Kendisinin de dediği gibi, gerçekten acımasız bir savaş sürüp gitmektedır Brutus'un iç dünyasında. Çünkü
Brutus, Caesar'ı en yakın dostu sayar, onu candan sever. Ne var ki. Roma Cumhuriyeti, tam anlamıyla bir idealist olan Brutus'un gözünde Caesar'dan da daha değerlidir. Cassius ile öteki suikastçılar,
Brutus'un aralarına katılması için ellerinden geleni yaparlar. Çünkü tüm Roma halkı Brutus'un ne denli erdemli olduğunu
bildiğine göre, eğer Brutus da aralarında olursa , Caesar'ın ölümü hak ettiğine herkes ınanacaktır. Sonunda Brutus ötekiler gibi kişisel çıkarlarını hiç hesaba katmadan, sırf idealizminden ötürü, sevgili arkadaşının kanını dökenlerden biri olmak zorunda kalır. Ne var ki, Brutus'un bu özverisi boşunadır. Çünkü Brutus
bir politikacı değil, çevresindekileri kendisi gibi sanan. fazlasıyla saf bir aydındır. Büyük bir savaşın arifesinde çadırında kitap okuyan, müzik dinleyen bu tipik aydının erdemlerı, siyaset alanında tümüyle geçersizdir. Brutus, Caesar'ın bedenine hiç zarar vermeden, onun siyasal tutumunun ortadan kaldırılmasını
istiyordu. Oysa bunun tam tersi olur. Caesar'ın bedeni ortadan kalkınca , temsilcisi olduğu siyasal inançlar büsbütün güçlenir. Brutus siyasal konularda sürekli yanılgıya düşer.
Hikâye ne denli sıra dışı ise, etkileme ya da ikna etme gücü o denli fazlaydı. Bu yüzden, bu “ibretlik olağanüstü durum” oyununda, hakikate ve yalana kayıtsızlık asliydi.
Eğer biri gerçekliğin vasatlığını anlatacak olursa, bunun amacı yalnızca komik bir etki yaratmaktı; bunun hakkında konuşuyor olmanın kendisi insanları güldürürdü.
... Küçük kızın bahçesine babası bakarmış. Sevgiyle, güzel sözler, ninniler söyleyerek bakarmış çiçeklere. Tek tek toplarmış kuru dalları, yaprakları. Üzerlerindeki lekeleri siler temizler, parlatırmış... Ne güzel. Çünkü eğer çiçeklere öyle bakmazsa bilirmiş küseceklerini, solup gideceklerini. Kısacık bir huzursuzluk hissi sardı sanki beynimi. Bandı durdur. Etiketi bas. Bandı çalıştır. Kayıp gitsin...