"Sen insanlara baktığın zaman üniformalar,
bayraklar ve din görüyorsun!"
-"Peki sen ne görüyorsun?"
-"İnsan, sadece insan.
Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan."
Nuran yatağına yattı. Tavana bakıyor.
"Hani işin vardı?" dedim.
Kızdı bana.
"Düşünüyorum ya, bu da iş," dedi.
Düşünmek ciddi bir işmiş. Hatta Nuran'ı düşündüğü için atmışlar buraya. Öyle söyledi. "Yanına yatıp senle birlikte düşüneyim mi?" diye sordum.
Güldü o zaman. Büyüyünce beni de içeri atarlarmış, çok düşünürsem. Sahiden atarlar mı İnci?
"Ben de ülkemden nefret ederek ayrılmıştım ama aradan geçen onca yıldan sonra anlıyorum ki hiç kimsenin toprağından tamamen kopmasına imkân yoktu. Ağaçlar, bitkiler gibi o toprağa dikilmiştik. Sürgünün en kötü yanı da buydu. Doğaya aykırıydı sürgün. Bu yüzden hepimiz perişan olmaya yazgılıydık. Mutlu sürgün yoktu ve olamazdı."