İnsan düşünen bir dizgi hatasıdır…
Ah benim patavatsız, kör cahil sevgilim, bizi dünyanın hâkimi yapan yeteneğimiz budur, geçmişi yeniden kurma; böylece kanılarımızın değişkenliğini, sevgilerimizin beyhudeliğini kanıtlamış oluruz. Pascal, insanın düşünen bir kamış olduğunu söylemiş. Yanlış, insan düşünen bir dizgi hatasıdır. Hayatın her dönemi, bir öncekini düzelten yeni bir basımdır ve her dönem, bir sonraki tarafından düzeltilecektir; ta ki nihai basım yapılana kadar - ki yayıncı bu basımı kurtlara adamıştır.
"Gaziler" Bir dönem Britanya İmparatorluğu'nun parçası olmuş topraklar arasında Hindistan, Kipling için daima farklı bir anlam ifade etmiştir. 1865 yılında Mumbai'de dünyaya gelen Kipling, beş yaşında Hindistan'dan ayrılsa da hayatının ilerleyen dönemlerinde Hindistan onun daimi ilham kaynağı olmaya devam edecektir. Kipling bu şiiri, 1857 yılında patlak veren ve "Hint Ayaklanması" olarak bilinen isyanın ellinci yıl dönümünde isyanın bastırılmasında emeği geçen Britanyalı askerlere bir saygı duruşu olacak şekilde kurgulamıştır. Genel anlamda savaş gazileri, Kipling'in imgeleminde çoğunlukla hakkı verilmemiş, unutulmuş kahramanlar olarak yer alır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Zaman: Olayların birbirini izlediği sonsuz bir ortam olarak düşünülen soyut, temel kavram. Şimdinin geçmiş olmasını sağlayan ve çoğunlukla dünyayı, varlıkları etkileyen bir güç olarak düşünülen kesintisiz hareket. Ölçülebilir bir nicelik olarak düşünülen süre. Bu sürenin belli bir olayın, bir eylemin gerçekleştiği sınırlı bölümü. Önceden saptanmış ya da uygun olan an. İçinde yaşanılan dönem. Dünyada yayımlanan saat işaretlerini düzenleyen kabul edilmiş uluslararası kurallara göre saat işaretleriyle yayınlanan zaman ölçe­ ğine eşgüdümlü evrensel zaman denir. Gökmekaniğiyle, özellikle de ayın hareketlerinin incelenmesiyle elde edilen sonuçlardan çıkarılan zaman ölçe­ ği gökgünlüğü zamanıdır. Hileyle satılan maldan zarar gören müşterinin zararını sabcının karşılayacağına kefil olmasına zaman-ı gurur denir. Sahibinin izni olmadan kullanılan malın kullanma bedelinin ödenmesi ise zaman-ı menfaattir. Bir makine üzerinde bir parçayı işlerken aynı parçayı ya da bir başka parçayı bir başka işleme hazırlama zamanına gizli zaman denir. Bir kumanda zincirinin ya da bir ayarlama döngüsünün bir öğesi için, bir giriş işaretinin uygulanmasıyla buna denk düşen çıkış işaretinin başlangıcı arasında geçen zamana ölü zaman denir. Ölü zamanlar döngülü sistemlerin kararsızlık nedenlerinden birini oluşturur. Kant'ta zaman bütün sezgiler için temel işlevi gören zorunlu bir tasarımdır. Hegel'de zaman fiilen var olan kavramın kendisidir. Bu bakımdan zaman her türlü hakikatin evetlenme yeridir. Zaman belki de tanrının ta kendisidir.
Alıntı
İnsanın hayatta tekrar tekrar duyduğu bir ifadedir; " Bu sadece bir dönem; geçecek," derler.
Sigmund Freud ve Derrida
... Freud'un geç dönem yapıtlarının mesajı o zaman şu olacaktır: Nihayetinde insanların kaderini belirleyen bilinçdışı değildir; gerçekten önemli olan, baskın düşüncelerin kökenini saklayan kılık değiştirmedir.
Sayfa 37·Kitabı okuyor
"İBDA" KELİMESİNİN MÂNÂLARI...
(...) İBDA… Osmanlı döneminde kullanılan üç ayrı kelimedir. Bunlardan birincisi ve ikincisindeki d sesi “dal” harfi ile, üçüncüsündeki ise “dad” harfi iledir. Birincisi “hemze” ile, ikincisi ve üçüncüsü ise “ayn” harfi ile biter. Yâni bunlar, ilk ikisi birbirine çok yakın üç ayrı kelimedir ve üçünün de birden fazla anlamı vardır. İzhar etmek, meydana çıkarmak, görünüşe çıkarmak. Bir yerden bir yere çıkmak. Yaratmak, yokluktan varlığa çıkarmak. Numûnesiz, örneksiz bir şey yapmak… Cenab-ı Hakk’ın vasıtasız, maddesiz, zamansız, mekânsız yaratması ve icadı. Eşi ve benzeri olmayan bir eser ortaya koymak. (İbda, icad, ihdas, ihtira, sun’, halk, tekvin kelimeleri sinonim, yâni tenasüblü kelimelerdir.) Edebiyatta; geçmişte benzeri olmayan bir şiir söylemek… Sanatta; benzeri olmayan mükemmellikte sanat eseri. (İbda yapabilene “mübdi”, eserlerine “bedia” adı verilir.) Bir şeyi parça parça etmek. Sorulan soruya güzel cevab vermek. Kandırmak. İktisatta; birisine, kâr tamamen kendisine ait olmak üzere sermaye vermek. (Fıkıhta bu son anlamı kullanılmıştır; eskiden birisine faizsiz kredi sağlanır, bununla yapacağı işte kâr tamamen onun olur, krediyi sağlayan veya borç veren ise belli bir dönem sonunda verdiğini alırdı; buna ‘ibda’ denilirdi.) [...] Birinci kelimenin ebced değeri 8’dir. Bu anlamıyla; şaheser, fikir, başlangıç, ilk, insan-ı kâmil, kahraman, kardeşlik gibi kavramlarla tabiri vardır. İkinci kelimenin ebced değeri, 78’dir. Bu anlamıyla; hakîm (hikmet sahibi), hekim (doktor), fikir topluluğu, galib, muztarib, hapis, aslan yatağı, eş, rüya gibi kavramlarla tabiri vardır. **Üçüncü kelimenin ebced değeri, 808’dir. Bu anlamıyla; öncü kuvvetlerin eğitimi, yüksek şeref, ayaklanma, iki âlemin arası, taç giyme gibi kavramlarla tabiri
İbda Diyalektiği -Kurtuluş Yolu -IV-, 14 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
İBDA Diyalektiği