. Öklit’in geometri alanındaki başarısını dil alanında göstererek gramer kurallarını tanımlayan Trakyalı Dionisos‘ta bu kütüphanenin üyelerindendi.
Bir biliş, her ne tarzda ve her ne araçla kendisini nesnelere ilintilendirirse ilintilendirsin, kendisini doğrudan ilintilendirdiği ve her düşünmenin bir araç olarak hedeflediği hep şudur: Görü.
Yazma problemi; Proust'un söylediği gibi, yazar dil içinde yeni bir dil, adeta bir yabancı dil icat eder. Yeni dilbilgisel ya da sözdizimsel güçleri gün ışığına çıkarır. Dili alışıldık yollarından saptırır, onu sabuklatır. Ama yine de yazma problemi, bir görme ve duyma probleminden ayrı düşünülemez: Aslında, dilin içinde bir başka dil yaratıldığında, "sözdizimi-dışı", "dilbilgisi-dışı" bir sınıra uzanan ya da kendi dışına açılan, topyekün bir dildir.
Sınır, dilin dışında değildir, onun dışıdır: Dile ait olmayan, ama yalnızca onun mümkün kıldığı görü ve duyuşlardan oluşur. İşte bu yüzden, yazıya özgü bir resim ve bir müzik vardır, tıpkı sözcüklerden yükselen renk ve ses etkileri gibi. Sözcüklerin içinden, sözcüklerin arasından görür ve duyarız. Beckett, "ardında gizleneni" görmek ya da duymak için dile "delikler açmaktan" söz ediyordu. Her yazar için aslında şu söylenmelidir: O, bir görendir, bir duyandır, "mal vu mal dit" (iyi görülmemiş olan iyi dile getirilmemiştir), o bir renk ustasıdır, bir müzisyendir.
(önsöz)