(...) İBDA… Osmanlı döneminde kullanılan üç ayrı kelimedir. Bunlardan birincisi ve ikincisindeki d sesi “dal” harfi ile, üçüncüsündeki ise “dad” harfi iledir. Birincisi “hemze” ile, ikincisi ve üçüncüsü ise “ayn” harfi ile biter. Yâni bunlar, ilk ikisi birbirine çok yakın üç ayrı kelimedir ve üçünün de birden fazla anlamı vardır.
İzhar etmek, meydana çıkarmak, görünüşe çıkarmak. Bir yerden bir yere çıkmak. Yaratmak, yokluktan varlığa çıkarmak. Numûnesiz, örneksiz bir şey yapmak…
Cenab-ı Hakk’ın vasıtasız, maddesiz, zamansız, mekânsız yaratması ve icadı. Eşi ve benzeri olmayan bir eser ortaya koymak. (İbda, icad, ihdas, ihtira, sun’, halk, tekvin kelimeleri sinonim, yâni tenasüblü kelimelerdir.)
Edebiyatta; geçmişte benzeri olmayan bir şiir söylemek… Sanatta; benzeri olmayan mükemmellikte sanat eseri. (İbda yapabilene “mübdi”, eserlerine “bedia” adı verilir.)
Bir şeyi parça parça etmek. Sorulan soruya güzel cevab vermek. Kandırmak. İktisatta; birisine, kâr tamamen kendisine ait olmak üzere sermaye vermek. (Fıkıhta bu son anlamı kullanılmıştır; eskiden birisine faizsiz kredi sağlanır, bununla yapacağı işte kâr tamamen onun olur, krediyi sağlayan veya borç veren ise belli bir dönem sonunda verdiğini alırdı; buna ‘ibda’ denilirdi.) [...]
Birinci kelimenin ebced değeri 8’dir. Bu anlamıyla; şaheser, fikir, başlangıç, ilk, insan-ı kâmil, kahraman, kardeşlik gibi kavramlarla tabiri vardır.
İkinci kelimenin ebced değeri, 78’dir. Bu anlamıyla; hakîm (hikmet sahibi), hekim (doktor), fikir topluluğu, galib, muztarib, hapis, aslan yatağı, eş, rüya gibi kavramlarla tabiri vardır.
**Üçüncü kelimenin ebced değeri, 808’dir. Bu anlamıyla; öncü kuvvetlerin eğitimi, yüksek şeref, ayaklanma, iki âlemin arası, taç giyme gibi kavramlarla tabiri