Yaz tatili için bir kitap listesi yapacağım.Genellikle dünya klasikleri ve rus edebiyatı okumak istiyorum.öneri kitaplarınız neler ?

Deniz Alkan, İnsan Neyle Yaşar'ı inceledi.
20 May 03:41 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Edebiyat tarihinin ve Rusya’nın en ünlü yazarlarından Tolstoy’un kaleminden okuduğumuz İnsan Ne İle Yaşar, insanoğlunun hayatında önemli yer kaplayan kişi ve olayların bir insan için neler ifade ettiğini okuyuculara aktarmakta. Tolstoy deyince akla gelen ilk eserlerden olan İnsan Ne İle Yaşar, yazarın dönemini ve bu dönemin hayat şartlarını en iyi anlatan kitap örneklerinden biri.
Merkezine insan temasını almasına rağmen kendisini sadece bununla da sınırlamayan kitap, aynı zamanda günlük olayların hayatımızdaki önemini ve üzerimizde bıraktığı etkileri de doğal bir üslupla anlatmakta. İnsan Ne İle Yaşar özet kısmında da görebileceğimiz üzere farklı konu ve zamanlarda geçen hikayelerle insanlık için bir ayna görevi gören kitap, bu nedenle dünya klasikleri arasına da girmiş bulunmakta.

{Ç News}'te Bugün;
Merhabalar Efendim...!!

Kahveler Hazırsa....! {Ç News} Yayında...!!!!

Günün Sözü:
"İnsanlığın iki tür ahlakı vardır: Biri sözünü edip uygulamadığımız, öteki de uygulayıp sözünü etmediğimiz."

~Bertrand Russell

Test ister misiniz Test? İster gibisiniz.. Sizi biraz zorlayacak bir test bırakıyoruz haberlere.. Yoruma sonuçları bekliyoruz.. :))

Bugün seni yansıtan şarkı hangisi? Yoruma bırak, bizde bilelim bugün nasıl olduğunu.. :)

[Şimdi; Üç Edebiyat haberi, Üç İnceleme ve Üç Alıntı...!
Yerli - Yabancı Film önerisi ve Müzik Paylaşımı..!
Hazırsanız, haydi başlayalım....!]

~
Edebiyat Dünyasından Haberler:
~

Türkiye İş Bankası Türk Edebiyat Klasikleri yayınlamaya başladı demiş ve haberini yapmıştık. O seri den Hüseyin Rahmi Gürpınar incelemesi yapmış KayıpRıhtım. Keyifle okudum. "Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç: Hurafe Kazanlarını Deviren Klasik" Buyrunuz;

https://kayiprihtim.com/...-deviren-klasik/amp/

Ve TEST...!!! Dünya'da yasaklanan kitaplara aşina mısın? Değil misin? Biliyorsan çözersin, bilmiyorsan öğrenirsin.. Belki yeni bir şeyler öğrenmek için bu testi çözmelisin.. Sonuçları yoruma bekliyoruz..!!

http://www.neokuyorum.org/...nmis-kitaplar-testi/

"Bilim ve Din neden birbirine karşıt gibi görünür?" adlı bir yazı çevirisi yapılmış.. Bir bakın bakalım.. Nedenmiş? :)

https://dusunbil.com/...karsit-gibi-gorunur/

~
Haberlerimiz bitti... Şimdi sıra günün incelemelerinde;
~

Oğuz Aktürk 'ün -->> #25444906

Hesna 'nın -->> #27455021

Pembe Karanfilli Kız 'ın -->> #10070427

~

"Özenle ve emek harcanarak yazılmış bu incelemeleri öneriyoruz... Her gün üç inceleme diyoruz.. Bu incelemeler kişisel beğenim karşılığında eklenmiştir..! İyi okumalar...!"

~
İncelemerimiz bitti. Şimdi sırada günün Alıntılarında;
~

Fox Mulder 'un bugün için seçtiği üç alıntı;

"Felaketten kaçamayız, ama tohum ekebiliriz.
Bu evrenin çöküşü, tohumların büyümesini engellemeyecektir."

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco #17900818

~

"Beni sev
Hayatımızın bir anlamı olsun.
..."

Çırak Aranıyor - Toplu Şiirler 1, Refik Durbaş #29448562

~

"Bir insanın kendisine zulmedene gülümsemeye mecbur bırakılmasından daha beter bir zulüm olamazdı yeryüzünde."

Heba, Hasan Ali Toptaş  #25577633

~

 "Alıntıların sonlarında ki linklere giderek, asıl alıntı sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Desteği ve emeği için Fox Mulder'a Teşekkürlerimizle.."

~
Alıntılarımız bitti. Şimdi sıra Film önerilerimizde;
~

Yerli Film Önerisi (Fox Mulder Tarafından):

Lütfi Ö. Akad - Kader Böyle İstedi - (1968)

Detaylar İçin ->>
http://www.sinematurk.com/...-kader-boyle-istedi/

Yabancı Film Önerisi:

Tom McCarthy - Spotlight - (2016)
(Kesinlikle İzleyin...!!)

Detaylar İçin ->> http://www.beyazperde.com/filmler/film-222271/

Yerli filmlerin detayları için genellikle sinemalar.com ve beyazperde.com, yabancı filmler için ise TurkceAltyazi.com'u kullanacağız.. Yerli Filmler Fox Mulder, Yabancılar tarafımca önerilecektir.

İzlemeyenlere iyi seyirler dileriz...

~
Film Önerilerimiz bitti. Şimdi sıra Günün Şarkısında;
~

https://youtu.be/g1iyJELaEy0 (Safe dizisi giriş müziği.)

Tuco Herrera "Ramazan dolayısıyla şiddetin dozunu sıfırlayıp sizler için seçti...!!!" =))

https://www.youtube.com/watch?v=muHv9GLi4yU

https://www.youtube.com/watch?v=J1qIEfa-2S8

https://www.youtube.com/watch?v=ufL85FJAgZQ

~

Bizler paylaşımlarımızı yaptık.. Beğenmeniz dileğiyle.. Sizlerin paylaşımlarını da yorumlara bekliyoruz..

Test Sonuçlarını da paylaşmayı unutmayınız...!!

Birlikteliğimizin bugün de sonuna gelmiş bulunmaktayız... Yarın görüşmek dileğiyle...!!

Keyfiniz eksik olmasın..

Yarın 19 MAYIS Özel Yayını ile sizlerle olacağız...!

Hergün;
Üç Edebiyat haberi, Üç İnceleme ve Üç Alıntı...!
Yerli - Yabancı Film önerisi ve Müzik Paylaşımı..!  ile sizlerleyiz...

Dolu dolu bir içerik sunduk ve ayrılık vakti geldi...!

Sağlıcakla kalın....!

şükriye tuğçe gümüş, Geçmişe Yolculuk'u inceledi.
13 May 23:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Stefan Zweig bana modern klasikleri sevdiren yazarlardan biri.Onun kitaplarında sizi bulunduğunuz durumdan alıp hikâyenin geçtiği yere ışınlama gibi bir özelliği var.Okuyorsunuz hiç sıkılmıyor,aksine kitabı bitince sizi hüzünlendiriyorsa tamamdır sizde Stefan Zweig kulübündensiniz
.
Ludwig eğitimini zorluklar içinde bitirmiş hocalarının desteği ile bir fabrikada çalışmaya başlamıştır.Azmi ve işine bağımlılığı sayesinde kısa zamanda fark edilir.Ve önüne birçok firsat çıkar.Her zaman başarılı olur ve daha iyi yerlere gelir.Ama onun bu başarısı aşk durumda pek yaver gitmez.Birini sever ama sevdiği evlidir fakat tek engel bu olmaz o sırada 1.Dünya Savaşı olur ve araya günler, aylar, hatta yıllar girer.Aradan 9 yıl geçer bu kadar zamanda bir başkası ile evlense dahi kalbinde ki gerçek aşk değişmemiş aksine daha da güçlenmiştir.
.
Çok güzel bir Zweig kitabıydı
Sırada #gömülüşamdan ardına #kızıl kitabı var .

Sevil, Ölü Canlar'ı inceledi.
11 May 18:04 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Toplumun her kesiminin hicivden nasibini aldığı kitap, biz öğretmenlerin de :) ne yazık ki tamamlanmamış, daha doğrusu Gogol kitabın ikinci kısmını yazıp ölümünden bir hafta önce uşağının yalvarmalarına rağmen şömineye atmış, sanırım uşak da kitabın sonunu çok merak ediyordu. Kitap tamamlanmamış haliyle bile dünya klasikleri arasına girip başyapıt olmuş, tamamlansa neler olacaktı kimbilir.

Lilly Rush, Cimri'yi inceledi.
07 May 22:19 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cimri-Moliére-Antik Dünya Klasikleri-Ağustos 2013-İstanbul-160 sayfa ●Arka kapaktan: "Cimri, temanın, karakterlerle ve yan ögelerle ustalıkla desteklendiği, oyuncuların sahnede yer değiştirmelerinden vücut hareketlerine kadar herşeyin incelikle düşünüldüğü bir başyapıttır.
Moliére, Cimri'de trajik bir durumu komediyle anlatmak istemiştir. Aslında korkunç bir kişiliği olan Harpagon, gülünç bir adamdır, çünkü kendini çok ciddiye alır. Cimrilik para tutkusu, oyunun bazı sahnelerinde gaddarlık, hatta açıkça çılgınlık noktasına varır. Nitekim Goethe, Cimri'nin bir komedi değil, bir trajedi olduğunu öne sürmüştür. "

Cimri, insana okurken oldukça eğlenceli gelen, ancak ana karakter olan Harpagon'un düştüğü gülünç halin aslında acınılacak bir durum olduğunu gördüğü bir eserdir. Cimri, yazıldığı ilk dönemlerde çok rağbet görmemiş. Bir nevi sokak ağzı kullanımı insanların yadırgadığı bir durum olarak kendini göstermiş. Oysa sanatın özellikle de tiyatronun varoluş amaçlarına baktığımızda zaten amaç hicivdir, toplumun, otoritenin eksikliklerini göstermek ve onu eleştirmektir. Bu açıdan bakınca aslında Moliére'in bu yeni deneyimi tiyatro oyunlarını olduğu yerden daha da yukarılara taşımıştır.

Cimri, toplumda sıkça görebiliceğimiz bir karakterdir. Üstelik tek eksisi de cimri olmak değildir. Harpagon aynı zamanda paraya düşkün, biraz egoist çokça bencil, despot ve içten içe oldukça korkak bir karakterdir. Tüm bu özellikleriyse onu gülünç duruma düşürür. Birbirine dolanan ilişkiler ve film tadındaki sürprizlerle gayet eğlenceli bulduğum bir eser.

Okuma Üzerine
Okumak Ve Tüketmek

Hangi kitabı, neden, nasıl, ne sürede okumalıyız soruları, her birimizin zaman zaman zihninde gezinen sorulardır. Çoğumuz tam anlamıyla aç kurtlarız. Hem o kadar açız ki, elimizden gelse, sürahiden süt döker gibi, kafatasımızı açıp içine kitapları aktaracağız. Ama bu mümkün olmadığı için, biz de bari gözümüzü doyuralım diye belki altından kalkamayacağımız kadar karışık listeler yapıyoruz. Bunda bir sıkıntı yok ama bize fayda sağlamayacak bir şey var ki, rotasız bir şekilde kitap almak.

Benim için bu çılgın kitap alma olayı, birkaç sene önce, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap Listesi ile karşılaşmam, bunu yaklaşık iki ay boyunca taramam, ilgimi çekenleri listeme dahil etmem ve indirime gireni görür görmez satın almam ile zirveye vardı. İnsan acemi olunca, bazı noktalarda kendisi gibi aç gözlü, kitap kurtları ile de arkadaş olunca, onu engelleyecek değil teşvik edecek insanları gördükçe, aldıkça alıyor. O zamanlarda da iyi çeviri konusunu önemserdim ama iyi zannettiklerim varmış meğer, bilememişim... Aldığım bazı kitaplar için bu yüzden pişman olmakla birlikte bunların sayısı çok abartılı olmadığı için içim ferah.

Size bugün kendi dünyamdan, keşfettiklerimden süzmeye çalışıp bu yazıyı yazmaya karar verdim. Aslında bu yazı aylardır zihnimde, taslak halinde de defalarca yazıldı. Fakat durdu bir köşede. Bir kez daha, bu sefer bitirebilme ümidiyle yazmaya koyuldum.

Hepimizin bilmesi gereken bir şey var, bazı kitaplar okunmadan bazı kitaplar okunmamalı. Aslında okunacaklardan ziyade okunması için zihnin -bence- hazır olması gereken kitapları yazmak daha doğru geliyor. Çünkü ille okuyun denecek hem yerli hem yabancı edebiyata ait o kadar çok güzel eser var ki, bu nokta ancak sizin kendi karar ve zevkinize göre şekillenmeli. Okumak için hazır olunması gereken eserlerden benim verebileceğim örneklerden biri; Ulysses. Bazı okurlara bakıyorum, o kadar istikametsiz, o kadar rastgele okuyorlar ki. Karışmak olur diye elbette bir şey söylemiyorum. Çünkü herkes, istediğini alır okur. Ama kuzum, n'apıyorsunuz? :) Bir sakin olun. O zihin buna hazır mı? Ben de bazı birkaç kitap için apalamadan koşmaya kalkmıştım zamanında ama hemen fark ettim bu durumu ve dedim bu, böyle olmaz. Proust misal, Eco'nun bazı kitapları. İsmet Özel'in Of Not Being A Jew'u. Saatleri Ayarlama Enstitüsü misal. Bunlar öyle hadi elime alayım, çayımı içerek okuyayım diyebileceğiniz kadar kolay değil. Abartmak gibi olmasın ama 30 yaşından sonra bu kitaplara yaklaşmak, anlamak ve faydalanmak açısından daha önemli. 30 dememin sebebini de anlamayacak insanlar illa ki olabileceği için bunu da açıklamalıyım. 30 yaşında bir aydınlanma gelmeyecek herhalde. :) O vakte kadar Dostoyevski, Yaşar Kemal, Charles Dickens, Sabahattin Ali, Halikarnas Balıkçısı, George Orwell, Mihail Bulgakov vb. gibi birçok anlayabileceğimiz yazarı, tabiri caizse hatmetmek mümkün olduğu için söylüyorum. Çünkü bunlardan bir şeyler okuduğumuzda zaten anlamanın zevkine varmış olacağız. Anlamak en güzel mertebedir. BİZLER, ANLAŞILMAYI BEKLEYEN VE HER FIRSATTA ANLAŞILMAMAKTAN ŞİKAYET EDEN O KUTLU VARLIKLAR, İLK ÖNCE ANLAMAYI DENEMELİ, ÖĞRENMELİYİZ. Ama adam iyi bir inceleme okudu diye paldır küldür ''Gidem de Musil okuyam gelem.'' derse, tebrikler ve başarılar dilerim. :) Ha istisnalar var elbette. Bazı insanların vakit açısından daha fazla imkanı vardır. Bir insanın 2 senede okuduğunu, o kişi 1 senede okur ve bu durum karakterine, aldığı eğitime ye yetiştiği ortama bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Hemen bana biri çıkıp da eniarcuokkey yapmasın. Herkesin zihin dünyası hem kendine hem okuduklarına bağlı olarak değişken bir olgunlukta olabilir.

Şiirlerle ilgili de söylenecek çok şey var. Ayrı bir yazı yazmayı da düşündüm ama hazır elime kalemi almışken, bununla da ilgili yazayım dedim. Şiir dünyası da anlam çeşidi bakımından kendi içinde bir merdivene sahip. Kendi adıma okuyup, en zor kategoriye koyduğum yegane isim Sezai Karakoç'tur. Anlaşılır ve gerçekten anlayabilirseniz, öyle dolu mısraları var ki, bunları yazmanın nasıl mümkün olduğuna insan hayret ediyor. Ama anlaması o kadar zor satırları var ki, onu bence ulaşılması gereken bir hedef gibi benimsemeli. Mona Rosa'nın şairi, benim için apayrı kıymetlidir ve hep öyle kalacaktır. Sezai Karakoç, divan edebiyatından önceki merdivenin en son basamağıdır. Divan edebiyatına ait, anlam bakımından hayli zor olan şiirler, şiir merdivenimizin elbette en son basamaklarında oturmaktalar. Bu arada bahsettiğim merdiven değer bakımından değil, anlamak bakımından kolaydan zora giden bir yükselişi ifade ediyor. Yalın anlamda da doğru düzgün şiir yazmak, sanıldığı kadar kolay değil. Bunu bir tür sanat çeşidi olarak düşünebiliriz. Sezai Karakoç'tan önce Cahit Zarifoğlu gelir. Aşırı zordur, lakin ona nazaran bir tık daha anlaşılır yazar. Cahit Bey'den önce de İsmet Özel gelir. Bu şairleri, yüzde yüz anlayan yiğit arkadaşlarla tanışmak benim için bir şereftir. Elbette bunlarla koca edebiyatı sınırlamak gibi bir düşüncede değilim. Bunlar birkaç örnekti. Düşündüklerime ve beğenilerime kıymet verip, bana özelden birçok konuyla ilgili öneri vermem isteyen, birçok okur arkadaşımız oldu. Okuduklarım doğrultusunda, bir şeyler söylemeye çalışıyorum. Burada benden çok daha fazla okuyan nice insan var. Benim varsa bir farkım, bu da okuduklarım üzerinde düşünme sürem ile ilgili. Hep söylüyorum, çünkü bu sitede de her yerde olduğu gibi derin nefesler aldıracak çok şahsiyeti kıymetli insanlar var, açık nokta bırakmayacak şekilde, bu yazıyı yazayım ki başım ağrımasın. Ben bu yazıyı okuduklarım neticesinde kaleme alıyorum. Bunca okuma arasında konuşmaya hakkım olduğunu düşündüğüm yegane konu aslen şiirdir. Çünkü buraya okudum diye işaretlemesem de incelediğim, hayli uzun vakit geçirdiğim birçok şair oldu. Artık konuşmak hakkımdır. 3-5 şiir kitabı okuyup da sağa sola öneri vermek, benim için çok yanlış bir hareket. Konuşuyorsak, bunun bir arkası olmalı. Dostoyevski hakkında en çok, onu en fazla okuyan ve özümseyenler konuşabilmeli misal. Oğuz Atay ile ilgili onu en çok anlayanlar konuşmalı. Sevmeyenler elbette olur, görüş de bildirir ama kendisine hitap etmediğini ifade etmekle, birkaç kitap okuyup kelle almak başka bir konu.

<<Binlerce düşünce arasında, hangisini nereye kondurursam daha akıcı ve düzenli bir yazı olur diye düşünsem de, bu benim için biraz zor oluyor. Ben şu yazıyı, aylardır düşünüyorum. Lakin, okudukça söylemek istediklerim de çoğalıyor. Umarım, bu okuyanlar için faydalı olur.>>

En büyük önerilerimden biri de not alarak okumanız. Bu demde Hakan S.'yi anmamak ayıp olur, çünkü ben, bunu ondan öğrendim ve okumak bambaşka bir keyfe ve anlama büründü. Bakın, hepimiz daha fazla şey okumak istiyoruz evet. Vakit az, eser çok. Lakin, neden okumak istiyoruz? Bunun sonucunda ne olacağını düşünerek okumak istiyoruz? Bu soruları, lütfen ciddi ciddi düşünün, geçiştirmeyin. Daha itibarlı olmak için mi? Okumakla gelişmek arasındaki o köprüye inandığınız için mi? Okumak, havalı olduğu için mi? Şu frene bir basın ve bir bakın: KİTAPLARI OKUYOR MUSUNUZ YOKSA TÜKETİYOR MUSUNUZ?

Kübra bu. Kübralığını yapmasa olmaz. Birçoğunuz kitapları tüketiyorsunuz ve ben bunu üzülerek izliyorum. Evet, bana ne. Haklısınız da. Ama ben birilerinin, ''gıcığına gidicek'' diye, söyleyeceklerinden geri duracak biri değilim. Bunu zaten benim diğer yazdıklarımı okuyanlar bilir. Bir şiir kitabını alıp, 1 saatte okudum, güzeldi, tavsiye ederim, diyenleri görünce... İnanın sol yanım kanıyor desem yeridir. 1 saatte ne okudun, ne anladın, ne yaptınnnnnn. Herhangi bir kitabı da öyle, alıyorlar haralahuralagakgukcumburlop yutuyorlar. Faydası olmaz demiyorum, asla. Olur ama bu fayda; üzerinde düşündükçe, sabırla vakit geçirdikçe, kendinize izin verdikçe azami seviyeye gelecektir. Not almak, sizin o kitabın konaklayıp hoşçakal dediği bir zihni değil, izini bırakacağı bir zihni taşımanızı sağlayacaktır. Hangimiz dâhiyiz? Kaçımız diyebiliriz, ''Hafızam beni yanıltmaz.'' Kendinizi gözden geçirin, çok değil 2 sene önce okuduğunuz kitaplardan neler hatırlıyorsunuz, neler iz bırakmış, o kitaplar hakkında kaç cümle kurabilirsiniz? Elbette okuduklarımızdan o an fayda göreceğiz diye bir şey yok. Okudukça, kendimizi tanımayı, neleri isteyeceğimizi, kendimizi daha iyi ifade etmeyi öğreniyoruz. Ama bunun azami seviyeye çıkması, kitapları tüketmeden, bitirmek, profilinizdeki kitap sayısını çoğaltmak yerine, okuduklarınızı sözünüze ve kalbinize tıpkı bir hamura unu yedirmek gibi yedirmekle mümkün.

Şiir konusuna tekrar dönelim. Bence rastgele şiir kitabı almak en büyük hata. Bu konuda, özellikle dikkatinizi çeken birileri varsa onlara danışın. Bence bunun için üşenmeyin, dikkatinizi çeken bütün şairlerin incelemelerini, haklarında yazılan blog yazılarını okuyun. Alıntılara göz gezdirin. Yalın anlamda mı, kapalı anlamda mı yazıyor, hangi konuları tercih ediyor, dünya görüşü ve hayat hikayesi nedir öğrenin. Bu, şairleri anlamak ve beğenmek açısından çok ama çok önemli. (Benim gibi zaman geçtikçe, beğenmemek ve sadece neymiş diye de okumalar yapabilirsiniz. :>)

Koşma tarzında yazılmış şiirlere bakın misal. Şiir incelemelerini okuyun. Yeni başlayanlar, hemen anlamıyorum diye kestirip atmayın. Divan edebiyatında, sadece sanatın kutsallığını ve gelebileceği en üst noktaları görebilmek adına örneklere ve açıklamalarına bakın. O zaman kelimeler öğrenmeye, anlam kapıları açıldıkça, sanatın kutsal yolunda yürümek için istek ve haz duymaya başlayacaksınız. Şairlerin en ünlü şiirlerini okuyun internetten. Sonra biraz beğeninizin şekillenmeye başladığını göreceksiniz. Şiir, edebiyatta en sevdiğim ve mutlu olduğum alan olduğu için söylemek istediğim çok şey var lakin noktalamak zorundayım.

Eğer bizlere okullarda adam gibi eğitim verseler ve rotalar çizselerdi, bizler bugün bu rotasız okumalar içinde bocalamazdık. Kendimizi tanımamız bile o kadar zaman alıyor ki, sonra geçmişe bakıp ah ediyoruz, şu kitabı neden daha önce okumadık diyor ve üzülüyoruz. Ortaokul için çok tavsiye verebilecek konumda değilim. Umarım karşılarına onların dilinden anlayacak kaliteli nice öğretmen çıkar ve yardımcı olur. Sadece fantastik eserler, onlar için daha keyifli ve okumaya teşvik edici olabilir. Şu bir gerçek ki ileriki yaşlarda da bu türde eserler okumak zevk verse de, hayal gücünün en yüksek seviyede olduğu çağlarda okumak, paha biçilemez olsa gerek. Bu yüzden Harry Potter'larla ortaokulda karşılaşmama rağmen, okumamış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Çünkü o zaman okusaydım, lisede ve şimdi bir kez daha okurdum. Lisede de fantastik eserlere, bilimkurgu türündeki eserlere ve polisiye eserlere yer vermek, okuma alışkanlığımızı beslemesi ve keyif vermesi açısından çok kıymetli. Sherlock Holmes'lar için falan en iyi dönem lise bence. (Ben hâlâ keyifle okuyorum ama çok baba eserlerle karşılaştıktan sonra bazı arkadaşlar bu serinin hakkını yiyiyor. Bence çok kaliteli ve keyifli bir dizi kitaptır.) Aynı zamanda yerli edebiyatımızdan da bu dönemde faydalanmalıyız. Bunlar için öğretmenlerimize danışmalıyız. Onlar bize uygun eserler açısından daha iyi yönlendirmelerde bulunurlar. Benimkiler gibi ille sorunca söyleyen öğretmenleriniz vardır, o yüzden gidin sorun arkadaşlar. Rus klasikleri ile tanışmak için doğru bir dönem mi bilmiyorum. Çünkü çeviri ve eksik metin talihsizliği direk bu konudan uzaklaşmanıza sebep olabilir. Bu da birçok kıymetli eserden mahrum kalmak demek. Ben lisedeyken Stephen King okurdum. İlerde bu heyecana sahip olmayacağım için, şimdi bu ilgimi sonuna kadar değerlendireyim derdim. İyi ki de okumuşum, iyi ki de ilk gençliğimi okumaya teşvik edecek kitaplarla geçirmişim. Bir Stephen King okumayalı epey zaman oldu. İlerde okumak istediğim 10 kitabı falan var hâlâ. Ama nasip olur mu bilmiyorum. Çünkü 2015'ten beri artık beni heyecanlandıran tür şiir. Goncalar güle döneli beri, mutluyum.

Okumak istemediğiniz, İngilizcesi reading slump olan bir dönem var. Ben buna ''okuyasıgelmeme'' diyorum. Elinize kitap almak istemezsiniz. Aldığınızda devam edemezsiniz. Ama içinizde de okumadığınız için bir pişmanlık vardır. Okumayın. Bırakın okumayın. Niye zorluyorsunuz kendinizi? Bu dönemde, belki de sadece düşünmemeye ihtiyacınız vardır. Yok illa bir şey okuyayım derseniz, dergi okuyun. Bir yazı en fazla 3 sayfadır, mutlaka resim de vardır geniş geniş. Şöyle yavaştan yavaştan okursunuz, böylece vicdanınız da rahatsız olmaz. Yeterince zaman geçtikten sonra okumak isteyeceksiniz merak etmeyin. Sadece okumaya bir mecburiyet olarak bakmayın.

Toparlayacak olursam, şiir için lise yıllarınızda Sabahattin Ali, Özdemir Asaf, Yavuz Bülent Bakiler, Erdem Bayazıt, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Selçuk İlkan anlamak için daha kolay şairlerdir. Çok da güzel şiirleri vardır. Öncesinde de söylediğim gibi divan edebiyatında açıklamalı mısralara bakın. İskender Pala'nın şiir kitaplarından faydalanabilirsiniz.

İlerisi için artık şiirden anlıyorum ben dediğinizde ise Metin Altıok, Ahmet Telli, İbrahim Tenekeci, Furkan Çalışkan, Muzaffer Serkan Aydın, Birhan Keskin, Didem Madak, Ah Muhsin Ünlü, Onur Bayrak ve daha niceleri, okumanız ve anlamanız için sizi bekliyor olacaklar.

***Not: Çok okumaktan ziyade, okuduğunu anlamaktır iş.>
https://www.youtube.com/watch?v=Sj85pMwfL1o

Sevgiyle ve anlamla kalın...

Cavanşir Gadimov, Bir Noel Şarkısı'ı inceledi.
04 May 23:53 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dickens'in Dünya Çocuk Klasikleri olarak basılan ancak büyüklerin de çok büyük dersler çıkaracağı güzel bir novellası. Zengin ancak cimri, huysuz bir ihriyar kendisini ziyaret eden ruhlardan sonra sabah uyanınca başka biri olur. İlk defa yardımsever olmanın, insanlara iyilik yapmanın ve güler yüzlü olmanın değerini öğrenir.
Kitapla ilgili inceleme için: https://kitapokurum.blogspot.com.tr/...ns-noel-sarkisi.html

1000 tane kitabınız olsa bağışlar mısınız? tüm dünya klasikleri, tüm polisiyeler, bilim kurgu, fantastik, tarih, psikoloji, sosyoloji, felsefe vs. vs. her telden kitap var. Cesaret edebilir misiniz?