Avrupalı da ölçü ve itidal denen Meleke gelişmiştir çocukları bile bizimki kadar bağırıp çağırmaz. Üniversite koridorları bizimki gibi pazar yerine benzemez ve böylesine ölçüsüz yergi ve övgüler de gülünç görülür. Gazetelerdeki ak ve kara usteli ilanlarla Avrupa demokrasisine girilmez.
Alpheus avlanırken orman perisi Arethusa’ya âşık olur. Peri, Alpheus’un yakarışını kabul etmez, ondan hep kaçar ve sonunda Ortygia adasında bir pınara dönüşür. Bu olayın Alpheus’a verdiği keder öyle acıdır ki o da Elis’te bir nehre dönüşür. Ama aşkını unutmaz ve o pınarla deniz altında birleşir.
Bu gibi ölümlerin öğrettiği dersi mühimsemek zor bir iştir; fakat hiçbir kimse bunu küçümsememelidir; çünkü bu, büyük ve âlemşümul bir hakikattir, ölüm her genç ve masum insanı pençesinesine alıp bu nahif ten kafesinden ruhu ayırdığı zaman; merhamet, hayır ve muhabbet şeklinde tezahür eden nice faziletler, dünyamızı takdis eder. Bu gibi taze kabirlere fânilerin döktüğü her göz yaşından bir iyilik doğar; daha yumuşak bir kalb tahassül eder, ölümün kuvvetli ve tahripkâr pençesine meydan okuyan yeni ve parlak hilkatler zuhur eder ve ölümün karanlık yolu cennete gidene ışıklı bir yol olur.
Bir nevrozdan kurtulabilirsiniz ama bunu Kendi kendinize tedavi edemezsiniz. Bir çocuğun yıpranmış silinmiş hor görülmüş bir köşeye atılmış ve sözü edilmemiş bütün temel özellikleri 50'lik bir adamda yaşar durur.
Biliyor artık yolculuk bitti bu soylu müziğin dalgaları ve parlak ışık demetinin buz saçan donukluğu altında canlıların dünyasından ayrılmaları gerektiğini anlıyor. bu kalıp tümce öfkeli bir sağanağa yakalanmış cam gibi içerden buğulanan beyninin kıvrımlarında baş döndürücü bir hızla dönmeye başlıyor ansızın canların dünyasından ayrılmak canlıların dünyasından ayrılmak.