Hareket, içsel bir halin, bir kuvvetin kendinden çıkıp dışa yayılması halinde doğar. Kendinden çıkabilmek için, önceden kazandığı bütün eğilimlerle, bütün uzvî alışkanlıklarla bu içsel çabanın mücadele etmesi gerekir.
Bazıları sağır, dilsiz ya da kör doğar. Bazıları ise nahoş bir şaşılıkla, tavşan dudakla ya da suratlarının tam ortasında iğrenç bir doğum lekesiyle ilk çığlıklarını atar. Bazılarının da çarpık bir ayakla, hatta yaşamadan ölmüş bir uzuvla dünyaya geldiği de olur.
Hayal ne kadar hayal olsa yine az çok hakikatten doğar. Hakikati hayalden, hayali hakikatten ayırmak yeteneğini kazanmak pek çok derin düşünmeyle edinilmiş tecrübeye dayanır. Bundan dolayı hakikate benzer çok hayaller, hayale benzer çok hakikatler bulunduğunu hiçbir zaman dikkatten ve mantıktan uzak tutmamalıdır. 
Sayfa 58 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu