İoanna Kuçuradi
Çoğunlukça dine en yüksek değerin biçildiği Orta Çağ’da —veya her çağdaki insan gruplarında— kabul ettirilmiş olan hayat ideali, «öbür dünya» idealidir. Günahlarla bu dünyaya gelen kişi için tek çıkar yol, tek kurtuluş yolu, «öbür dünya»da rahat yaşayabilmek için, bu dünyada belli bir şekilde —dinin istediği şekilde— yaşamaktır. Böyle bir durumda geçer akçe, dinle uğraşmaktır. Kişilerin davranışlarına da yüklemleri «günahtır» veya «sevaptır» olan genel değer yargılarına göre değer biçilir. Bir başarı alanına biçilen değer, onun değerlenmesine sıkı sıkıya bağlıdır. Ne var ki, geniş çapta değerlenen bir alanın popüler hale gelmesi gecikmelerle olur. Ayrıca, çoğunluğun doğru değerlendirme imkânsızlığının, değerlenen başarı alanına değer biçenleri, diğer başarı alanlarının aleyhine uçlara sürüklemesi tabiidir. Çünkü değerlenen başarı alanıyla ona değer biçen çoğunluğun arasında aracılığı yapan düşünürler değil, başarı alanına göre büyük iş adamları veya önder durumunda olan devletler, Maecena’lar, din adamları, gazeteler, reklamcılar ve diğer aracılardır. Bunlar ise insanı ve kişiyi düşünmekten çok, çeşitli alanlarda kendi çıkarları peşinde koşarlar.
Felsefe
İsmail Yaşa
“Aralık 2010'da Tunuslu Muhammed Buazizi isimli gencin kendisini ateşe vermesiyle başlayan Arap uyanışı özelde Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı, genelde ise İslâm dünyasını yeniden
Sayfa 164 - İsmail Yaşa, Suudi Arabistan, Şubat 2013.
Sivrisinek ısırığından ölünür müydü acaba? Kimbilir, en ideali buydu belki.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Dünyayı anlamaya çalıştıkça ona yabancılaşmak
Puan vermedi·584 syf.·
2026 23. kitabı
Goethe’nin Faust’u, çoğu zaman “şeytanla anlaşma yapan adam” anlatısı üzerinden okunur; fakat metnin merkezindeki asıl mesele kötülük değil bilinç. Goethe burada ahlaki bir hikâye kurmaktan çok,
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · İthaki Yayınları · 202216,8bin okunma
Narsisizm, bireyin, o ana kadar oto-erotik etkinlikler içinde yer almış olan cinsel dürtülerini, bir sevgi nesnesi elde etmek üzere birleştirdiği; kendisini, kendi bedenini sevgi nesnesi olarak aldığı ve ancak bunun ardından kendinden başka bir insanı nesnesi olarak seçmeye doğru ilerlediği bir evreyi temsil etmektedir. Diğer bir ifadeyle, narsisizm, sınırsız ve nesneden bağımsız olan, egonun enerji yatınını (cathexis) olarak görülmelidir. Egonun cinsel karakteristiği, diğer bir evreye, eşcinsel nesne seçimine, ancak ondan sonra zıtcinselliğe gider. Eşcinsel nesne ile ilişki ne kadar çatışmalı, ne ölçüde cinselleştirilmiş olarak kalıyor ise, ego ideali de o kadar fazla soyut ve büyüklenmeci bir figüre, en uç noktada Tanrı'nm kendisine yansıtılacaktır