(...) Açık ki, hem Doğu ve Batı düşünce tarihleri üzerinde hüküm yürütmek, hem de kendi hayatını, kendi fikir hayatını yazmak görevi bu… Ve bunlarla aynı ânda, “süperpoze” durumunda, şu:"Kuru sıkı pohpohçular… Pohpoha bakmam, kıymeti yok! Benim hayatımı yazabilecek tek insansın… Tek kelimemin bile israf olmadığına inandığım tek sen varsın; Sokrat ve Eflâtun gibi… Eflâtun eserlerinde hep Sokrat’ın fikirlerine yer verdi; ondan öğreniyoruz!" [*]
BÜYÜK MUZTARİBLER -Düşünce Tarihine Bakış-I-, 6 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Bırakalım bu dünya alabildiğine dönsün
Ölmekse daha kolay ne var
Yaşamaksa sensiz mümkün değil
İskender adam edemedi bu dünyayı
Biz mi edeceğiz
Eflatun çözemedi yaşamanın sırrını
Biz mi çözeceğiz
"Benim öfkem bir efsane, albayım. Tiyatro seyreder gibi bakıyorlar benim öfkeme. Biraz fazla kaçtı mı, oyunun yarısında bırakıp çıkıyorlar. Sizin gibi seyirci nerede, albayım?"
"Bizim de başka çaremiz yok da ondan, oğlum Hikmet. Biz bu dünyaya seyretmeye, hayran olmaya gelmişiz. Takdir etmesini bilmek de bir meziyet, derlerdi büyüklerimiz bize. Biz de önümüze geleni beğenirdik: Tarih hocasını Herodot, felsefeciyi Eflâtun zannederdik…”
“Kendisine karşı en ufak saygısı olan bir adam , hayatta kalıp kalmayacağına değil ; eylemlerinin yanlış mı doğru mu olduğunu , yaptıklarının iyi bir adama mı kötü bir adama mı ait olduğunu düşünmelidir. “