• Muazzez İlmiye ÇığUygarlığın Kökeni Sümerliler-1

    “Konu pek çok ve çeşitli olduğu İçin, çalışmamı iki cilde ayırdım”
    Diyor Sümeroloğ Muazzez İlmiye Çığ,ilk kitabı Uygarlığın Kökeni Sümerliler-1 Okudum.

    Dillerine uygun ilk yazıyı icat eden uygarlık Sümerliler,önce resim şeklinde başlamış,yazı ve taşlar üzerine kazılmış.Daha sonra Fırat ve Dicle’den getirilen balçık yazı malzemesi olarak kullanılmış.Resim yazısından çivi yazısına dönüşmüş.MÖ.2000 başlarında her konuda yazacak şekilde geliştirilmiş.
    Sümer tabletlerinin en çok bulunduğu yer zamanında kültür merkezi olan yüzyıllarca varlığını koruyan Irak’ta Bağdat’ın güneyinde eski adı Nippur yeni adı Niffer şehri harabeleriymiş.
    Bu kitaptaki konu başlıkları,belgelerin bulunuşu,yazı dilinin çözülüşü,Sümer diliyle,Türk Dilinin karşılaştırması,Sümer Edebiyatı,Sümer Efsaneleri,Sümer Destanları,Sümer İlahileri,Sümer Agıtları,Atasözleri ve Deyimleri,Tarihte ilk Kadın Şair olarak sıralanmış.

    Yazıları iki kısımdan oluşmuş,birincisi günlük ihtiyaca göre olan,kanunnameler,anlaşmalar ve tarihsel yazı metinleri.İkinciler ise İnsanın yaşadıkları hayal güçleriyle yarattıkları olayları anlattıkları eserler.
    Sümerlilerin edebi eserleri Ortadoğu halklarını etkisine almış,Tevrat ve Folklör yoluyla izleri zamanımıza kadar uzanmış.
    Sümerliler her konuyu şiir tarzında yazmışlar.
    Sümer belgelerinde yirmiye kadar efsane saptanmış.Bu efsanelerde rol oynayan Tanrılar yaratıcı ve yönetici olmak üzere ikiye ayrılmış.Gök tanrısı AN,Hava Tanrısı ENLİL,Su Tanrısı ENKİ,Ana Tanrıça NİNKİ diğer adı NİNHURSAG yaratıcı tanrılarmış.
    Yaz Emeş ve Kış Enten’in yaratılışını okurken,Enten koyun kuzu keçi oğlak doğurtuyor,Emeş ağaçları ve tarlaları meydana getiriyor.Her ikisi daha sonra ürünlerini hediye olarak Enlil’e sunuyor.Burda okurken Kabil ile Habil’e gitti aklım.Evet kavga ediyorlar fakat daha sonra barışıyorlar ve kutlama yapıyorlar.Kitabın genelinde ve Muazzez İlmiye Çığ’ın açıklamalarında da “Sümerlilerde öldürme yok diyor,Sümer öyküleri insancıl diyor” bu hissediliyor.
    Ur Sümerlilerin başkenti.Ur’da üç krallık kuruluyor.Sümerlilik Babil Kralı Hammurabi zamanına kadar sürüyor.Hammurabi bütün şehirleri kendi idaresine geçirip Sümerliliğe son veriyor.Sümer dili konuşma dili olmaktan çıkıyor ve yerine Sami dili olan Akadca geçiyor.
    Tanrıların yaşantısı kitapta önce düz yazı halinde daha sonra tabletlerdeki haliyle şiirsel verilmiş.
    Sümer Tanrıları içinde hakkında en çok öykü yazılan Aşk,Bereket ve Savaş Tanrıçası,Venüs Yıldızının simgesi İnanna,Sümerin neşesi,Ay Tanrısının kızı,Güneş Tanrısı Utu ve Yeraltı Tanrıçası Erişkigalin kardeşi İnanna.Akadlarda İştar,Musevilerde Astarte,Yunan’da Afrodit(Türkiye’de Banu Alkan ),Roma’da Venüs olarak çeşitli toplumlarda efsanelere konuk olan İnanna ve onun özellikleri kapsamlı olarak yer verilmiş bu kitapta.İlgimi çeken özelliği,iyi içki içip,hiçbir kadının yapmadığı erkeklerin yaptığı dönme dansını yapması(Mevlevi’lerin Sema ayinleri)
    Tanrı düzenini sağlayan,tanrısal bir gücün varlığına inanan Sümer yazar ve ilahiyatçılar bu gücü me adını vermişler.Yaklaşık 100 tane me yazılmış sadece 68 tanesi okunup anlaşılmış.Uruk şehrini geliştirmek için bilgeliğin Beyi Enki’den alıyor tüm bu Meleri İnanna.İyilik,adalet,rahiplik,çobanlık,savaş,korku,güç,düşmanlık,kavga,dövüş,çalgı,fahişelik,hadımlık,gibi...
    Tanrıça İnanna’nın Çoban Tanrısı Dumuzi’yle evlenmesi uzunca yer edinmiş,şiirleştirilmiş.
    Bu evlilik üzerine yazılan şiirlere Tevrat’ta Süleyman’ın Şarkılar Şarkısı bölümünde olduğunu ve nedeninin bulunamadığını söylüyor Çığ.Filistin düğünlerinde de söylendiğini ileri sürülmüş.İsa’nın her yıl yeryüzüne çıkması,bereket getirmesi inancıyla kırmızı yumurtalarla kutlanan Almanca Ostern, İngilizce Eastern ile Ülkemizde kutlanan Hızırellez şenliklerinin bu kutsal evlenme töreninin uzantısı olabileceğini söylüyor.Batı Anadolu’da Tahtakuşlar köyünde hızır şenliklerinin mezarlıkta kutlanmasını Dumizinin yerden çıkması ile özdeştiriyor.
    Destanlar bölümünde ölümsüzlüğü arayan Gılgameş(ilk okuduğum kitabı) ve tufan anlatıyor.
    Ağıtları,mersiyeleri ,Atasözleri ve Deyimleri anlatılıyor toplamda 129 tanesi var kitapta.
    Çöl matarası adamın hayatı, papucu adamın gözü, oğlu sığınağı, karısı geleceği, kızı adamının üzüntüsü(evlenmesi yüzünden) gelini şeytanıdır.
    Kocam benim için toplar, oğlum benim için yığar. Keşke sevgilim de balıktan kılçığı çıkarsa!
    Annenin sözünü tanrının sözü gibi kulak ver.
    Borç almak sevişmek gibi kolaydır, fakat onu geri ödemek çocuk doğurmak gibi zordur.

    Muazzez İlmiye Çığ,bir Cumhuriyet kızı,aydın bir Türk kadını ve Atasözleri bölümünü “ Ölümsüz Atatürk’ü kanımca tam olarak niteleyen çok anlamlı bir Sümer atasözü ile bitiriyorum.”diyor.

    BİLGE KİŞİ KARANLIKTA IŞIK,ÇIKMAZ SOKAKTA YOL BULANDIR.
  • Fransız şair Gouthier savaş zamanında şöyle diyor: 'Ben uyumayı oturmaya, oturmayı ayağa kalkmaya, evde kalmayı sokağa çıkmaya tercih ediyor ve böylece bütün dünyayı sardığını söyledikleri savaştan haberdar olmuyorum. Tabii bir kurşun evimin penceresinin camını kırarsa durum değişir.'
  • "Diyelim sapına kadar şair
    bir herif çıkmış ortaya
    Çakmak çakmak gözleri
    Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
    Herkes orda sen de ordasın
    Herif bizden söz ediyor
    bu ülkenin çocuklarından
    Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
    Özgürlüğe mutluluğa doğru
    Her işin başında sevgi diyor
    Gözlerin yağmurdan sonra
    yaprakların yeşili
    Bi de başını çeviriyorsun ki
    Yanında ben varım"
  • Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya  Çakmak çakmak gözleri 
    Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı 
    Herkes orda sen de ordasın 
    Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından  Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim 
    Özgürlüğe mutluluğa doğru 
    Her işin başında sevgi diyor 
    Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili 
    Bi de başını çeviriyorsun ki 
    Yanında ben varım 
    Can Yücel
  • Şair diyor ya adında gördüm harflerin gülüştüğünü.
    Yüreğimin içindekiler ömürlük bir şiirin yazılmamış heceleri...
  • Diyor ya şair: “Bize bir Nazar oldu.” diye. Azar azar kaybediyoruz kimliğimizi. Unutuyoruz, unuttukça yozlaşmanın kıyısına yaklaşıyoruz.”