Rivayet edilir ki, Süheyb-i Rumi Medine-i Münevvere'ye hicret etmek istediğinde Kureyş müşriklerinden bir grup onu geri çevirmek için arkasından yetiştiler. Bunun üzerine bineğinden inip çantasındaki okları çıkarttı, yayını aldı ve şöyle dedi: Ey Kureyş topluluğu! Benim, sizin en iyi okçunuz olduğumu biliyorsunuz. Allah'a andolsun ki, çantamdaki okları atıp bitirinceye kadar bana yaklaşamazsınız. Sonra, kılıcımdan elimde bir parça kaldığı müddetçe sizinle savaşırım. Ondan sonra bana istediğinizi yapın". Müşrikler: "Sen bize geldiğinde hiçbir şeyi olmayan fakir ve zayıf birisiydin. Şimdi zenginsin! dediler. Bunun üzerine Süheyb: "Malımın yerini size söylesem beni serbest bırakır mısınız?" dedi. Müşrikler: "Evet" dediler. Süheyb onlara Mekke'deki malının bulunduğu yeri söyledi. Medine'ye geldiğinde Rasulallah (s.a.v.)'ın huzuruna girdi. Rasulallah (s.a.v.) ona: "Alışverişin karlı olsun Ya Süheyb!" diye dua etti. Bunun üzerine Yüce Allah bakara 207. Ayeti indirdi.
Sayfa 240 - Ensar vakfı yayınları (kitap)
Alıntı
Amiral Sir Henry Woods anlatıyor:
“…Sadrâzam ve nâzırlar tebriklerini arz etmiş, en kıdemli vezîrlere sıra gelmişti ki, ortadaki muazzam âvîzenin zangırdadığını duydum. Baktım, dîğer âvîzeler de sallanıyordu. Büyük âvîzeden büyük bir parça kopmuştu, teşrîfât-ı umûmiyye nâzırı Vezîr Münir Paşa’nın tepesine düşmek üzere idi. Zemînin, ayağımın altında gidip geldiğini hissettim. Japonya’da ve Güney Amerika’da pek çok zelzele görmüştüm. Zelzele olduğunu hemen anladım. Sıvalar düşmeye ve pencere camları çatlamaya başladı. O anda büyük panik oldu. Sivil ve asker, Dolmabahçe Camii avlusuna açılan pencerelere koşup oradan dışarıya atlamak istiyorlar, tavanın başlarına yıkılacağından korkuyorlardı. Heyecanını gizleyen ve îtidâlini kaybetmeyen tek şahıs, II. Abdülhamîd idi. Yaşlı hâriciye nâzırı Saîd Paşa ile birkaç kişi, padişaha, salonu terk etmesi için yalvarıyorlardı. II. Abdülhamîd, kulak asmadı. Tahttan kalktı. Hünkâr başimâmını çağırdı. Duâ etmesini emretti. İmâmın dâvûdî sesiyle yaptığı duâyı hiç unutamayacağım, tüylerim diken diken oldu. Duâ bitti ve zelzele de bitti. Padişah, muâyedenin devamını irâde etti. Hiçbir şey olmamış gibi tebrikleri kabûle devâm ediyordu. Ama kısa fâsılalarla yer sarsıntısı devam ediyordu ve herkesin korkudan benzi solmuştu. Tavana yakın husûsî bölmelerdeki elçiler, korkudan ne yapacaklarını şaşırmışlar ve paniğe kapılmışlardı.”
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Son
Kasyun Dağı'nın ardından Şam'da son olarak Abdülhamid Han tarafından Müslümanlar arasındaki irtibatı güçlendirmek için inşa edilen Hicaz demiryolunun Şam durağını ziyaret ettik.Abdülhamid Han'ın hayallerini torunlarının gerçekleştirebilmesi için dua edip İstanbul'a doğru yola çıkarken Suriye gözüme acılar ve yıkıntılar arasından ayağa kalkmaya, kendini de doğrultmaya çalışan yaralı bir insan gibi görünüyordu.
Sayfa 192·Kitabı okuyor
Alıntı
"Dua da kaderi değiştirmez, ama o da kaderdendir" İbn Arabi
Sayfa 92·Kitabı okuyor
Din
Zengin Ölüm
“En son o gelir de / İnsan ne çabuk ölüyor be Mevlana / Hiç tanımadan kendini / Ve tanışamadan / Kendi gibilerini / Gidip gömüyor elleriyle // Bilirim / İdris Nebi keser kefeninin bezini / Itırlar kokular gül şehrinden gelir / Erken değildir artık gidişin / Yalnızca küçük bir sızı / İçimize ektiğin / Öyle ki hiç bırakmayacak peşimizi / Öğrendik şimdi / Kime zengin dendiğini / Mevla öyle güzel bir kalp vermiş ki sana / Başka şeyden ölecek değildin ya / Ama bağlamasaydı bunu elli altıya / Birkaç düş daha ekerdin toprağımıza / Nasıl olsa bitmeyecek gürültüsü dünyanın / Sen gittikten sonra da / Ne zaman geleceğini bilmediğin / Bir pazartesi ertesinde / Başımızı yana eğip / Düştük yoluna Eyüp Sultanın / Bütün dillerde inandık sana / Ama yalan değil gidişin / Endişelenme/ Söylediğin şarkıları / Uçurtmalar mırıldanıyor/ Gökyüzünde/ Biz şimdi yeşil elma yiyip / Dua ediyoruz ardından / O yıldız terk etmedi bizi/ Çevirip baktığımızda başımızı/ Daha parlak göz kırpar çocuklara.../ -ardından ağlamasam olmaz mı-"
Sayfa 267 - Yunus Özdemir·Kitabı okuyor
"Günahları bağışlayan cömert Rab sensin. Sen benden başka azap verecek birisini bulursun ama ben senden başka bağışlayacak birisini bulamam. Sen azabıma muhtaç değilsin ama ben senin merhametine muhtacım. O halde sana olan ihtiyacım ve senin bana muhtaç olmamanla, benim üzerimdeki kudretin ve senden kaçamamamla senden diliyorum ki bu duam senden icabet bulan bir dua, bu makam senden merhamet bulan bir makam, bu isteğim başarıya ulaşan bir istek olsun."
Sayfa 31
Din