• Piyon serisinin devamı olan bu kitap ilki kadar güzeldi. Zekice yapılan planlarla birlikte duygusal olarak fazlaca hissedilen yıkımın, azme dönüşmesiyle beraber stratejik olarak oldukça iyi bir şekilde ilerleyen ve biz okuyucuları sayfalarca sürükleyen harika bir kitaptı.

    Kitty, bu kitapta birçok yıkama şahit olurken kime güveneceğini tam olarak bilememektedir. Ülke için kendinden bekleneni yapmaya çalışırken birden gelişen olaylarla kendini, en son isteyeceği yerde ve duygusal olarak çökmüş bir durumda bulur. Artık tüm benliğini bir vazgeçiş kaplarken gelişen bazı olaylarla yeniden güçlü Kitty'e dönüşür.

    Kitty'nin yerinde olsam, aynı şeyleri yapardım diye düşünüyorum. Bir şeyleri değiştirmeye dair iyi bir fırsatınız varsa, hayallerinizi biraz ertelemek isteyecek kadar cesur ve onurlu olmalısınız. Kitty, tam da böyle biriydi, baştan beri böyleydi. Kitty'nin tek hatası insanlara kolayca güvenebilmesiydi. Duygusal olarak zorlandığı bir kitaptı ama yine de gayet iyi bir iş çıkardı. Bu kitapta bazı şeylerin göründüğü gibi olmadığını ve Kitty'nin kendi hayatıyla ilgili yeni bilgileri Kitty ile birlikte öğrendik. Hiçbiri beni şaşırtmadı, sanırım içten içe beklediğimdendi. İsyan konusundan kaydedilen ilerleme de güzeldi. Bu seriyi okumanızı öneririm.
  • Sadık Hidayet, hayatın karanlık yönlerini görmek isteyerek yaşayan birisi olmuş. Bu karanlık yönü eserinde hissedebilirsiniz. Kitabı okurken umutsuzluk ve mutsuzluk ana karakterin içinde filizlenerek canlanıyor. Tıpkı hayatında yaşadıkları gibi...


    Kitabı okumadan önce Sadık Hidayet'in hayatını okudum. Böylece kitabı daha iyi anlayacağımı düşündüm. Öyle de oldu. İlk başta şunu söylemem lazım kitap ince olsa da bir anda okuyacağınız bir kitap değil. İçinde bulunan gizli anlamlardan dolayı "Bu ne demek istedi şimdi?" gibi düşünceler ile okuma ihtimaliniz var. Bu yüzden sakin bir zamanınızda okumanızı tavsiye ederim.


    “Hayat hikayemde önemli bir şey yok, başımdan ilginç olaylar geçmedi. Ne yüksek bir mevki sahibiyim ne de sağlam bir diplomam var. Okulda hiçbir zaman örnek bir öğrenci olmadım, başarısızlıklar her yerde buldu beni. Nerede çalışırsa çalışayım silik, unutulmuş bir memurdum; şefleri memnun edemedim. İstifa ettim mi seviniyorlardı. Bırak gitsin, yaramaz! Çevrem böyle görüyordu beni, haklıydılar belki de." Sadık Hidayet


    Sadık Hidayet hayata karşı olan düşüncelerini aktarmış Kör Baykuş kitabında. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde afyon içtikten sonraki hayal dünyasında dolaşırken ikinci bölümde ise ana karakterin hayatından kesitler okuyoruz. Beni etkileyen olaylardan biri ise afyon içtikten sonra yaşayan bulanıklık ve bu bulanıklıkta düşünülen kişiler, yerler, hayal dünyasında yaşanan olaylar ve nesnelerin; ikinci bölümde yani yaşanan hayat ile bağlantılarının olması oldu. Bunu bazı rüyalarımızın yaşadığımız hayat ile benzer olduğu o zamanlarda yaşadığımız "sanki rüya değildi, gerçekti." duygusunu hissettirdi.


    Kitapta yazarın kendi düşünceleri de yer alıyor. Örneğin; Ölüme olan isteği, sevgisini Kör Baykuş'ta da görüyoruz. Hatta kitabın ana teması ölüm ve yaşamdır. İki zıt kelime belki de onun hayatının özetidir. Ölmek istediği için intihar ediyor ama yaşamaya devam ediyor. Yaşam ona ölüm gibi acı veriyor.


    “Yalnız ölüm yalan söylemez. Bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır.” Sadık Hidayet



    “Hiç kimse intihara karar vermez. İntihar bazılarına mahsustur. Onların yaradılışında vardır. Herkesin yazgısı alnına yazılmıştır. İntiharda bazı kimselerle birlikte doğmuştur. Ben, yaşamı sürekli alaya aldım. Dünya, tüm insanlar; gözümde bir oyuncak, bir rezillik, boş ve anlamsız bir şeydir. Uyumak bir daha uyanmamak istiyorum. Rüya da görmek istemiyorum”


    Dikkatimi çeken bir nokta ise Sadık Hidayet'in vejetaryen olması ve bunu Kör Baykuş eserinde de aktarır. Kasabı etleri zevk alarak kesmesini anlatırken aslında insanları eleştirmek ister.


    Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" Franz Kafka gibi düşünüyorsanız bu kitabın siz sarsacağına eminim. Zaten Sadık Hidayet'e Doğu'nun Kafka'sı denilmesi belki de bu kitabın okuyucuları sarsmasından dolayı olabilir.
  • Klasik bir macera roman okuyucuları için güzel bir kitap, yakında filmide gelir, proje tamam olur,

    Yalnız benim dikkatimi bir şey çekti. Yazar tam anlamı ile görsellikten bir şeyler eklemişte yazmış gibi, kitabı tabletten okuma ihtiyacı hissettim . Öyle değişik mekan tasvirleri var ki o mekanı görmek istiyorsunuz. Bir e-kitap olsa, ilgili linklerde üzerinde olsa basıp o yerleri ki daha çok müze ve sanat eserleri, görmek istiyorsunuz.

    Yani yeni bir akım geliyor sanırım....
    Ünlü bir yazara ülke ve şehrin tanıtımı yaptırılabilir, deniz ve kum turizmi konusunda iddialı olan ispanyanın, müze ve modern sanat konusunda atağı olarak yorumluyorum, yoksa yazarın klasik hikayeleriden biri, kötü demezsiniz, rahatlıkla okursunuz, ama okumazsanız yarışma programları sorularını bilemezsiniz
  • **** TAMAMLANDI****

    Ve başladıktan 32 gün sonra sona eriyor hikayemiz. Hikaye demek ne kadar doğru olur bilmiyorum, sayfa sayısına bakmadım ama Zweig novella'larından uzun olduğuna eminim. Tabi bu uzunluğun büyük kısmı final bölümlerini yazan Uğur'a ait. Ben yine hikaye demeye devam edeceğim ama- etkinliğin adı öyle çünkü. 13 kişiyle başladık- yolda 2 kayıp verdik ama Uğur onlara inat (Belki de Apollo 13'e götürmek istedi olayı ısrarla) 3 bölüm birden yazdı ve toplamda 13 bölümle bitirdik öyküyü, #29166379 linkinden okuyabilir isteyenler. Ne ararsanız var içinde; ölümsüzlük, uzaylılar, klonlama, yapay zeka, quinjetler, 3.dünya savaşı, daha aklıma gelmeyen bir çok şey. Bu yönüyle bilimkurgu edebiyatına bir tribute- saygı etkinliği- gibi oldu adeta. Tabi bu kadar kişi hep beraber bilimkurgu yazmaya başlayınca herkes kendine göre bir şeyler eklemeye çalışıyor hikayeye. Kendisine en çok iş düşen Uğur da elinden geldiğince - ki bayağı çok gelmiş elinden- kapamaya çalıştı açıkları.

    Sonuçta, hala soru işaretleri olsa da sonda- tutarsızlıkları az, bilim ve aksiyonu çok, okuyucuları tatmin eden bir çalışma olduğu kanısındayım. Samimi olarak söylüyorum, ilk okuyuşta olmasa da, ikincisinde tüm bölümleri başarılı buldum.Her yazar çok güzel ayrıntılar yakalamış, kurguya da bağlı kalındı genel olarak. Bu olamaz ya da ne kadar saçma dediğim bir şey olmadı hiç. Beğendim ben ukalaca yaptığımız işi ,umarım katılan herkes de benim gibi zevk almıştır hikayeden.

    Belki ileride birsi/birileri bu hikayeden doğacak ve soru işaretlerini giderecek bir devam hikayesi yazar da bir fan-fiction'ımız olur bizim de:) Katılan - ve özel durumları nedeniyle katılamayan- herkese çok teşekkür ediyorum. Elinize sağlık.
    -------------------------
    Akademik Bekleme süresinin sonuna geldiğimizden hikayeye başlıyoruz. Bundan sonra hikayenin kendisi #29166379 linkinden yürütülecek olup o başlığın altına sadece hikayeye katkıda bulunacak arkadaşların sırası gelince yazmaları rica olunur. İstiap haddi dedik ama toplam 13 arkadaş katıldı bu etkinliğe, ben severim on üç sayısını. Onbeş rakamı vardı aklımda gerçi onbeşinci etkinlik olduğu için ama aşağıda da belirttiğim gibi göz korkuttuk bayağı bilim kurguyla. Ama eminim bu 13 sayısı Uğur getirecek bize. mithrandir21 | Uğur'u boşu boşuna dahil etmedik kadroya:)

    Şimdi de sıra geldi bahsettiğim uydurulacak kurallar bütününe. Etkinlikçibaşımız NigRa ; yazarlara hikaye bütünlüğünün bozulmaması gerektiğini ve bilim kurgu da olsa saçmalanmaması, mantık dışı uydurmalar yapılmaması, uydurulacak şeyler için öncesinde zemin hazırlanmasını hatırlatmam gerektiğini söyledi. Üçüncü kat koridoru, çok büyük acılar çekerek ölmek istemeyen herkese kapalı. Onun dışında herkes hikayesini 1-3 gün içerisinde yazmakta serbest, bir günden az süreler de kabulümüz, ama fazla üstün körü olmaması için tercih etmiyoruz. Her bölümün sonunda yazılan bölümün diğer bölümlerle uygunluğunu kontrol etmeyi düşünüyorum, eğer büyük bir uyumsuzluk varsa yazarı bilgilendireceğim- düzeltip düzeltmemek kendisine kalmış ama. Yazım işlemi bittikten sonra sırası gelen arkadaşı baykuş vb. yöntemlerle haberdar edeceğim. Bir gün içerisinde kendisine ulaşamazsak, sıra atlamak - yer değiştirmek gibi usüllerle kendisini (buraya uygun bir kelime eklenecek) edeceğiz.

    Benim aklıma başka bir şey gelmiyor- kurallardan rahatsız olan, ya da başka bir şey eklemek isteyen varsa lütfen beni haberdar etsin. Burada yazan herkesin seviyesinden emin olduğum için yazım içerikleri ile bir uyarıda bulunmaya gerek görmüyorum. Başta Semih olmak üzere katılan tüm arkadaşlara kolay gelsin diyerek kurdeleyi kesiyorum. (Şimdi baktım da daha önce iki satır bir şey yazmışlar etkinlikle ilgili ben yazdım da yazdım- işte tecrübesizlik)

    Hikaye Yazım Sırası

    Semih
    Şimâl
    NigRa
    Osman Y.
    Kevser
    Necip Gerboğa
    Ayça
    Mithril / Yuda
    Erhan
    https://1000kitap.com/muhayyelll_
    mithrandir21 | Uğur

    Derya (Bahir) DENİZ ve Sezgi mazeretleri nedeniyle etkinlikten çıkmak zorunda kaldılar.

    ------------
    Nesli tarafından başlatılan 14. Hikaye tamamlama etkinliğinin bitmesinin ardından Mithril / Loki'nin de tavsiyesiyle Semih ile birlikte ‘1000 Kitap 1000 Hikaye Hedefliyor’ misyonunu devam ettirmeye karar verdik. Ama bu kez, insanların neye gireceğini bilerek hikayeye başlaması için konuyu da belirleyelim dedik. Biraz #28996895 ile başlatılan etkinliğin rüzgarı, biraz Semih'in uzmanlık alanı, biraz da göz korkutmak için hikayenin türünü "Bilim kurgu" olarak belirledik. Umarım türün hayranlarını sinirlendirmeden düzgün bir iş çıkarırız. Belki de Murat Ç tarafından başlatılan bilim kurgu etkinliğinde bizim bu hikayemizi de okuyup yorumlayacak birileri çıkar, kim bilir.

    Etkinlik olayında yeni olduğum için tecrübeli bir kaç kişiyle başta görüştüm ve katılım listesine hemen dahil ettim. Diğer şeyleri alışıla geldiği üzere copy-paste ile halletmeyi düşünüyorum. Katılmak isteyen diğer arkadaşların bu ileti altına yazacakları olumlu herhangi bir cümle etkinliğe direkt katılımlarını sağlayacaktır. Etkinliğe katılanlar sonradan uydurduğumuz tüm kuralları kabul etmiş sayılacaktır. Alınan kapora bedelleri sonradan vazgeçenlere geri ödenmeyecektir. Katılan insan sayısı istiap haddine ulaştığında iletide belirtilerek etkinlik başlatılacaktır. Yeterli katılım olmazsa, 4-5 kişi de olsa hikayeyi yazmaya kararlıyız. Erken bitiren çıkabilir, herkese başarılar...
  • Merhabalar değerli inceleme okuyucuları.. 1 nisan ın ilk dakikalarında bir inceleme ile daha karşınızdayım efendim..
    Anlatmasam hayatta olmaz diyerekten yavaştan başlıyorum.. Dur sakın anlatma okuycam ben diyenler burda bırakabilir nitekim az buçuk spoiler içerir benden söylemesi :) çok spoiler isteyenler akşam yemeğini yerkene ana haber bültenlerine ve gazete 3. Sayfalarına bakabilir Esra Erol izleyebilir Seda Sayana konuk olabilir :) en arızalı tipler malum orda :) hepsini toplayıp bahsi geçen denize sırtı dönük hastaneye götürseniz yeri var :)
    Ne alaka diyorsanız başlıyorum ...azcık spoilersiz tadı çıkmayan incelemeye ..hazırsanız :)
    Bu arada bina neden denize sırtı dönük yapılmış diye meslek icabı merak ettiğim soruya da KANSIZ bi mimarı anlatarak cevap vermiş :) hala hayretteyim mesleki ince ayrıntılarla dolu mesleği mimar olmayan yazarın nasıl bu kadar isabet ettiği konusuna !!! BRAVO demeden geçemeyeceğim..

    Öncelikle belirteyim ki Ayfer Tunç un ilk okuduğum kitabı, mendebur,kadir kıymet bilmez, adıyla müsemma olmayan Aziz bey in oh olmuş dedirten hadisesini okuduktan sonra okuduğum bu ikinci kitabı o kitabını ben diyim yüz siz deyin 1000 katlar.. yani o kadar çok karakter var ki sevgili pek zeki yazarımız arkaya bi sözlük hazırlamış kim kimdi diye :) arada açıp bakmayan zaten kitabı okumuş sayılmaz bence.. gerçi kapağından tut redaksiyonundan çık tek kelimeyle mükemmel bir iş çıkarmış olmaları ara ara okurken helal olsun dedirtti..hiç yazım imla hatası olmaz mı olmaz ve karakter enflasyonu içinde ilk defa adı geçenleri koyu yazmak çok iyi fikir ve anlatımın içindeki konuşmaları italik yazmak hele hele de tam da o karakterin söylediği şekilde ...HELAL OLSUN ..
    yazı puntosu küçüktü vay okurken gözlerim kör oldu falan diyecekler varsa hemen vazgeçsin derimmm!!bu haliyle bile 464 sayfa tutan kitap iki üç cilt olurdu yoksa.. zaten Maşallah dediğim yazarımızın ticari kaygısı olsa her sayfada anlatılan, nerdeyse her hissini ve yedi ceddini öğrendiğiniz, ilerleyen sayfalarda diğer karakterler ile zamanda ileri geri sararak yolları kesişen ve de çoğu zaman ohh tam da bu karaktere layık bir akibet dediğiniz olaylardan inanın en az yüz kitap çıkardı..Diyorum!! belki az bile demişimdir yani..yine HELAL OLSUN..
    Şimdi soruyorsunuz belki iyi tamam da ne anlatılıyor kardeşim diyenlere de söyleyim.. adından belli olduğu üzere 'bir deliler evinin YALAN YANLIŞ anlatılan kısa tarihi' adındaki ve kısaca YALAN YANLIŞ diye geçen kitapta anlatılan olaylar ve mekanlara yalan yanlış diyebilirsiniz ..çünkü daha önceden kitabı okuyan ve Samsunlu olan değerli yazarımız Mehmet YILMAZ hocam adı geçen mekanların Samsunda olduğunu ama gerçekle birebir aynı olmadığını söylemişti. .yalan yanlış yani :) Zaten öyle pislik insanlar var ki anlatılan bunların bu ülke insanı olmasını istemiyor ve anlatılanlar noolur yalan yanlış olsun diyorsunuz bi noktada.. Tiksinç ötesi yaratıklar kimi zaman bi pasajda şemsiyeci kimi zaman bir polis bi doktor bi hemşire dolmuşçu kabzımal öğrenci diplomat çevreci öğretmen milletvekili meclis üyesi eczacı köylü kentli okumuş okumamış zengin fakir vs vs..gay Osmanlı paşası bile var düşünün... o kadar kusası geliyor ki insanın bunları okuyunca bu memlekette hiç adam kalmamış mı yaw diye umudunuzu kesip tam isyan edecekkene tam da onlara layık olan Allah ın sopası yok dedirten sonları okuyunca anca rahatlıyorsunuz..
    Kitabı bitirirken belirli bir ana karakter etrafında dönmeyen ama ara ara hayatlarının farklı karelerini okuduğunuz sıklıkla bahsedilenler haricinde diğerlerinin akibetini öğrenince biten hikayeler dışında belirgin bir sonun da olmadığı bu kitapta o kişiler kimmiş derseniz kitap kapağı çok şey anlatıyor efenim.. KEK e TİKKAT!!! :)

    Anlattığı karakterlerin iç dünyasını ve hayatlarını, yeme içme, giyim kuşam konuşma ve beden dilleri dahil en ince ayrıntılarına kadar veren ve de çok yorum yapmadan durum zaten ortada şeklinde yazan sevgili Ayfer Tunç a bir kez daha HELAL OLSUN ve MAŞALLAH diyorum..

    yer yer tiksindiğim yer yer güldüğüm ve sanki memleketi topluca tımarhaneye hatta af buyurun keraneye benzettiğim çünkü evli bekar kız erkek dinlemeden karısı kocası aldatan aldatana sapıklıktan sapıklığa öğğ dedirten tipler..çoğu zaman şükrettim etrafımda bu tarz tipler olmadığına biliyor musunuz. .gerçi yedi ceddini ve özel hayatını ve dahi içinden geçenleri bilmediğimiz tipler neler yapıyor nerden biliyoruz ki değil mi!!! Kimbilir etrafımızda neler dönüyor da haberimiz yok .. Allah muhafaza!!!!

    Hayatın akışında öyle şeyler oluyor ki kimi için çok değerli şeyler kimine göre beş para etmez çöplerden ibaret. .
    hayat boş be ya.. hiçbir nesneye çok da bir değer bağlamamak lazım aslında belki de..vay aile yadigarı vay antika vs hiç hiç.. öldükten sonra bedenimizin çürüdüğü gibi onlar da en nihayetinde yok olup gidecek. .elden ele ne kadar geçse de akibet bu...
    Uzun mu oldu ne bu sefer :)
    Buraya kadar okuyan tüm değerli okuyuculara selam edip bir tatlı huzur almaya geldiğimiz dünyada hayatta başarılar diliyorum.. sağlıcakla huzurla vefa doğruluk onur insanlık ve aşkla kalın efendim.