Düşünüyor, baştan aşağı bir "hayıf" kesiliyordu sık sık. Boşa gecirmis gibi lise yillarini. Bir sey sanip ezberledigi bilgilerin teki işe yaramıyor işte. Ustyapı dediler mi "şehirlileri anlardı, gibi geçirmiş lise yıllarını, Bir şey sanıp ezberlediği bilgilerin "köylüler" altyapı. "Üstyapı köylüleri eziyor!" derdi örneğin. Ne kadar ters! Bunu bile doğru düzgün öğretememiş lise; hey koca lise! Her şeyin ekonomiye bağlı, ötekilerin hepsinin birer "yansı" olduğunu öğretememiş! İyi ki yükseköğrenim diye gel. di buraya. Bir "okumus cahil" olarak yitip giderdi yaşam deni. zinde! Bilmeyecekti üretim biçimlerini, üretim güçlerini, üre tim güçleri içinde insanların sınıflar halinde yer aldığını, her insanın bir sınıfa bağlı olduğunu, en devrimci, ilerici sınıfın işci sınıfı, yani proleterya olduğunu! Tarihsel gelişmenin son çö zümde "devrim"le gerçekleştiğini... Toplumların ilkel komünal üretim biçiminden, köleci, feodal, kapitalist, sosyalist üretim biçimlerine ulaştığını, şimdi gündem maddesinin sosyalizm olduğunu, bundan dolayı devrim denilince artık yazı devrimi, şapka devrimi, kılık devrimi, ölçü tartı devrimini anlamanın yanlış olduğunu... Dünyaya örnek ve önder bir kurtuluş savaşından sonra ne yaptı Atatürk? Birtakım üstyapı reformlan ile çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracağını sandı feodal kalıntılar içindeki Türkiye'yi! İzmir İktisat Kongresi'nde temelli kapitalist bir yön tutturdu. Onun için elli yıl geçtiği halde toplum yerin-de saydı; çağdaş uygarlık düzeyine bir türlü çıkamadı. Çağdaş uygarlık düzeyi sosyalizmin ta kendisiydi! Bu gerçeği nasıl da sakladılar liselerde bile! En doğru işi, kurduğu cumhuriyeti gençliğe emanet etmesi Atatürk'ün.İşte şimdi gençlik, emekçileri bilinçlendirip işçi ve köylüleri örgütleyerek, Türkiye'yi sosyalizme erdirecekti. Cumhuriyet