Puan vermedi·280 syf.··
2026 16. kitabı
Reading witcher in english is fascinating. Even though its translated directly from Polish, English sometimes flattens the raw, gritty Slavic wit, but the dark atmosphere still punches through. I love how this book tears down pretty fairy tales. It shows a magical world ruined by ugly human realities such as injustice, racism, and violence. It proves that no matter the universe, human nature always brings the same disgusting problems. Since I’ve played all the games, I didn't have to build this world from scratch. I felt like I was returning home, totally immersed from page one. Plus, every character is so distinct you instantly adopt them. Dandelion, especially, is brilliant, his dramatic bard energy perfectly balances the grim reality. The core of the book for me is Geralt. He acts like a heartless mutant who only kills for coin, forcing himself to believe he has no feelings because society expects him to be cold. But underneath, he is incredibly soft hearted. I related to him deeply. People often call me emotionless too. But I know how much I actually care. When it matters, sometimes I act way more thoughtful and genuinely considerate than the people who constantly brag about how sensitive they are. Like Geralt, being guarded doesn't mean you don't feel. Some dislike that this is just a collection of scattered short stories, but I think it’s the perfect, low pressure gateway into the universe. It’s a fun, easy read that makes you feel both the darkness of the world and the hidden warmth of its hero.
The Last WishAndrzej Sapkowski · Gollancz · 20204,277 okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:30
SPOİLER İÇERİR! Birinci kural: Kurallara uy. Üçüncü kural: Babagoo her zaman haklıdır. Dördüncü kural: Sadece Babagoo'ya inan. Beşinci kural: Korkunç kulak ver. Altıncı kural: Hiçbir işaretin olmaması bir işaret olabilir Yedinci kural: Asla dolaba dokunma. Sekizinci kural: Binlerce gün Dışarda'n gelmesem bile beni aramaya gelme. Dokuzuncu kural: Açgöz gelince saklan. Onuncu kural: Ortalıkta başıboş dolaşma. On birinci kural: Şişen hayvanlardan uzak dur. On ikinci kural: Asla duvarın üzerine çıkma. On dördüncü kural: Günlük işleri tamamlamak gerekiyor. On beşinci kural: İçeri'yi onun bizi koruduğu gibi koru. On altıncı kural: Bıçağını unutma. Yirmi birinci kural: İçerideki hayvanlara asla zarar verme. Yirmi ikinci kural: Geceleri Yuva'dan çıkmak yok. Yirmi dördüncü kural: Yükseklere çıkma. Yirmi altıncı kural: Tuzakların görünmediğinden emin ol. Yirmi yedinci kural: Kakaları bırak ama onları aynı yere yığma. Yirmi sekizinci kural: Eğer bir Dışarılı seni görürse İçeri'den uzaklaş ve güvende olana kadar saklan. Yirmi dokuzuncu kural: Bir Dışarılı seni yakalarsa boğazını kes, üzerini çöplerle ört. Sonra mümkün olduğu kadar hızlı ve dikkatli bir şekilde İçeri'ye dön. Otuzuncu kural: Buzdolabının kapısını her zaman kapalı tut. Babagoo, Landfill’i Dışarı'daki tehlikelerinden korumak için sert kurallar koyuyor ve ona dışarısı hakkında korkutucu hikayeler anlatıyor. Ancak Landfill büyüdükçe, her çocuk gibi sınırların ötesini merak etmeye, Babagoo’nun otoritesini ve "İçeri'yi ve bizi korumak için söylenen yalanları" sorgulamaya başlıyor. ... Modern dünya bize sürekli tüketmeyi ve eskiyen her şeyi arkamıza bakmadan fırlatıp atmayı öğretiyor. Peki, bizim "çöp" deyip geçtiğimiz o atıklar, bir başkasının tüm evreni olsaydı? Darren Simpson, Çöpçüler romanında tam olarak bu sorunun
ÇöpçülerDarren Simpson · Genç Timaş Yayınları · 2020674 okunma
Reklam
Gir içeri, kır dizini, dön önüne kız Sıdıka ...
Puan vermedi·224 syf.··
2026 93. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:18
Sıdıka 'yı bitirdim. Çok güzeldi. Dizisini de zamanında çok severek izlerdim ve dizide karakterlerin neredeyse birebir aktarılmış olduğunu görmek ayrıca hoşuma gitti. Okurken aklımda sürekli Fyodor Dostoyevski 'nin Yeraltından Notlar kitabında geçen şu sözü yankılandı durdu: "Aşırı bilinç bir hastalıktır; gerçek, eksiksiz bilinç ise düpedüz bir hastalıktır." Ah Sıdıka... Senin kadar çok bilmek, her şeyi bu kadar derinden görmek hayatı ne yazık ki kolaylaştırmıyor. Bir de üzerine böyle bir ailede doğmuş olmak... Tam bir lanet. Senin gibi biriyle gercekten tanısmak ve hatta sana sarılmak isterdim Sıdıka. Atilla Atalay nin yarattığı bu karakter başına bir başarı. Hem komik, hem zeki, hem hazır cevap hem de fazlasıyla bilinçli. Normalde bu kadar düşünen karakterler sıkıcı olabilirdi ama Sıdıka tam tersi. En ciddi konuları bile öyle eğlenceli, öyle kendine has bir dille anlatıyor ki bir yandan kahkaha atarken bir yandan da durup düşünüyorsunuz. İşte onu özel yapan da bu sanırım.
Edebiyat
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,041 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2026 61. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:56
I like not knowing about some things. Yes. I like it. Because it feels comfortable to me. I take refuge in the comfort of saying "I don't know." I read the Elephant Man story for the first time in this book. But I didn't know it was a famous story and based on a true event. Absolutely. So I'm glad I read it without knowing anything about it. Because it didn't affect my feelings. I did a simple reading and I have simple feelings. Not exaggerated. The Elephant Man was a human and never a creature. Monster or creature. He was human. What about the other people? They are prejudiced. As always. I think the real creatures are the other people. Because they wounded a wounded person again and again. That evil requires having an evil heart. Right? Clear... Apart from that. The book is very easy to read because when I didn't know a word, I looked up its meaning on the next page. It was very comfortable. I didn't use a dictionary. Besides, this was a first-level reading. Beginner level. I will watch the movie. Of course, I will watch it in English. Because I made a promise to Professor Akif. Just like he promised Fuat Sezgin. I know I'll always be grateful to him. That's it. That's all I know. I had a crazy idea today. I've been reading Harry Potter for 23 years. It's time I started reading it in English. That's real magic!
Edebiyat
Türkçe İngilizce Karşılıklı Hikayeler (10 Kitap Takım)Özer Kiraz · Özer Kiraz Yayınları · 20251 okunma
Sahil kənarında etiraf
9/10
·196 syf.··
2026 13. kitabı
Həm hekayənin daha da dərinləşməsi, həm də obrazların hisslərinə nəzər salması məni olduqca şad etdi. Bu səbəbdən əslində qiymətim 4.5☆-dur. Lakin burda yarım bal vermək olmur, təəssüf ki. Obrazımız ölü bir bədənə keçən bir canlı olsa da, artıq insani dəyər və duyğuları anlamağa, iliklərində hiss etməyə başlayıb. Bunu son bölümdə görmək mümkündür. Yoshiki ilə danışanda sevgidən bəhs etməsi elə bunun ən böyük nümunəsidir. O bir hissə sahibdir ki, ona zərər verməkdən çəkinir və beləcə dağlara geri qayıtmaq istəyir. Biz də eynilə Hikaru kimi sevdiklərimiz üçün daha yaxşısı oldusun deyəv ya qorumaq məqsədli özümüzü uzaqlaşdırırıq. Bu nə qədər ağrılı bir prosses olsa da, bəzən edəcək başqa bir seçim şansı qalmır insanın əlində. -"An' I— well, being with you has been so much fun... I might just be subatitute fer Hikaru but— you've done so much fer me. I love you, Yoshiki. I don't know what this feelin' is, if it's romantic love or platonic love. But no matter what, that's how I feel."—Hikaru
光が死んだ夏 5 [Hikaru ga Shinda Natsu 5]Mokumokuren · 角川 [Kadokawa] · 202438 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 41. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 20:01
Hikmet Benol, sen kimsin, neden bu kadar karışık senin zihnin, bu kadar oyunu, bu kadar sahneyi nasıl tasarladın? Sevgi'de sevgiyi, Bilge'de anlayışı, Hikmet Tambay'da otoriteyi, onaylanmayı ve her karakterde ayrı bir özelliği anlatır Atay. İronik bir dille bürokrasiyi, köhneleşmiş yapıyı, bulaşık yıkarken zihnindeki karmaşayı, sayıların bile onu kurtaramayacağını, mahşerin dört atlısının etrafımızda salındığını, Kleopatra'nın aslında Antonius'a değil güce aşık olduğunu anlatır. Mahalle baskısını, aldatma ve ihaneti, insanların birbirini ahlaksızlığa sürüklemesini bir oyuna konu ederken, en son vurucu darbeyi son akşam yemeğine saklar. Son akşam yemeğinde İsa'ya yapılacak ihanet konuşulur. Hikmet Benol da bu yemekte kendi yalnızlığının, anlaşılmayışının ve maruz kaldığı toplumsal ihanetin hesabını sorar. Bu yemek dış dünyayla kurduğu son bağdır. Atay, Tehlikeli Oyunları yazarken en çok Hamlet'ten etkilenmiştir. Bazı sahneler bize Don Kişot'u hatırlatır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü de yine bu kitap için önemli bir etkileşimdir. Mutlaka okunmalı...
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Reklam
Reklam