Kendiliğimizin Oluşumunda Sac Ayakları!
Puan vermedi·168 syf.··
2026 107. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:01
Carl Gustav Jung Dört Arketip eserinde insan zihninin sadece kişisel anılardan ve deneyimlerden ibaret olmadığını söyler. Ona göre hepimizin ruhunun derinliklerinde, insanlık tarihinin başlangıcından beri aktarılan ortak bir hafıza havuzu vardır. Buna "Kolektif Bilinçdışı" der. İşte bu havuzun içinde yüzen, tüm kültürlerde, mitolojilerde, masallarda ve hatta rüyalarımızda ortak olarak beliren sembolik figürlere de arketipler denir. Kitap, bu sayısız arketip arasından insan psikolojisini en çok şekillendiren dört tanesine odaklanır: Anne kavramıyla; sadece biyolojik anneyi değil; doğurganlığı, koruyuculuğu, şefkati ama aynı zamanda yutucu, boğucu ve aşırı sahiplenici karanlık tarafı da temsil eder. Hayat veren toprak ana ile insanı kendi içinde eriten karanlık güç bu arketipte birleşir. Yeniden doğuş dediğimizde; insanın hayatı boyunca geçirdiği zihinsel ve ruhsal dönüşümleri inceler. Mitolojilerdeki küllerinden doğan anka kuşu hikayelerinden, günlük hayatta yaşadığımız "eski beni geride bıraktım, artık başka biriyim" hissinin altındaki psikolojik mekanizmadır. Ruh ile; genelde masallarda ve rüyalarda karşımıza çıkan "Bilge İhtiyar" figürüyle somutlaşır. Sıkıştığımızda, yolumuzu kaybettiğimizde bize doğru yönü gösteren o içsel ses, sezgi ya da rehberlik arketipidir. Hilekar yani bireyin gölgede kalmışyönüyle; insan doğasının en eğlenceli ve tehlikeli yeri! Mitolojideki Loki gibi, kuralları yıkan, şakalar yapan, düzeni altüst eden ama bunu yaparken aslında bizi kalıpların dışına çıkaran, içimizdeki o muzip ve bazen yıkıcı gölgedir. Sonuç olarak; Carl Gustav Jung Dört Arketip eseriyle bireyin oluş-bozuluş denkelminde geçen süreç içinde geçirdiği psişik devinim ve devrimleri bağlamında neliği ve nasıllığını oluşturan sac ayakları hakkında bize bilgi sunmaktadır. Bu sunuşu yaparkende Sigmund Freud'un
Dört ArketipCarl Gustav Jung · Metis Yayınları · 20262,676 okunma
Peki biz kimiz?
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Harika bir kurguyu 1907 yılı gibi Amerikan halkı için zorlu dönemlerden biri olan yıllarda evrim üzerine yapılan çalışmaların aşırı yaygın olmadığı böylesi bir dönemde evrim hakkında okumalar yapıp hazırlamış. Kitap gayet basit bir akış içerisinde kısaca özetlenebilecek olaylar üzerinden ilerlemekte. Ancak bu basitlik zaten çok öncelerden atalarımızın basit ve hayatta kalma üzerine kurulu yaşamına güzel bir örnek olmuş. Akış içerisinde sıkıcı bir bölüm olmadı. Kızılgöz gibi karakterlerin hala aramızda olması ise biraz moral bozucu.
Alter Ego
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Vayyy vayy vayy"dan "Hadii Beee!"ye :)
9/10
·488 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:49
Öncelikle mini uyarı ilk kitaba dair SPOİLER içerebilir! İlk kitaba zaten bayılmış, karakter derinlik, çeşitlilik ve birbirini tamamlayışları hem de dünya kurgusuyla çok çok keyif alan biri olarak bu kitap seri için on numara bir gelişme kitabı olmuş. İlk kitapta evreni ve karakterleri tanıdık, akademide yaşananlarla gayet doğal ve kaliteli bir şekilde karakter iplikleri birbirine bağlandı ve sonu da mükemmel bir şekilde girişi tamamlayıp gelişmeye pası atmıştı. Bu kitapla da tam da bıraktığı yerden alıp hem aksiyon hem de hisleri daha da zirveye çıkarıyor. Ve "Bunun da ötesine gitmez be abi" diyerek hem ters köşe hem de entrikalarla çıtayı bir tık daha yukarı çıkarmayı başarıyor bu kitap. Kızıl Yükseliş bitince hemen başlamamak, başlayınca her sayfada çaresizce bitmeden duramamak ile akan bir kitap. Karakterlere ayrı birer sayfa açacak olursak. Sevro, Ragnar ve tabii ki Kısrak'a bayıldık mi bayıldık. Ragnar Volarus... Çok konuşmaya ihtiyaç duymayan adamların hakiki sadakati... Sevro, kendi iç çarpıklığından çekinmeden sahip olduğu kişiliği ortaya koyan ve olduğu gibi kabullenilişiyle ve onu da iyiliğine ikna edince sarsılmak bir dosta dönüşüşü. Kısrak ablamız zaten ilk kitaptaki gibi kalite kokuyor. Erkekler akıllı kadın sevmez saçma ve yanlış klişesini bozan karakterlerden biri. Erkekler ego savaşını sevmez ama akıllı kadın kadar tatlı az şey vardır dünyada. Victra ise ayrı bir kısmı hak ediyor. İnsanların çoğu sahip olmadığı aidiyet ve sevgiyi göz boyaya boyaya sunup photoshop ile büyütmeye ve parlatmaya çalışırken; Sen ve Onlar ne düşünürsen düşün sadece kendi olarak ve sadece sevdiği için, başka hiçbir gerekliliği ve menfaati olmadan salt sevgi ve sadakatten oluşan bir bağ. Kendimi bildim bileli hep insanları doğdukları ortam, kültür ve kabullerden öte görmeyi
Altın OğulPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20151,654 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2026 132. kitabı
Sis - Miguel De Unamuno Kendi deyimiyle bir roman degil "nivola" olan bu eser yaygın görüş üzerine varoluşçu felsefe öğeleriyle bezenmiş. Okumaya başlamadan biraz bu akıma gözgezdirmek iyi olur kanısındayım. Akıcı yapısı, yer yer nükteleri ile hızlı ve eğlenceli bir okuma sağladı. Önsöze cevap niteliğinde ikinci bir önsöz yazması, finalde yazarla başkahramanı konuşturması gibi alışılmamış işleri var Unamuno'nun. İlgi alanım olduğu için mi bilmiyorum okurken bana sık sık Freudyen düşünceye atıflarda bulunuyor hissi verdi. Bu eser genelde varoluşçu felsefe üzerinden incelenmiş ben ise başka bir perspektif sunmak adına temel psikoloji kavramları üzerinden birşeyler yazmak istedim. Kitabın kahramanı Augusto, hayatının merkezine koyduğu ve yakın zamanda kaybettiği annesinin gölgesinde yaşayan bir karakterdir. Yetişkin bir erkek olmasına rağmen kendi kararlarını alamaması ve dünyayı bir "sis" gibi muğlak görmesi, sembolik olarak anne rahmindeki güvenli ortamdan tam olarak çıkamadığını gösterir. Sokakta tesadüfen gördüğü Eugenia’ya aniden tutkuyla bağlanması, aslında kaybettiği anne figürünün ve onun şefkatinin yerine koyacak bir nesne arayışıdır. Eugenia'dan sonra Rosario'ya da ilgi duyması, bastırılmış cinsel dürtüler ile anne şefkati arayışı arasındaki bölünmeyi andırır. İd, Ego ve Superego Savaşı! Augusto'nun iç dünyasını, Freud'un meşhur kişilik kuramına göre irdelediğimizde; İd : Augusto'nun rasyonel gerekçelerden uzak, anlık gelişen yoğun aşk ve sahip olma arzusu id'in kontrolündedir. Superego: Sürekli olarak kendini sorgulaması, felsefi açmazları, vicdan azapları ve annesinden miras kalan toplumsal normlar. Ego: Augusto'nun can çekişen Ego'su, Id ile Superego arasında bir denge kuramaz. Dış dünyayı algılamakta zorlanır ve gerçekliği bir "sis" (illüzyon) olarak
Psikoloji
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yolları
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:31
İmam Gazâli’nin başyapıtı İhyâu Ulûmid’d-Dîn (Dini İlimlerin İhyası) içinde yer alan, Türkçeye genellikle "Kin, Öfke ve Haset" ya da "Kalbin Helak Edici Şeyleri" başlığıyla kazandırılan o bölümü elime her aldığımda, yüzyıllar öncesinden bugüne fırlatılmış bir psikoloji aynasına bakıyormuş gibi hissederim. İmam Gazâli’nin Kin, Öfke ve Haset kitabı, bir çırpıda okunup rafa kaldırılacak bir eser değil. Başucunda tutulup, insanın çileden çıktığı, birine için için hırslandığı veya hayatı adaletsiz bulduğu dönemlerde açıp birkaç sayfa okuması gereken bir "ruh detoksu". Kitabı bitirdiğinizde içinizde hafif bir mahcubiyet ama aynı zamanda büyük bir ferahlık kalıyor. Kendinizi daha iyi tanıyor, zaaflarınızla barışıyor ve en önemlisi, kalbinizi bu üç zehirli duygudan temizlemediğiniz sürece gerçek huzuru bulamayacağınızı çok net anlıyorsunuz. Fiziksel Müdahale: Öfkelendiğinde ayaktaysan otur, oturuyorsan uzan. Kan akışını ve bedensel ritmi değiştir. Zihinsel Müdahale: "Ben şu an güçlü olduğum için mi öfkeleniyorum, yoksa acizliğimi gizlemek için mi?" sorusunu sor. Manevi Müdahale: Karşındakini affetmenin, ona galip gelmekten daha büyük bir ego tatmini ve ruhsal hafiflik olduğunu fark et. Eğer modern dünyanın getirdiği o hırslı, gergin ve sürekli yarış halindeki ruh halinden sıyrılmak istiyorsanız, Gazâli’nin bu zamansız davetine mutlaka kulak vermelisiniz. Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yolları İmam Gazali
Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yollarıİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 0649 okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 406. kitabı
Sokrates, İsa ve Buda bize yaşamayı öğretirler. (...) Onların mesajı bireyin gelişimine odaklanır. Başkasına saygı duyma, kendini tanıma, aşk ve özgürlük sunar. Dini bir temele dayandırılsa da, asla dogmatik değildir. Her zaman anlamlandırır ve sebebi ortaya koyar, ayrıca kalpten gelir. Frederic Lenoir Sokrates’in, İsa’nın ve Buda’nın yaşam biçimleri arasında güçlü benzerlikler vardır. Hepsi de çok büyük insanlardı ve üçü de övgülerden, zenginliklerden kaçtı. Bağımsız olmayı tercih ettiler ve bir yol gösterici oldular. İsa, bize insanın maddiyattan daha başka şeylere de ihtiyaç duyduğunu hatırlatır. Sokrates, bir insanın yalnızca doğruyu ararken ve cehaletten kaçmaya çabalarken her türlü çabayı sarf ettiğini söyler. Buda ise insanın yaşamının büyük anlamını meditasyon yaparak bulabileceğini, kendi üzerinde çalışarak ego yanılsamalarının üstesinden gelebileceğini anlatır. Varoluş mantığı, sahip olma eyleminden daha önemlidir. Tek bir sözle kalbe dokunmak kadar büyük bir mucize olabilir mi? S:99
Araştırma İnceleme Felsefe Düşünce
Üç Usta: Sokrates, İsa ve BudaFrederic Lenoir · Paris Yayınları · 201839 okunma