Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik
Geri geldiğinde, masanın üzerine çıkmaya niyetli bir kara kedinin garson tarafından kovalandığını gördü. Sokak, kahkahalar, tabaklara çarpan çatal bıçak sesleri, kişisel kahramanlık hikâyeleri, acılar ve Çingene çocuğun darbukada kıvılcım çıkaran parmak darbeleriyle tutturduğu ritmin iç içe geçtiği bir ses âlemine dönüşmüştü. Oturup kadehine uzanan Sabri, "Hayır, hayır!" diye düşündü. "Tüm bunların O'nun eseri olduğunu düşünmek yaratıcılığına hakaret olur. O tüm bunların da gerisinde, bunlara rağmen var olmalı. Yıllardır zihnimi meşgul eden düşünceler bunlar. Gün geçtikçe olgunlaşan meyveler gibi gelişseler de, hâlâ yenecek kıvamda değiller. Belki hiç olmayacaklar. Ham, yabani kalacaklar belki de böyle hep. Neden böyle sürekli düşünüyorum ben? Dedeme mi çekmişim annemin dediği gibi? O da işine geldi mi dedene, işine gelmedi mi babana çekmişsin der. Başka türlü olamadığımdan böyleyim belki de. Cioran nasıl yıllarca Budist olmak istemiş ama olamayacağını, öfkeye eğiliminin Budist olmasına izin vermediğini fark etmiş. Öfke, sükunet, azgınlık, durgunluk... Belki hepsi vücut kimyamızın nihai çıktısı; belki, başka türlü olamayacağımız için olduğumuz haldeyiz. Başka türlü olamayacağımız için korkak, başka türlü olamayacağımız için beyefendi, sadık, katil, hırsız, asi, içine kapanık, dışa dönük, sosyal, haksızlık addettiğimize tahammülsüz, inatçı, boş vermiş... Eğer öyleyse, bizi önce böyle çeşit çeşit yaratıp sonra hep bir halli olmamızı istemek niye? İstese değişebilir mi insan? İnatçılığı bırakabilir mi mesela? Kimi zaman istesek bile başka türlü olamıyorsak, günah nedir? Kendi istediğinden başkasına benzeyeni cezalandıran bir Tanrımız mı var? O değil belki de bunu isteyen! Peki, öyleyse bir gün çalıp öbür gün sadaka veren, işçisinin hakkını ödemeyip cami, okul yaptıran,
Sayfa 387 - Teslim, Kendi Efkârımca Okur Yazarım·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Hakan Özer

, bir kitap okudu
10/10
·152 syf.·
Beğendi
·
13 günde okudu
·
2024 25. kitabı
Emil Michel Cioran
8.6/10 · 2.103 okunma
Acıma yüzeyselliğin işaretidir: Parçalanmış yazgılarla çaresi olmayan üzüntüler sizi ya avaz avaz bağırtır ya da sürekli bir tepkisizliğe sürükler. Acıma ve duygulanma hem etkisiz, hem de onur kırıcı şeylerdir. Üstelik insan, kendisi sonsuz bir acı çekerken, başkasının acısına nasıl üzülsün? Acıma duygusu insanı hiçbir şeye zorlamaz, bu yüzden çok sık rastlanan bir duygudur. Şu dünyada hiç kimse başkasının çektiklerinden ötürü ölmemiştir. Bizim için öldüğünü ileri süren kişiye gelince, o ölmemiştir: Öldürülmüştür.
Sayfa 76 - Acımanın Boşluğu·Kitabı okudu
Şu yeryüzünde, sağırlar, körler ya da deliler varken, insanda nasıl idealler olabilir? Bir başkasının göremediği gün ışığına ya da duyamadığı sese nasıl sevinebilirim? Ben herkesin karanlığından sorumlu olduğumu düşünüyor, kendimi bir ışık hırsızı olarak görüyorum. Gerçekten de görmeyenlerden gün ışığını, duymayanlardan da sesi çalmıyor muyuz? Delilerin içine düştüğü karanlığın sorumlusu bizim bilinç açıklığımız değil mi? Nedenini bilmeden, bunları düşündüğümde, yürekliliğimi de istencimi de yitiriyorum; düşünce gereksiz, acıma boş görünüyor bana. Herhangi birinin üzüntüsüne acıyabilecek kadar normal biri olarak görmüyorum kendimi. Acıma yüzeyselliğin işaretidir: Parçalanmış yazgılarla çaresi olmayan üzüntüler sizi ya avaz avaz bağırtır ya da sürekli bir tepkisizliğe sürükler. Acıma ve duygulanma hem etkisiz, hem de onur kırıcı şeylerdir. Üstelik insan, kendisi sonsuz bir acı çekerken, başkasının acısına nasıl üzülsün? Acıma duygusu insanı hiçbir şeye zorlamaz, bu yüzden çok sık rastlanan bir duygudur. Şu dünyada hiç kimse başkasının çektiklerinden ötürü ölmemiştir. Bizim için öldüğünü ileri süren kişiye gelince, o ölmemiştir: Öldürülmüştür.
Sayfa 76 - Acımanın Boşluğu·Kitabı okudu
Ciddi ya da yüzeysel, şen şakrak ya da üzgün, erkeği kadını, genci yaşlısı, bir şeylerle uğraşan ya da birtakım görevler üstlenmiş tüm insanların günün birinde işi gücü bırakıp, ödevlerinden ya da zorunluluklarından vazgeçip, sokağa çıkmalarını, her türlü etkinliğe sırt çevirmelerini öyle çok isterdim ki! Nedensiz yere çalışan ya da insanlığın iyiliğine katkı sağlamaktan tat alan, en uğursuz yanılsamanın etkisiyle gelecek kuşaklar için canlarını dişlerine takan bu sersemleşmiş insanlar o zaman boş, kısır bir yaşamın sıradanlığından, her türlü zihinsel ilerlemeye bütünüyle yabancı olan bu enerji savurganlığından öçlerini alırlardı. Artık kimsenin bir ideale aldanmayacağı, yaşamın sunduğu herhangi bir doyumun çekiciliğine kapılmadığı, her türlü boyun eğişin boş görüneceği, olağan bir yaşamın çerçevelerinin kesin olarak parçalanacağı o anlar bana nasıl bir zevk verirdi anlatamam! En ufak bir iç çekişle bile olsa yüreklerindeki acıyı ifade etmeye kalkışamadan, sıkıntılara sessizce katlananlar o zaman uğursuz bir koro halinde bağırıp çağırır, korkunç uğultularla yer yerinden oynardı. Gürül gürül aksa sular, dağlar zangırdasa, ağaç kökleri iğrenç, ebedi bir uyarı gibi çıksa topraktan, kuşlar kargalar gibi gaklasa, ödü patlamış hayvanlar yorgunluktan tükeninceye dek kaçışsa. Tüm ideallerin boş, inançların değersiz, sanatın bir yalan, felsefenin bir şaka olduğu ilan edilse. Her şey kabarsa, çökse. Yerden kopan koca koca parçalar uçuşup un ufak olsa. Bitkiler gökte tuhaf arabeskler, grotesk kıvrımlar, sakat ve korkunç figürler oluştursa. Alev burgaçları yabanıl bir atılımla yükselip, bütün dünyayı sarsa da en ufak canlı dahi sonun yakın olduğunu anlasa. Her biçim biçimsiz olsa, kaos evrensel bir kasırgayla yutsa bu dünyada bir yapısı, bir tutarlılığı olan her şeyi. Çılgınca bir
Sayfa 64 - Kıyamet·Kitabı okudu