Okurken sinir krizleri geçirdiğim ama bitene kadar elimden bırakamadığım o kitap. Merak ettiğim bir yazar ve merak ettiğim bir eseriydi. Yazarın yazım diline bayıldım aşırı akıcıydı aşırı sevdim. Başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Sanki yeşilçam filmi izliyormuş gibi hissettim.
Sinirlendiğim konu ise karakterler ve gerçekte böyle insanların olduğunu biliyor olmam. Kitaptaki esas karakterlerimiz Nazan, Mazhar ve annesi. Nazan çok sessiz, eşinin yanındayken bile utangaç davranan(o çocuğu nasıl yapmışlar anlayabilmiş değilim neyse) aşırı bir karakter bence. Sinir olduğum konulardan biri bu. Mazhar sıradan bence silik bir karakter onu da hiç sevmedim. Annesi ise dağlara taşlara aman aman. Düşmanıma bile böyle kaynana dilemem. Terbiyesiz, kıskanç ve çoğu kişinin kanayan yarası dindar rolünde bir ağzımı bozmayacağım. Aşırı manipulatif bir karakter olduğu için güzelim ailenin rahatını bozuyor. Sonunda koca bir trajediye sebep oluyor. Onca olayın sebebi ise bir yüzük hatırladıkça sinirim bozuluyor inceleme bu kadar.
Bu aralar kitap okumakta bayağı zorlansam da bu kitabı nihayet bitirebildim. Sinan Akyüz genellikle yaşanmış olaylar üzerine yazar kitaplarını. Bu roman da İstanbul'da adalarda doğup büyüyen Fidan Hanım'ın insanın dayanma gücünü zorlayan hikayesi anlatılmış. Rabbim, düşmanıma dahi böyle bir kader vermesin. Ben okurken artık bundan daha fazlası bir insanın başına gelemez diyorum ama hikaye bu daha başlangıç diyor . Kaderin bir kere eline düştün mü kaçışın yok diyor. Bir yalanın ve sevgisizliğin bir ailenin kaderini değiştirdiğini görmek mümkün.
Fidan Hanım'ın hikayesini çok beğendim ama inşallah böyle bir kaderle kimse karşı karşıya kalmaz. Sinan Akyüz'ün bir sonraki kitabını merakla bekliyor olacağım.
Bildiğimiz Türk romanı. Dram desen var mutsuz son desen var zengin her yerde kazanıyor fakirin kazancına evine bile göz dikiyorlar.
Bu roman ne mi anlatıyor kısaca:Ailesi öldürülen Yusuf u kaymakam evlatlık olarak alıyor. Kaymakamın bir eşi var evlerden ırak Allah düşmanıma bile böyle eş vermesin işte bu kadın Yusuf u istemiyor geri dışarı gezmelerine giderken kızını bu çocuğa emanet ediyor derken yıllar geçiyor bunlar başka yere taşınıyor orda kıza bir eşkıya çapkın bakış atıyor kıza bizim oğlan (yusuf) yumruk atıyor o eşkıya(zengin) onlara kafayı takıyor ve hikaye böyle devam ediyor....
Allah kimseye Şahinde gibi bir ana bir kaynana nasip etmesin
Yazarımız Jeanette Walls alışılmadık ve zorlu çocukluk yıllarını anlattığı #camdankale eserinde ablası Lori, erkek kardeşi Brian, kız kardeşi Maureen, annesi ve babasıyla ilgili anılarını kaleme alıyor. Satırları okurken aileye kızdığım anlar, anlayışla karşıladığım zamanlar oldu. New York'ta gazetecilik yapan ve yazar olan eşiyle hayat süren Jeanette kendisi ve kardeşleriyle travma sayabileceğimiz birçok olaydan sağ salim çıkmayı başarıyor. Bu azmi ve başarısı gözlerimi doldurdu. Özgürlüğe düşkün resim sanatçısı öğretmen belgesi bulunan annesi ve okumayı araştırmayı seven matematiğe hesaplamalara aşık alkolik babasıyla hayat onlar için kolay yaşanan günler sunmaz. Sürekli arabayla göçebe yaşam, açlık, düzensiz aile hayatı, güvende olmayış, hep kendi ayakları üzerinde olmak zorunda kalmaları çocukları hayatın acımasızlığı karşısında yıpratır. Bu yıpranma beraberinde gücü de getirir. Her biri kendilerine seçtikleri hayatta başarılı olacak işler elde ederler. Lori, Brian, Maureen hiçbiri de açta açıkta kalmaz.
Keyifle okuduğum bir eserdi, yazarın kalemi oldukça sade ve anlaşılır, yayınevi okuması yapmayı seviyorum bu eseri de tavsiye ederim
"Erma mutsuzluğunu bir türlü aşamıyor," dedi annem.
"Bildiği tek şey o çünkü."
Sonra da kimseye, hatta en kötü düşmanıma bile nefret beslememem gerektiğini ekledi.
"Herkeste iyi bir yan vardır," dedi.
"Onu aklayan niteliği bulmalı ve kişiyi o yönüyle sevmelisin."
~
"Hiçbir çocuk suçlu doğmaz"dedi annem. Çocukların sevgi görmedikleri için böyle olduklarını ekledi. Sevgi görmeyen çocukların ya seri katil ya da alkolik olduklarını söyledi. Annem bakışlarını babama çevirip tekrar bana döndü. Billy'e daha nazik davranmam gerektiğini söyledi.
"Sizin imkanlarınız verilmemiş ona" dedi.
~
@kairoskitap
Kübra Kabakcı #uzunuzunokuyoruz (366
Camdan KaleJeannette Walls · Kairos Kitap · 2025151 okunma
Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 12. Cilt
Bu külliyatın en sevdiğim yanı İbrahim CANAN'ın Risale-i Nur'dan hatırlatmalar yapması. İsteyen oraları atlayıp da okuyabilir, böyle şeyleri anlayabilirim, ben de sevmeyebilirdim. AMA ben severek okuyorum.
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bana kısa bir nasihatta bulun, uzun yapma! Ta ki nasihatini unutmayayım" demişti. [ve birkaç kere tekrar etmişti], Aleyhissalatu vesselam (bir kelimeyle): "Öfkelenme!" cevabını verdi.
Hz peygamberin "Öfkelenme!" nasihatı şimdilerde o kadar manidar ki. Her şey baştan aşağı öfke. Dağ öfke taş öfke. Çünkü herkes sadece tahammül ediyor, kimse sabretmeyi denemiyor. Ben o biz herkes. Bir şey oluyor ve beynim o an vızır vızır karar ver diyor eğer buna da tahammül edersen daha kötüsünü eninde sonunda yaşayacaksın ama bu konuyu komple kişileriyle birlikte es geçersen senden hzuurlusu olmayacak. Bu benim iyi yaptığım bir spor. Shift de ve huzur. Aksi biri gibi göründüğümü biliyorum çünkü öyleyim zaten. Ama en azından bir şeymiş gibi görünmüyorum. Geçen gün bir arkadaşım dedi ki abla sen niye bu kadar sertsin. Ben de dedim ki ben sert değilim, olması gerektiği gibiyim. Benim olurum bu, haklısın dedi dışardan sana ne dediklerini düşününce. Ne diyorlarmış bana dedim??? Herkes merak eder. Kafa patlattığım bir şey değil ama bunu duyan herkes merak eder. Bir de hakkımda konuşma rahatlığını ben mi verdim bu insanlara diye düşünmedim değil. Sanki elimdeymiş gibi. Neyse. Senin için, Seren'den ne gelebileceğini biliyoruz diyorlar dedi. Nasıl yani dedim. Yani selam verdinse gerçek selam almadınsa almak istemediğin için. Evet dışardan net bir insan gibi göründüğüme sevindim. Sertlik kısmı umrumda değil. Çocuklar benden korkmadığı sürece açıkçası yetişkinlerin hakkımda ne düşündüğü çok da tın. Yani
Bu kitaba puan vermek içimden gelmedi. Neden mi? Çünkü beni o kadar üzdü o kadar ağlattı ki ilk sayfadan son sayfasına kadar anlatamam.Bir anne olarak bu kitabı okumamam gerekirdi belki şimdi ben bunun etkisini nasıl atlatacağım bilmiyorum. Ella, bir insan bu kadar acıyla sınanmamalı bence. Yazarımız Ella’ ya hiç acımamış. Ella ikizleri olan bir anne hayatı tek başına göğüslemiş annesini babası uzun zaman önce kaybetmiş. Çocuklarının babası kocası hamile olduğunu duyduğu gibi onu terk etmiş. Bir abisi var o da orduya yazılmış. Bu kadarı yetmez dersen bu haline çok şükür dedirtecek öyle şeylerle sınanıyor ki Allah düşmanıma vermesin. Rebecca Yarros
Son MektupRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 2025303 okunma