“Sanma şahım herkesi sen sâdıkâne yâr olur Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur “Sadıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur.” ~Yavuz Sultan Selim
Sayfa 272·Kitabı okuyor
"Vegera ji hinek tiştan ne mimkun e."
Kurdî
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Yedi Peçeli; kadınların tanımadığı, bilmediği ayrı ve üstün bir âlemde yaşayan bir kahramandır. Kadınlar onun değişik hayatına akıl erdiremedikleri için ona "Perili, karışık, yedi peçeli" derler. O, yedi senede bir defa sultan ablasının deniz kıyısındaki harem sarayına hatır sormaya gelir. Kadınlar dünyasına ayak basması öyle nâdir bir vakadır ki bahçede en seyrek açan nazlı gül fidanı çiçeklenerek kahramanın gelişini müjdeler. Abla sultan her ziyârette Yedi Peçeli'ye dünyânın ikramını gösterir, en dildar câriyesini onun koynuna verir; fakat onu bir türlü sarayda alakoyamaz. Yedi Peçeli bir gece kalır ve gider. Ayağını bağlayabilmek için yüreğine aşk ateşini salmak gerek. Hasret çeke çeke açıkgözlülüğe erişen kadınlar kahramanda aşkı uyandırmak yolunu öğrenirler. Hoşlandırmak, acındırmak, düşündürmek. Öyle pâdişah kızıydı, yok hâkan kardeşiydi, böyle şeyler Yedi Peçeli'nin kulağına girmez. Kahraman İskender'in kızını, bir pula satın almaz. Eşi olacak kızı, bir câriye diye karşısına çıkarırlar. Nazlı, güzel bir kız; çocukça savrukluğu, pervâsız cüretkârlığa hep kabahat işleyen, hırpalanan, hor tutulan, gene de ortalığa meydan okuyan hem zavallı hem girgin bir kız. İşte Yedi Peçeli bu pusuya düşer, sevdâlanır, evlenir. Baş başa verip üstün dünya kahramanını miskin ev hayatına nasıl bağlayabileceklerini keşfeden kadınlara alt tarafı için de yâni Yedi Peçeli'yi devamlı alakoymak ilmi için de tedbir gerektir. Gönül katmak, teslim olmak güç değil, asıl kadınlık mârifeti bundan ötede kendini göstersin... **Zühre'm, ne yazık bilemedin ki eşinin karşısında her erkek bir Yedi Peçeli, bir kahramandır! Aslında Sinan Ağa misilli cenk kaçağı, bir korkak, para canlısı bir nâdan olsa bile. Onu herkes, olduğu gibi görsündü. Fakat sen... Değil mi ki aşkın bin dallı mücevherle
Sayfa 198·Kitabı okudu
Dildar & Firuze
"Hava çok güzel değil mi?" Tüm vücudum ayaz vurmuş gibi titriyordu. "Güzel ablacım ama orası çok riskli," dedim ona doğru yavașça bir adım atarken. " Ayağın kayarsa düşersin." Düserse peșinden giderdim. "Hadi, in așağıya!" dedim ama sanki bir düğmeye basılmış gibi birden rul hâli değişti. Yüzündeki gülümseme soldu. "Annemin öldüğü gün de böyleydi," diyerek beni mahvetti. Hava mis gibi kokuyordu. Ben hep sevdiklerimizi kaybedince gökyüzü de bize eşlik eder zannederdim ama onu mezara defnederken saçıma bahar çiçekleri dökülmüştü." Duraksadı, bir an sonra çenesi titrerken cümlesini tamamladı: "Anladım ki kimse bizim yasadıklarımız için acı çekmiyor."
Sayfa 181 - Ephesus·Kitabı okudu
Aşk - Edebiyat - Roman
Sanma Şâhım Sanma şâhım sen herkesi sadıkâne yâr olur Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur Sâdıkâne belki ol âlemde bir dildâr olur Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur Yavuz Sultan Selim
Sayfa 216·Kitabı okudu
Şiir
zimanê te kuçkirina çaya qaçax e jê çend berdax sewt tên dagirtin? gef û gurên te li ser tirsên Şalheşîn in jê çend zaroyên çeqrût ditirsin? xemên te qirşikên di bin hêsîrê de ne jê çend mêrxasên dildar diafirin?
Kurdî