İngiliz çocuk doktoru Roy Meadow, bebek ölümleriyle ilgili olarak Meadow kanunu olarak bilinen kanunun temelini oluşturdu: "Tek bir ani bebek ölümü trajedidir, iki tanesi şüphelidir, üç tanesi aksi ispatlanana dek cinayettir."
Sayfa 285·Kitabı okuyor
Psikoloji
Belki bu tedavinin biraz daha fazlası hastayı da, doktoru da öldürebilir!
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Uzunca bir hidayet öyküsü…
Eşim ilk evladımızı doğurduğunda daha 30’uma gelmemiştim. Hala o geceyi hatırlarım. Bütün geceyi arkadaşlarımla geçirmiştim. O gece, gereksiz konuşmaların olduğu ve arkadaşlarımı güldürmek için çeşitli saçmalıklar yapıyordum. O zamanlar diğer insnaları etkileme ve güldürme gibi ilginç bir yeteneğe sahiptim. Taklit edeceğim insnanın sesine uygun olarak sesimi değiştirebiliyordum. Kimse benim alaylarımdan kaçamazdı, arkadaşlarımla bile alay ederdim. Sonra bazı insanlar zamanla dilimden kurtulmak için benden uzaklaşmaya başladılar. Tam o gece pazarda dilenen kör bir adamla dalga geçmiştiğimi hatırlarım. Daha da kötüsü ona çelme takarak düşürdüm ve o kör adam ne söylediğini bilmeyerek kafasını sağa sola döndürmeye başladı. Her zaman ki gibi evime geç saatte döndüm ve karım beni bekliyordu. Eşim korkunç bir durumdaydı ve titrek bir sesle “Raşid… Neredeydin ?” diye sordu. “Marsta olacak halim yok ya, arkadaşlarla beraberdim” diye cevapladım. Oldukça hassas durumda olduğu belli olan ve göz yaşlarını zor tutan eşim; “Raşid, çok fazla yorulmaya başladım ve sanırım evladımız yakında doğacak.” dedi ve sükunet içinde bir gözyaşı yanaklarından süzüldü. O an eşimi ihmal ettiğimi hissettim. Bu zamanlarda dışarılarda gezmek yerine onun yanında olmalıydım çünkü eşim hamileliğinin dokuzuncu ayını doldurmak üzereydi. Sonra eşimin sancıları başladı ve hiç zaman kaybetmeden onu hastaneye götürdüm. Hemen eşimi doğum odasına aldırlar ve uzun süre acı işçinde o odanın içinde kaldı. Ben dışarıda onun doğum yapmasını bekledim fakat doğum zordu yine de sızana kadar bekledim. En sonunda hastaneye telefon numaramı bırakarak eve gittim iyi haberleri bana söylemelerini istedim. Aradan biraz süre geçtikten sonra hastane çalışanları bana Salim’in doğumunu müjdelediler. Hastaneye geri döndüm ve
'Burada bir yedek subay arkadaş vurulmuştu.' Sarp kayalıkların göründüğü bir başka resme işaret ediyor: 'Onu kurtarayım derken az kaldı kendim vuruluyordum. Birliğin doktoru korkup bir mağaraya saklanmış, Ahmet de can çekişen yedek subayla baş başa kalmış. Kurtarma helikopterinin yetişmesi beş saat sürünce, yedek subayın cenazesini koyabilmişler araca..
Sayfa 9 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
"Çok fazla ağladığım için annem doktoru aramıştı. Sanki doktor beni düzeltebilirmiş gibi."
Alıntı
Meğer benim bildiğim Venedikli ressamdan alıyor ismini kayık tabakta sunulan sayın carpaccio. O zamanlar Venedik’te Nani Mocenigo isimli bir kontes varmış, boğazına düşkün olmalı ki, bir gün doktoru ona, daha önce yediklerini yeterli bularak, kimi gıdaları yasaklarken, pişmiş eti yasaklamayı da ihmal etmemiş. Kontes bu işe çok bozulmuş. Ve fakat aşçıbaşı çiğ dana etini incecik, ne redeyse saydam dilimler halinde kesip bir kayık tabağa dizmiş, üstüne zeytinyağı gezdirmiş, kimi otlar serpmiş ve kontese sunmuş. Bu tabak karşısında çok keyiflenen et özlemli kontes, zamanın ünlü ressamının bir tablosu kadar güzel bulduğu bu tabağı görünce: - Sanki bir Carpaccio!