Burası, auschwitz-birkenau Polonya'nın Oświęcim kentinde bulunan bir toplama kampı… 1939 yılında nazilerin, topladıkları yahudileri .ldürdükleri kamplardan sadece bir tanesi… Burada çocuk, kadın, erkek demeden yüzlerce, binlerce insanın gaz odalarında dakikalar içinde. Orada .ldürüldükleri yer…
en zor durumda bile umudunu yitirmeyen insanlar vardır. Lakin bundan daha zor bir durum var mı bilmiyorum ama dita kraus
ayakta kalabilmeyi, umudunu sonuna kadar sürdürmeyi bildi, başardı ve bu başarıyı kitaplarına, gizli küçük auschwitz kütüphanesine borçlu…
Ve auschwitz’de umut hep şöyle oldu : “ uyandığında bütün kötülüğün yok olacağını ve hayatın savaştan önceki haline döneceğini, sabah seherinde horozların öteceğini, etrafın taze ekmek kokacağını, sütçünün bisiklet zilini duyacaklarını düşünerek uykuya dalmıştı…”
Ama ne yazık ki bu kamptan geriye, binlerce yırtık ayakkabıdan oluşan bir yığın, iki ton insan saçı ve parçalara ayrılmış diş protezleri…
Dünyanın hiçbir yerinde ne nazi Almanyasında, ne Halepçede, ne hiroşimada , ne filistinde ne de hiçbir yerde hiçbir insan hatta hiçbir canlı bu işkencelere, bu katliamlara maruz kalmamalıydı, kalmamalı…
Ve son olarak yazarın dediği gibi “ bir mekanın seninle konuşmasını istiyorsan oraya gitmen ve sana diyeceklerini işitene kadar yeterince vakit geçirmen gerekir.” Bende auschwitz-birkenau Polonya’ya gidip o mekanla konuşacağım inşallah.