Şeytan dedi ki:
Eyüp'ün aşk ve şevkinin devamı daim refah üzere olmasındandır. Eğer sahip olduğu bütün nimetler elinden gidip dert ve minnet ateşine düşerse aşk ve muhabbet binası yıkılıp viran olur.
Bunun üzerine cenab-ı hak cibril hazretlerini gönderip, Ey Eyüp!
Bunca müddettir zevki sefa sarayı'nda hüküm sürüyorsun, dünya nimetlerinin kemaliyle şadu Handan oluyorsun.
Bundan sonra dert ve minnet çöllerine düşmek gerektir. Buyurdu.
Hz Eyüp, dostunun bu haberinden asla üzüntü duymadı.
Hatta:
GER BENDE MİNUVÂZİ VU GER BENDE MİKEŞİ
ZECR U NEVÂHT HER Çİ KUNİ RE'Y RE'Y İ TUST
İster kuluna iltifat et, ister zulmet, her ne tercih edersen et, tercih senin
...Misafirlik bitti ve halamlardan ayrıldık. Sonra benim ayağım kaydı ve merdivenlerden aşağı yuvarlandım. Halamların bir kat aşağısında acılar içinde kıvranırken annem yanıma geldi, beni yerden kaldırdı ve tokatladı.
Yanlış duymadınız. Annem merdivenlerden düştüğüm için beni dövdü. Düzeltmek istediğim bir şey var. Şu hikayede düşen ve canı acıyan benim. Yani merdivenlerden düşmem, ders çıkarmam için yeterli gelmedi annem için. Yahu düştüm ulan. Düşmek bu. Canım acıyor güzel kardeşim. Sen beni neden dövüyorsun? Bir insana tokat atmak için birçok sebebiniz olabilir. Hatta bir insana durduk yere tokat atmak, diğer bulduğunuz tüm sebeplerden daha mantıklı da olabilir. Ama, "Nasıl düşersin sen?!" diyerek tokat atamazsınız kimseye. Buna müsaade edemem.
umut bir çağ için vardır veya hâlâ belirli bir dönemde, yaşamın belirli bir anında umutla veya olabilirlikle dolup taşıldığı olmuştur ama bunlar sadece gerçeğe ulaşmayan boş sözlerdir: çünkü her şeyi umut etmek ve bu tür umutsuzluğa düşmek, hâlâ gerçek umut değildir, gerçek umutsuzluk da değildir.
Hz. Peygamber şöyle buyurur: ‘Allah kaza ve kaderini uygulamak istediğinde, akıl sahiplerinin akıllarını örter. Kaderini uyguladıktan sonra ise ibret almaları için akıllarını iade eder.’ Aynı şey, ârifın hali için geçerlidir. Allah onun bir günah işlemesini irade edip mârifeti buna engel olursa, Allah o davranışı kendisinde Hakkın yüzünün gözükeceği bir teville süsler. Artık ârif, onu yaparken harama düşmek amacı taşımaz. Nitekim Hz. Adem de böyle yapmıştı. Bu durumda ârif, hata eden müçtehide benzer. Takdir edilen iş kendisinden gerçekleştiğinde ise, Allah bu davranışa kendisini yönlendiren tevilin bozukluğunu gösterir.
Bizi kaybedenler bizim için en kötüsünü, öldüğümüzü bile düşünürler ama sokaklara düştüğümüzü düşünemezler. Sokaklara düşmek onlar için ölümden de kötüdür aslında