"Sonrasında da hayatıma çok az insan girebildi. Çok az kişiye açtım kapılarımı. Kurumsal hayat tam da istediğim hayat biçimini sundu bana. Birileriyle tanış ama samimi olma. Herkesin yüzüne gül ama kimseyle yakın olma. Anlatanların özel hayatını dinle ama kimseye kendinle ilgili hiçbir şey anlatma."
Dinle, canlıların iki yazgısı olabilir: Arı olarak doğanlar, gül olarak doğanlar. İşçi arılar kraliçeleri için ne yaparlar? Gidip bütün güllerden azıcık bal çalar, peteklerine götürürler. Peki, ya gül? Gülün balı kendindedir. Gül balı en sevilen, en değerli bal! Aşık olduğu en tatlı şey, içindedir zaten: Onu başka bir yerde aramasına gerek yoktur. Ama bazen yalnızlıktan iç çeker güller, o tanrısal varlıklar! Cahil güller kendi gizemlerini bilmezler. Bütün güllerin ilki Tanrı'dır.
İkisi arasında, gül ile arı arasında, bence daha şanslı olan arıdır. Sonra yüce bir şansı vardır Arı Beyi'nin! Örneğin, ben Arı Beyi olarak doğdum. Ya sen, Wilhelm? Bana kalırsa sevgili Wilhelm, sen en tatlı yazgıyla ve en acı yazgıyla doğmuşsun: Hem arısın sen, hem gül.
Yatmışsın her insanda bir hücre
Leyla mahzenlerde yıllanmış ciğerin
Gökdelenlerden geçit Yok fecre
Güz senin Mecnun sularda son konseri
Yanık yanık yutkunuşlar üzre
Dinle neyim
Kalbimi dinle neyim
Bu kıyamette sen sûr
Ben ölüm dinleneyim
Bir ilahide mahsur
Gaipten dinleneyim
Dinle neyim