doğa

doğa
@dogabasarr
... çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerindeki hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.
Sayfa 37 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Ekmek şarap sen ve ben bir de sabahın dördü dışarda kar odamız ılık gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığınıkıskandım Gogen’i Tahitilim terlemiş vücudunu silerken cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum güneşi doğurmuştu ölü cisim martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında nefesin vücudumu yakıyordu yer yer sam yelim sahra-i kebirim kahrettim her şeye o gün babanın şarap çanağına, Gogen’e, kadere, sana, bana, bir de gittiğin arabanın tekerinene diyordum arkadaş…. diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim ama içerken düşünmem neden içiyorum diye daha sonra yaparım hayatın felsefesinisırayla olurum Fatih, Selim, Kanuni bazen kadın hamamında tellak…. bazen Christoph Colomb Napolyon’ken düşünürüm Elbe’de geçen günleri Timur’ken Beyazıt’ı yenişimi…. bir kere Aristo’nun hocası olmuştum ona verdiğim dersle gurur duymuştum
Gözyaşlarınla doludur, kahkahaların yükseldiği kuyu. Nasıl olurdu başka türlü? Varlığını ne kadar derin kazarsa elem, o kadar çok mutlulukla dolarsın Çömlekçinin fırınında yanmamış mıdır, şarabını doldurduğun kadeh? Ve ruhunu okşayan lavta, bıçakların oyduğu aynı ahşap değil midir? Ne zaman mutlu olsan, kalbinin derinliklerine bak, göreceksin sana mutluluğu bağışlayan elemi.
"Sizlerden bir şeyler beklediğim anlaşılmıyor mu? Neden susuyorsunuz?" Albay güldü: "Istırabına hürmeten susuyoruz oğlum."
Sayfa 304
"Mutluluk, bir yerde ve her yerde, hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir."