• "En son umutlar ölür."
  • Kitap Listesi:

    *Gılgamış Destanı

    *HOMEROS
    İlyada Destanı (Homeros)
    Odysseia Destanı (Homeros)

    *Binbir Gece Masalları

    *DANTE
    Yeni Dünya (Dante Alighieri)
    İlahi Komedya (Dante Alighieri)

    *TOLSTOY
    Savaş ve Barış (Lev NikolayeviçTolstoy)
    Anna Karenina (Lev NikolayeviçTolstoy)
    İnsan Ne ile Yaşar (Lev NikolayeviçTolstoy)
    Hacı Murat (Lev NikolayeviçTolstoy)
    Diriliş (Lev NikolayeviçTolstoy)
    Sivastopol Serisi(Lev NikolayeviçTolstoy)
    Kazaklar (Lev NikolayeviçTolstoy)
    İvan İlyiç'in Ölümü (Lev NikolayeviçTolstoy)
    Kreutzer Sonat (Lev NikolayeviçTolstoy)

    *DOSTOVEYSKİ
    Suç ve ceza (Fyodor Dostoyevski)
    Karamazov Kardeşler (Fyodor Dostoyevski)
    Kumarbaz (Fyodor Dostoyevski
    Budala (Fyodor Dostoyevski)
    İnsancıklar (Fyodor Dostoyevski)
    Yeraltından Notlar (Fyodor Dostoyevski)
    Ezilenler (Fyodor Dostoyevski)
    Delikanlı (Fyodor Dostoyevski)
    Beyaz Geceler (Fyodor Dostoyevski)
    Ecinler (Fyodor Dostoyevski)
    Öteki (Fyodor Dostoyevski)
    Ölü Evinden Anılar (Fyodor Dostoyevski)

    *ROBERT MUSİL
    Niteliksiz Adam -Robert Musil
    Genç Törless - Robert Musil

    *JACK LONDON
    Martin Eden (Jack London)
    Vahşetin Çağrısı (Jack London)
    Beyaz Diş (Jack London)
    Demir Ökçe (Jack London): Distopya-ütopya
    Deniz Kurdu (Jack London)

    *STENDHAL
    Kırmızı ve Siyah (Stendhal)
    Parma Manastırı Stendhal

    *DAN BROWN
    Da Vinci Şifresi-Dan Brown
    Dijital Kale ( Dan Brown)
    Melekler ve Şeytanlar -Dan Brown
    Cehennem - Dan Brown
    Başlangıç ( Dan Brown)

    *BORGES
    Kum Kitabı -Jorge Luis Borges
    Brodie Raporu- Jorge Luis Borges
    Şifre - Jorge Luis Borges
    Ficciones- Jorge Luis Borges
    Alef- Jorge Luis Borges
    Yaratan- Jorge Luis Borges
    Atlas- Jorge Luis Borges
    Tartışmalar- Jorge Luis Borges
    Yedi Gece- Jorge Luis Borges
    Sonsuz Gül -Jorge Luis Borges
    Evaristo -Carriego Jorge Luis Borges
    Alçaklığın Evrensel Tarihi- Jorge Luis Borges
    Düşsel Varlıklar Kitabı - Jorge Luis Borges
    Sonsuzluğun Tarihi -Jorge Luis Borges
    Öteki Soruşturmalar - Jorge Luis Borges

    *CHARLES DİCKENS
    İki Şehrin Hikayesi (Charles Dickens)
    Oliver Twist (Charles Dickens)
    Kasvetli Ev (Charles Dickens)
    David Copperfield (Charles Dickens)
    Büyük Umutlar (Charles Dickens)
    Müşterek Dostumuz (Charles Dickens)

    *GORKİ
    Ana (Maksim Gorki)
    Artamonov Ailesi - Maksim Gorki

    *BALZAC
    Vadideki Zambak ( Balzac)
    Goriot Baba (Honoré de Balzac)
    İki Yeni Gelinin Anıları (Balzac)
    Eugénie Grandet (Balzac)

    *MİLAN KUNDERA
    Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği-Milan Kundera
    Gülüşün ve Unutuşun Kitabı- Milan Kundela
    *ROBERT LOUİS STEVENSON
    Define Adası- Robert Louis Stevenson
    Dr jekyll ve bay Hyde - Robert Louis Stevenson

    *NİKOS KAZANCAKİS
    Zorba- Nikos Kazancakis
    Günaha son çağrı - Nikos Kazancakis

    *VASCONCELOS
    1-Şeker Portakalı (José Mauro de Vasconcelos)
    2-Güneşi Uyandıralım
    3-Delifişek

    *GUİN
    Mülksüzler (Ursula K. Le Guin)
    Yerdeniz Üçlemesi (Ursula K. Le Guin)

    *JOSEPH CONRAD
    Nostromo-Joseph Conrad
    Karanlığın Yüreği-joseph Conrad

    *ALEXANDRE DUMAS (baba DUMAS)
    Monte Kristo Kontu (Alexandre Dumas)
    Üç Silahşörler (Alexandre Dumas)
    *ALEXANDRE DUMAS (Oğul DUMAS)
    Kamelyalı Kadın

    *VİCTOR HUGO
    Notre Dame'ın Kamburu (Viktor Hugo)
    Sefiller (Victor Hugo )
    İdam Mahkumunun Son Günü (Victor Hugo)

    *GOGOL
    Ölü Canlar (Nikolay Vasilyeviç Gogol)
    Palto (Gogol)
    Bir Delinin Hatıra Defteri (Nikolay Vasilyeviç Gogol)

    *THOMAS HARDY
    Kaybolan Masumiyet (Thomas Hardy) (Tess ismiyle de çevirisi bulunuyor)
    Çılgın Kalabalıktan Uzak (Thomas Hardy)
    Adsız Sansız Bir Jude (Thomas Hardy)

    *ROBERT LUİS STEVENSON
    Kara Ok (Robert Louis Stevenson )
    Define Adası (Robert Louis Stevenson )

    *HENRY FİELDİNG
    Tom Jones (Henry Fielding): İlk basımı 1749. Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri
    Joseph Andrews (Henry Fielding )

    *GEORGE ORWELL
    Hayvan Çiftliği (George Orwell )
    Bin Dokuz Yüz Seksen Dört -1984-George Orwel-(gerçek adı Eric Arthur Blair)

    *ALDOUS HUXLEY
    Cesur Yeni Dünya -Aldous Huxley
    Krom Sarısı - Aldous Huxley

    *EMİLE ZOLA
    Germinal (Emile Zola)
    Nana (Emile Zola)
    Meyhane (Emile Zola)
    Hayvanlaşan İnsan (Emile Zola)

    *HENRY JAMES
    Washington Meydanı (Henry James )
    Daisy Miller (Henry James )
    Bir Kadının Portresi (Henry James)
    Yürek Burgusu (Henry James)

    *WİLKİE COLLİNS
    Beyazlı Kadın (Wilkie Collins)
    Aytaşı (Wilkie Collins)

    *PUŞKİN
    Maça Kızı (Aleksandr Puşkin)
    Yüzbaşının Kızı (Puşkin)

    *FLAUBERT
    Madam Bovary -Gustave Flaubert
    Bilirbilmezler ,Bouvard ile Peuchet (-Gustave Flaubert
    Aşk Eğitimi -Gustave Flaubert
    Duygusal Eğitim Bir Delikanlının Hikayesi - Gustave Flaubert

    *KAFKA
    Dönüşüm (Franz Kafka)
    Dava (Franz Kafka)
    Şato (Franz Kafka)

    *ZWEİG
    Satranç (Stefan Zweig )
    Sabırsız Yürek (Stefan Zweig )
    Amok Koşucusu (Stefan Zweig )
    Olağanüstü Bir Gece (Stefan Zweig )
    Bir Kadının Hayatından 24 Saat (Stefan Zweig )
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Stefan Zweig )
    Geçmişe Yolculuk (Stefan Zweig )



    *VİRGİNİA WOOLF
    Deniz Feneri (Virginia Woolf)
    Dalgalar (Virginia Woolf)
    Mrs. Dalloway (Virginia Woolf)
    Kendine Ait Bir Oda (Virginia Woolf)

    *CHARLOTTE BRONTE
    Profesör (Charlotte Bronte)
    Villette Geçmişin Gölgesinde (Charlotte Bronte)
    Shirley (Charlotte Bronte)
    Jane Eyre (Charlotte Bonte)

    *JANE AUSTEN
    Aşk ve Gurur (Jane Austen)
    Mansfield Parkı (Jane Austen)
    Emma (Jane Austen)
    İkna ( Jane Austen)
    Akıl ve Tutku (Jane Austen)

    *SHAKESPEARE
    Hamlet (William Shakespeare )
    Macbeth (William Shakespeare)
    Romeo ve Juliet (William Shakespeare)
    Othello (William Shakespeare)
    Bir Yaz Gecesi Rüyası (William Shakespeare)
    On İkinci Gece (William Shakespeare)
    Kral Lear (William Shakespeare)
    Venedik Taciri (William Shakespeare)
    Kış Masalı (William Shakespeare)

    *WELLS
    Zaman Makinesi (H.G.Wells)
    Görünmez Adam (H.G.Wells)
    Dr. Moreau'nun Adası (H.G.Wells)
    Dünyaların Savaşı(H.G.Wells):

    *MARCEL PROUST
    *Kayıp Zamanın İzinde (Marcel Proust)
    1) Swann'ların Tarafı
    2) Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3) Guermantes Tarafı
    4) Sodom ve Gomorra
    5) Mahpus
    6) Albertine Kayıp
    7) Yakalanan Zaman

    *ÇEHOV
    Martı (Anton Çehov)
    Vişne Bahçesi (Anton Çehov): Tiyatro Oyunu
    *JULES VERNE
    80 Günde Devri Alem (Jules Verne)
    Dünya Merkezine Yolculuk (Jules Verne)
    Denizin Altında 20bin Fersah (Jules Verne)
    Aya Yolculuk (Jules Verne)

    *GOETHE
    Faust (Johann Wolfgang von Goethe)
    Genç Werther'in Acıları (Johann Wolfgang von Goethe)
    Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları (Johann Wolfgang von Goethe)
    Gönül Yakınlıkları (Johann Wolfgang von Goethe)

    *NABOKOV
    Lolita - Vladimir Vladimiroviç Nabokov
    Ada ya da Arzu - Vladimir Vladimiroviç Nabokov
    Solgun Ateş - Vladimir Nabokov

    *GEORGE ELİOT
    Silas Marner (George Eliot):gerçek adı:Mary Anne Evans
    Middlemarch (George Eliot)

    *PEREC
    Kayboluş - Georges Perec
    ŞEYLER (Altmışlı Yılların Bir Hikayesi)-Georges Pere
    w ya da bir çocukluk hatırası -George Perec
    Yaşam Kullanma Kılavuzu - Georges Perec

    *PAUL AUSTER
    New York Üçlemesi – Paul Auster
    Ay Sarayı - Paul Auster
    Şans Müziği - Paul Auster

    *J.R.R TOLKİEN
    Yüzüklerin Efendisi- John Ronald Reuel Tolkien
    Hobbit- John Ronald Reuel Tolkien

    *TRUMAN CAPOTE
    Tiffany’de Kahvaltı-Truman Capote
    Soğukkanlılıkla- Truman Capote

    *JAMES JOYCE
    Dublinliler (James Joyce)
    Ulysses (James Joyce)
    Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi - James Joyce

    *DOYLE
    Baskerville’lerin Köpeği-Arthur Ignatius Conan Doyle
    Sherlock Holmes-Arthur Conan Doyle

    *TURGENYEV
    İlk Aşk (İvan Turgenyev):
    Babalar ve Oğullar (İvan Turgenyev)

    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer'ın Maceraları (Mark Twain):Çocuk edebiyatı
    Huckleberry Finn ‘in Maceraları – Mark Twain

    *ITALO CALVİNO
    Görünmez Kentler-İtalo Calvino
    Bir kış gecesi eğer bir yolcu -İtalo Calvino
    Kesişen Yazgılar Şatosu - Italo Calvino

    *D. H. LAWRENCE
    Gökkuşağı - David Herbert Lawrence
    Lady Chatterley’in Sevgilisi- David Herbert Lawrence
    oğullar ve sevgililer - David Herbert Lawrence
    Aşık kadınlar- David Herbert Lawrence

    *ITALO SVEVO
    Senilita Yaşlılık - Italo Svevo
    Zeno'nun Bilinci - Italo Svevo

    *PATRİCK SÜSKİND
    Güvercin - Patrick Süskind
    Koku -Patrick Süskind

    *MARGUERİTE DURAS
    Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi - Marguerite Duras
    Konsolos Yardımcısı - Marguerite Duras

    *YUKİO MİŞİMA
    Bahar Karları Bereket Denizi 1 - Yukio Mişima
    Kaçak Atlar / Bereket Denizi 2 - Yukio Mişima
    Şafak Tapınağı Bereket Denizi 3 - Yukio Mişima
    Meleğin Çürüyüşü Bereket Denizi 4 - Yukio Mişima

    *MARCEL ALLAİN-PİERRE SOUVESTRE
    Fantoma 1 : Suç Dehası - Marcel Allain ,Pierre Souvestre
    Fantoma 2: Boş Tabut - Marcel Allain ,Pierre Souvestre

    *EDUARDO GALEANO
    Yaratılış /Ateş Anıları 1 - Eduardo Galeano
    Yüzler ve Maskeler Ateş Anıları: 2 - Eduardo Galeano
    Rüzgarın Yüzyılı Ateş Anıları: 3 - Eduardo Galeano

    *CENGİZ AYTMATOV
    Beyaz Gemi- Cengiz Aytmatov
    Gün Olur Asra Bedel- Cengiz Aytmatov

    ********

    *Dede Korkut Kitabı

    *MEVLANA
    Mesnevi -Mevlana

    *YUNUS EMRE
    Divan -Yunus Emre

    *EVLİYA ÇELEBİ
    Seyahatname - Evliya Çelebi

    *OĞUZ ATAY
    Tutunamayanlar (Oğuz Atay)
    Tehlikeli Oyunlar (Oğuz Atay)

    *YUSUF ATILGAN
    Aylak Adam (Yusuf Atılgan)
    Anayurt Oteli (Yusuf Atılgan

    *AHMET HAMDİ TANPINAR
    Saatleri Kurma Enstütüsü(Ahmet Hamdi Tanpınar)
    Mahur Beste - Ahmet Hamdi Tanpınar
    Huzur - Ahmet Hamdi Tanpınar

    *HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
    Aşk-ı Memnu (Halid Ziya Uşaklıgil
    Mai ve Siyah (Halid Ziya Uşaklıgil)

    *SABAHADDİN ALİ
    Kuyucaklı Yusuf (Sabahattin Ali)
    Kürk Mantolu Madonna -Sabahattin Ali
    İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali

    *PEYAMİ SAFA
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)
    Fatih Harbiye – Peyami Safa

    *HALİDE EDİP ADIVAR
    Sinekli Bakkal (Halide edip Adıvar)
    Ateşten Gömlek – Halide Edip Adıvar




    *REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    Çalıkuşu (Reşat Nuri Güntekin)
    Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)
    Dudaktan Kalbe (Reşat Nuri Güntekin)
    Acımak - Reşat Nuri Güntekin

    *ORHAN KEMAL
    Bereketli Topraklar Üzerinde (Orhan Kemal)
    Gurbet Kuşları - Orhan Kemal
    Hanımın Çiftliği – Orhan Kemal

    *YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
    Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    Kiralık Konak - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

    *YAŞAR KEMAL
    İnce Memed -Yaşar Kemal
    Yer Demir Gök Bakır - Yaşar Kemal
    Orta Direk – Yaşar Kemal

    *KEMAL TAHİR
    Devlet Ana - Kemal Tahir
    Esir Şehrin İnsanları - Kemal Tahir

    *SAİT FAİK ABASIYANIK
    Medarı Maişet Motoru - Sait Faik Abasıyanık
    Alemdağ'da Var Bir Yılan - Sait Faik Abasıyanık

    *LATİFE TEKİN
    Sevgili Arsız Ölüm- Latife Tekin
    Berci Kristin Çöp Masaları-Latife Tekin

    *ATİLLA İLHAN
    Kurtlar Sofrası – Attilâ İlhan
    Ben sana Mecburum -Atilla İlhan

    *AZİZ NESİN
    Zübük-Aziz Nesin
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz- Aziz Nesin


    BİYOGRAFİ

    *Marco Polo -Laurence Bergreen
    *Tolkien- Humphrey Carpenter
    *Mozart- Maynard Solomon
    *Descartes- Desmond M.
    *Büyük Konstantin -Paul Stephenson
    *Irak Kralı I. Faysal -Ali A. Allawi
    *Siyah Rus -Vladimir Alexandrov
    *Kubilay Han- Morris Rossabi
    *Bismarck -Jonathan Steinberg
    *Nietzsche -Julian Young
    *Robespierre- Peter Mcphee
    *Jane Austen- Claire Tomalin
    *Benjamin Franklin - Walter Isaacson
    *Paul Dirac - Graham Farmelo
    *Schopenhauer-David E. Cartwright
    *Caesar -Adrian Goldsworthy
    *Beethoven-Lewis Lockwood
    *Kierkegaard-Alastair Hannay
    *Konstantinos Paleologos-Donald M. Nicol Mithradates-Adrienne Mayor
    *Sarah Bernhardt -Arthur Gold
    *Thomas Hobbes- Aloysius Patrick Martinich
    *Afrikalı Leo- Natalie Zemon Davis
    *Leibniz -Maria Rosa Antognazza
    *Hegel -Terry Pinkard
    *Budha- Hajime Nakamura
    *Jack London -James L. Haley
    *Zihnin Kâşifi _ Aile Arşivinden Özgün Fotoğraf ve Belgelerle Sigmund Freud Biyografisi -Ruth Sheppard
    *Rimbaud- Graham Robb
    *Gabriel García Márquez -Gerald Martin
    *Olof Palme -Henrik Berggren
    *Hammurabi -Marc Van De Mieroop
    *Korkunç İvan- Isabel de Madariaga
    *John Locke- Roger Woolhouse
    *Charles Darwin -Adrian Desmond
    *Immanuel Kant -Manfred Kuehn
    *Jean_Jacques Rousseau -Leo Damrosch
    *Churchill- Martin Gilbert
    *John Stuart Mill -Nicholas Capaldi
    *Simon Bolivar -John Lynch

    ******





    Nobel Ödülü alan tüm yazarlar ve yazarların yayımlanan kitaplarının listesi:

    1901
    Sully Prudhomme (16 Mart 1839, Paris, Fransa – 6 Eylül 1907)
    1902
    Theodor Mommsen (30 Kasım 1817, Garding, Almanya – 1 Kasım 1903)
    1903
    Bjørnstjerne Bjørnson (8 Aralık 1832, Kvikne, Norveç – 26 Nisan 1910)
    1904
    Frédéric Mistral (8 Eylül 1830, Provence, Fransa – 25 Mart 1914)
    José Echegaray y Eizaguirre (19 Nisan 1832, Madrid, İspanya – 14 Eylül 1916)
    1905
    Henryk Sienkiewicz (5 Mayıs 1846, Polonya – 15 Kasım 1916) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Ateş ve Kılıç”
    1906
    Giosuè Carducci (27 Temmuz 1835, Pietrasanta, İtalya – 16 Şubat 1907)
    1907
    Rudyard Kipling (30 Aralık 1865, Mumbai, Hindistan – 18 Ocak 1936) – “Dilek Evi”
    1908
    Rudolf Christoph Eucken (5 Ocak 1846, Almanya – 15 Eylül 1926) – Alman felsefeci. “Hayatın Anlamı’’
    1909
    Selma Lagerlöf (20 Kasım 1858, Mårbacka, İsveç – 16 Mart 1940) – İsveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Küçük Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları”, “Nils Holgersson’un Serüvenleri”, “Uçan Kazlar”, “Klasikleri Okuyorum – Nils ve Uçan Kaz”
    1910
    Paul Heyse (15 Mart 1830, Berlin, Almanya – 2 Nisan 1914) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Andrea Delfin”
    1911
    Count Maurice Maeterlinck (29 Ağustos 1862, Gent, Belçika – 6 Mayıs 1949,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mavi Kuş”
    1912
    Gerhart Hauptmann (15 Kasım 1862, Polonya – 6 Haziran 1946) – “Atlantis”
    1913
    Rabindranath Tagore (7 Mayıs 1861, Kalküta, Hindistan – 7 Ağustos 1941) – “Gora”,
    1914
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1915
    Romain Rolland (29 Ocak 1866, Fransa – 30 Aralık 1944) – “Yaşama Sevgisi”
    1916
    Verner von Heidenstam (6 Temmuz 1859, Olshammar, İsveç – 20 Mayıs 1940)
    Henrik Pontoppidan (24 Temmuz 1857, Danimarka – 21 Ağustos 1943)
    1917
    Karl Adolph Gjellerup (2 Haziran 1857, Danimarka – 13 Ekim 1919)
    1918
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1919
    Carl Spitteler (24 Nisan 1845, İsviçre – 29 Aralık 1924)
    1920
    Knut Hamsun ( 4 Ağustos 1859, Lom, Norveç – 19 Şubat 1952) –: “Açlık”
    1921
    Anatole France (16 Nisan 1844, Paris, Fransa – 12 Ekim 1924) – Kırmızı Zambak”
    1922
    Jacinto Benavente (12 Ağustos 1866, Madrid, İspanya – 14 Temmuz 1954)
    1923
    William Butler Yeats (13 Haziran 1865, İrlanda – 28 Ocak 1939) – “Dibbuk”
    1924
    Wladyslaw Reymont (7 Mayıs 1867, Polonya – 5 Aralık 1925)
    1925
    George Bernard Shaw (26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950) “Ölümsüzlüğün Sırrı”
    1926
    Grazia Deledda (28 Eylül 1871, İtalya – 15 Ağustos 1936)
    – İtalyan kadınyazar. “Sardinya Efsaneleri”
    1927
    Henri Bergson (18 Ekim 1859, Paris, Fransa 4 Ocak 1941) – “Madde ve Bellek”
    1928
    Sigrid Undset (20 Mayıs 1882, Danimarka – 10 Haziran 1949) – Norveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen kitabı: “Her Kadın Gibi”
    1929
    Thomas Mann (6 Haziran 1875, Lübeck – 12 Ağustos 1955) – Alman yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Venedik’te Ölüm”, “Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü”, “Büyülü Dağ”, “Yusuf ve Kardeşleri”
    1930
    Sinclair Lewis (7 Şubat 1885, Minnesota, ABD – 10 Ocak 1951) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Vahşi Aşk”
    1931
    Erik Axel Karlfeldt (20 Temmuz 1864, Karlbo, İsveç – 8 Nisan 1931,)
    1932
    John Galsworthy (14 Ağustos 1867, Kingston, Birleşik Krallık – 31 Ocak 1933)
    1933
    Ivan Alekseyevich Bunin (22 Ekim 1870, Voronej, Rusya – 8 Kasım 1953) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mitya’nın Aşkı”
    1934
    Luigi Pirandello (28 Haziran 1867, Agrigento, İtalya – 10 Aralık 1936) – “Gölge Adam
    1935
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1936
    Eugene O’Neill (16 Ekim 1888, Longacre Square – 27 Kasım 1953) – ABD’li oyun yazarı. Türkçeye çevrilen kitabı: “Allahın Ayısı”
    1937
    Roger Martin du Gard (23 Mart 1881, Fransa – 22 Ağustos 1958) – “Thibault’lar
    1938
    Pearl Sydenstricker Buck (26 Haziran 1892, Batı Virginia, ABD – 6 Mart 1973) – Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Amerikalı kadın. “Sürgün

    1939
    Frans Eemil Sillanpää (16 Eylül 1888, Finlandiya – 3 Haziran 1964) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Taşra Kızı”
    1940 –1941-1942- 1943
    Bu yıllar arasında kimseye ödül verilmemiştir.
    1944
    Johannes Vilhelm Jensen (20 Ocak 1873, Danimarka – 25 Kasım 1950,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Kralın Düşüşü”
    1945
    Gabriela Mistral (7 Nisan 1889, Vicuña, Şili – 10 Ocak 1957) – Asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga. Kadın şair, eğitimci, diplomat. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Gabriela Mistral Şiirlerinden Seçmeler”
    1946
    Hermann Hesse (2 Temmuz 1877, Calw, Almanya – 9 Ağustos 1962) – “Boncuk Oyunu”
    1947
    André Gide (22 Kasım 1869, Paris, Fransa – 19 Şubat 1951) – “Pastoral Senfoni”, “Ayrı Yol
    1948
    Thomas Stearns Eliot (26 Eylül 1888, St. Louis, Missouri, ABD – 4 Ocak 1965) – ”, “İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu”
    1949
    William Faulkner (25 Eylül 1897, New Albany, Mississippi, ABD – 6 Temmuz 1962) – “Ses ve Öke”
    1950
    Bertrand Russell (18 Mayıs 1872, Birleşik Krallık – 2 Şubat 1970) – “Eğitim Üzerine”, “İnsanlığın Yarını
    1951
    Pär Lagerkvist (23 Mayıs 1891, İsveç – 11 Temmuz 1974) – “Yeryüzü Sürgünü”
    1952
    François Mauriac (11 Ekim 1885, Bordeaux, Fransa -1 Eylül 1970) –”, “Yılan Düğümü”
    1953
    Winston Churchill (30 Kasım 1874, Birleşik Krallık – 24 Ocak 1965) – Politikacı.
    1954
    Ernest Hemingway (21 Temmuz 1899, Illinois, ABD – 2 Temmuz 1961) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, “Yaşlı Adam ve Deniz”
    1955
    Halldór Laxness (23 Nisan 1902, Reykjavík, İzlanda – 8 Şubat 1998) – “Özgür İnsanlar”
    1956
    Juan Ramón Jiménez (24 Aralık 1881, Moguer, İspanya – 29 Mayıs 1958) –”, “Ruhsal Sone”
    1957
    Albert Camus (7 Kasım 1913, Fransız Cezayiri – 4 Ocak 1960) – “Yabancı”, “Veba”, “Düşüş, “Yaz”
    1958
    Boris Pasternak (10 Şubat 1890, Moskova, Rusya – 30 Mayıs 1960) – Boris Pasternak, Sovyetler Birliği Hükümeti’nin baskısı üzerine bu ödülü reddetmek zorunda kalmıştır. “İnsanlar ve Haller

    1959
    Salvatore Quasimodo (20 Ağustos 1901, İtalya – 14 Haziran 1968) Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Güngünüstüne”
    1960
    Saint-John Perse (31 Mayıs 1887, Guadeloupe – 20 Eylül 1975) – Fransız şair ve diplomat. Türkçeye çevrilen eserleri: “Sözcükler Denizi”
    1961
    Ivo Andric (9 Ekim 1892, Travnik, Bosna-Hersek – 13 Mart 1975) – Türkçeye çevrilen kitapları: “Drina Köprüsü”
    1962
    John Steinbeck (27 Şubat 1902, Kaliforniya, ABD – 20 Aralık 1968) -“Fareler ve İnsanlar”, “Gazap Üzümleri
    1963
    Giorgos Seferis - (13 Mart 1900 – 20 Eylül 1971) – Urla doğumlu Yunan şair. Daha çok Yorgos Seferis olarak bilinir. “Üç Kırmızı Güvercin”
    1964
    Jean-Paul Sartre (Reddetti) (21 Haziran 1905, Paris, Fransa – 15 Nisan 1980) – Kendisine verilen diğer tüm resmi ödülleri reddettiği gibi Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Bulantı”
    1965
    Mihail Şolohov (24 Mayıs 1905, Vyoshenskaya, Rusya – 21 Şubat 1984) – “Durgun Don
    1966
    Shmuel Yosef Agnon (17 Temmuz 1888, Buchach, Ukrayna – 17 Şubat 1970) –
    “Tılsım”
    Nelly Sachs (10 Aralık 1891, Schöneberg, Almanya – 12 Mayıs 1970) – Alman asıllı İsveçli kadın yazar ve şair. “Akkor Bilmeceler
    1967
    Miguel Ángel Asturias (19 Ekim 1899, Guatemala – 9 Haziran 1974) – “Kasırga”
    1968
    Yasunari Kawabata (11 Haziran 1899, Osaka, Japonya – 16 Nisan 1972) –Karlar Ülkesi
    1969
    Samuel Beckett (13 Nisan 1906, Foxrock, İrlanda – 22 Aralık 1989) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Üçleme”, Üçleme 2″,Üçleme 3”
    1970
    Aleksandr Soljenitsin (11 Aralık 1918, Kislovodsk, Rusya – 3 Ağustos 2008) –”, “İvan Denisoviç’in Bir Günü’’
    1971
    Pablo Neruda (12 Temmuz 1904, Parral, Şili – 23 Eylül 1973) – “Sevdiğime Seslenir Gibi”
    1972
    Heinrich Böll – (21 Aralık 1917, Köln, Almanya – 16 Temmuz 1985) – “Fotoğrafta Kadın da Vardı”, “İlk Yılların Ekmeği”, “Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru”, “Dokuz Buçukta Bilardo”, “
    1973
    Patrick White – (28 Mayıs 1912, Londra, Birleşik Krallık – 30 Eylül 1990) – “Çöl”
    1974
    Eyvind Johnson (29 Temmuz 1900, İsveç – 25 Ağustos 1976) – “Yaşamak Dediğin”
    Harry Martinson (6 Mayıs 1904, İsveç – 11 Şubat 1978)
    1975
    Eugenio Montale (12 Ekim 1896, Cenova, İtalya – 12 Eylül 1981) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Xenia”
    1976
    Saul Bellow (10 Haziran 1915, Lachine, Kanada – 5 Nisan 2005) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: ‘’ Boşlukta Sallanan Adam’’
    1977
    Vicente Aleixandre (26 Nisan 1898, Sevilla, İspanya – 14 Aralık 1984) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kılıçtan Keskin Dudaklar”
    1978
    Isaac Bashevis Singer (21 Kasım 1902, Leoncin, Polonya – 24 Temmuz 1991) – Polonya kökenli Amerikalı yazar. “Toplu Öyküler”
    1979
    Odysseas Elytis (2 Kasım 1911, Kandiye, Yunanistan – 18 Mart 1996) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Övgüler Olsun Sana”
    1980
    Czeslaw Milosz (30 Haziran 1911, Litvanya – 14 Ağustos 2004) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Tutsak edilmiş Akıl”
    1981
    Elias Canetti (25 Temmuz 1905, Rusçuk, Bulgaristan – 14 Ağustos 1994) – Eserlerini Almanca yazmıştır. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Körleşme
    1982
    Gabriel García Márquez (6 Mart 1927, Kolombiya – 17 Nisan 2014) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”
    1983
    William Golding (19 Eylül 1911, Newquay, Birleşik Krallık – 19 Haziran 1993) – “Sineklerin Tanrısı”
    1984
    Jaroslav Seifert (23 Eylül 1901, Žižkov, Çek Cumhuriyeti – 10 Ocak 1986)
    1985
    Claude Simon (10 Ekim 1913 – 6 Temmuz 2005) – Fransız yazar. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Tramvay”
    1986
    Wole Soyinka – 13 Temmuz 1934, Abeokuta, Nijerya doğumlu.
    1987
    Joseph Brodsky (24 Mayıs 1940, St. Petersburg, Rusya – 28 Ocak 1996) – Rus asıllı Amerikalı şair.
    1988
    Necip Mahfuz (11 Aralık 1911, Kahire, Mısır – 30 Ağustos 2006) “Ezilenler
    1989
    Camilo José Cela (11 Mayıs 1916, İspanya – 17 Ocak 2002)– Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Arı Kovanı
    1990
    Octavio Paz (31 Mart 1914, Meksika – 19 Nisan 1998) – “Öteki Ses
    1991
    Nadine Gordimer (20 Kasım 1923 – 13 Temmuz 2014) – Güney Afrikalı kadın yazar. “Başka Dünyalar

    1992
    Derek Walcott - (23 Ocak 1930, Saint Lucia – 17 Mart 2017) – Saint Lucialı şair, yazar ve ressam.
    1993
    Toni Morrison – 18 Şubat 1931, Ohio doğumlu ABD’li kadın yazar. “En Mavi Göz”
    1994
    Kenzaburo Oe – 31 Ocak 1935, Japonya doğumlu yazar. “Kişisel Bir Sorun”
    1995
    Seamus Heaney – (13 Nisan 1939, Castledawson – 30 Ağustos 2013), İrlandalı yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kuzey”
    1996
    Wislawa Szymborska (2 Temmuz 1923, Kórnik – 1 Şubat 2012) Polonyalı kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Başlıksız Olabilir”.
    1997
    Dario Fo -(24 Mart 1926, Sangiano, İtalya – 13 Ekim 2016), İtalyan yazar. “Sıradan Bir Gün ve Diğer Oniki Komedi”
    1998
    José Saramago (16 Kasım 1922 – 18 Haziran 2010) – Portekizli yazar. “Görmek”, “Körlük
    1999
    Günter Grass – 16 Ekim 1927, Gdansk, Polonya doğumlu Alman yazar. Teneke Trampet
    2000
    Gao Xingjian – 4 Ocak 1940, Ganzhou, Çin doğumlu yazar, çevirmen, eleştirmen ve ressam. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Ruh Dağı”
    2001
    Vidiadhar Surajprasad Naipaul – 17 Ağustos 1932, Trinidad doğumlu Britanyalı yazar. “Büyülü Tohumlar”
    2002
    Imre Kertész – 9 Kasım 1929, Budapeşte, Macaristan doğumlu. “Kadersizlik
    2003
    John Maxwell Coetzee – 9 Şubat 1940, Güney Afrika doğumlu yazar ve akademisyen. “Utanç
    2004
    Elfriede Jelinek – 20 Ekim 1946, Avusturya doğumlu, kadın feminist oyun yazarı ve romancı. “Piyanist
    2005
    Harold Pinter – 10 Ekim 1930, Londra doğumlu İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör. “Ay Işığı”
    2006
    Orhan Pamuk – 7 Haziran 1952, İstanbul doğumlu. Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazar. Kitapları: “Kara Kitap” “Cevdet Bey ve Oğulları”, “Yeni Hayat”, “Beyaz Kale”
    2007
    Doris Lessing – 22 Ekim 1919, Kirmanşah, İran doğumlu Britanyalı kadın yazar (İngiltere/Britanya). “Son Aydınlık Yaz”
    2008
    Jean-Marie Gustave Le Clézio – 13 Nisan 1940, Nice, Fransa doğumlu. “Çöl”
    2009
    Herta Müller – 17 Ağustos 1953, Romanya doğumlu Alman kadın yazar.“Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’’
    2010
    Mario Vargas Llosa – 28 Mart 1936, Peru doğumlu. “Yeşil Ev”
    2011
    Tomas Gösta Tranströmer – 15 Nisan 1931, Stockholm, İsveç doğumlu şair, psikolog ve çevirmendir. “Hüzün Gondolu”
    2012
    MoYan (Guan Moye) – 17 Şubat 1955, Gaomi, Çin doğumlu. Gerçek adı Guan Moye’dir, ancak Çince “sakın konuşma!” anlamına gelen Mo Yan mahlasını kullanır. Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhurudur. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Kızıl Darı Tarlaları”
    2013
    Alice Munro – 10 Temmuz 1931, Kanada doğumlu kadın yazar. “Sevgili Hayat”
    2014
    Patrick Modiano – 30 Temmuz 1945, Boulogne-Billancourt, Fransa doğumlu. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “En Uzağından Unutuşun”
    2015
    Svetlana Aleksiyeviç – 31 Mayıs 1948, İvano-Frankivsk, Ukrayna doğumlu kadın yazar. Kızıl İnsanın Sonu”
    2016
    Bob Dylan – 24 Mayıs 1941, ABD doğumlu. Asıl adı: Robert Allen Zimmerman.
    2017
    Kazuo Ishiguro – 8 Kasım 1954, Japonya doğumlu İngiliz romancı. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Beni Asla Bırakma”
  • HUZUR EVİ..!

    Beş senedir huzurevinde yaşayan bir annemizin kaleminden duygusal bir hikaye...
    Tüm evlatlara ithaf olunur..!!!

    Buz gibi odalarla dolu kocaman binalar diktiler ülkeme. İçine ömürlerinin son demlerinde olan anneleri, babaları doldurdular. Adına huzur evi dediler. Oysa huzur hiç uğramadı oraya. Eskiden yaşlılarımızı kapatmazdık başka yerlere. Onların yüzü suyu hürmetine belalar def oluyor der, onları nimet bilirdik. Boyunlarını bükük bırakmazdık.

    Dışarıdan huzurlu gibi görünen, bu sessiz sakin binalarda, ne fırtınalar kopuyor kimbilir. Kaç anne anlatmak, haykırmak istedi duygularını, kaç anne yazmak istedi bilinmez. O annelerin adına yazdım bu satırları. Bu mektup huzursuz odalardaki yüreği yorgun annelerin sessiz çığlıklarıdır….

    Takvime baktım da beş sene olmuş buraya geleli. Nasıl geçti o beş sene bir de bana sor. Çok bakmıyorum takvimlere. İçim sıkılıyor, zaman geçmiyor. Eskiden su gibi akıp geçiyor zaman derdim. Şimdi öyle düşünmüyorum. Demek insan mutluyken çabuk geçermiş zaman. Hapishanedekileri şimdi daha iyi anlıyorum. Beni buraya bıraktığın gün anneler günüydü hatırlıyor musun? O günden beri anneler günü denen gün benim için daha da bir anlamsızlaştı. Her sene bugün anne olmak ayrı bir acı veriyor bana…
    Sen küçük bir çocuktun daha. Hiç bir yere bırakmazdım ben seni, öyle savunmasız, öyle masumdun ki, kimselere güvenip yollamazdım. Yanımdan hiç ayırmazdım. Şimdi beni nasıl olupta tanımadığın insanlara teslim ettiğini düşünüyorum. Gözden çıkarılmış eski bir eşya gibi hissediyorum kendimi. Yıpranmış, işe yaramaz. Kırgınlık mı? Belki, kırgınım biraz…

    Geçen gün eski komşumuz Mevlüde teyzenin kızı Şükran geldi. Yolda görmüş seni. “Neden bıraktın anneni” diye sormuş sana. “Kendisi istedi” demişsin. “Maaşıda var bakıyorlar, yeri sıcak, her işi görülüyor içim rahat” demişsin. Kendim istemiştim evet, bazen naz yapma kabilinden ” Yaşlanınca huzurevine gönderin beni, kimseye yük olmak istemem” derdim. Ama içten içe hiç konduramazdım bu durumu, ne kendime, ne sana. “Bırakmaz beni bir yere” derdim. Tıpkı küçükken benim seni bırakmadığım gibi, beni hiç bırakmazsın sanırdım.

    Yaramaz bir çocuktun sen. Yerinde duramayan serseri bir mayın gibiydin.Kaç kez ısırdım dudaklarımı sana bağırmamak için, kaç kez sıktım yumruğumu vurmayayım diye. Ama hiç vurmadım sana, hiç kırmadım kalbini… Komşulardan biri sana “çok yaramaz” dedi diye aylarca onun yüzüne bakmamıştım. Kimse laf söylemesin, incitmesin isterdim. Tahammül edemezdim sana dikilen sert bir bakışa bile…

    Geçen gün bana “bunak kadın” dedi bakıcının biri. Hasta bezini lavaboda unutmuşum. Arada oluyor tutamıyorum diye vermişlerdi. Diğerleride duydu ya, nasıl utandım bir bilsen… Daha ne laflar söylüyorlarda dilim varmıyor söylemeye. Kırar mıyım, incitir miyim diye kim düşünüyor ki? Çok hassastım eskiden bilirsin, çabuk alınırdım. Hem benden titizi mi vardı? Kimselerin işini beğenmezdim. Şimdi yemek yerken bile yoruluyorum,üstüme döküyorum. Bazen yatarak kılıyorum namazlarımı. Secdeye başımı koyup uzun uzun öylece kalmayı ne çok özledim…

    Yaşlansam da geleceğe dair umutlar besliyordum buraya gelmeden evvel. Evladımı büyüttüm nasıl olsa, artık yorgunluklar biter, ben rahat otururum torunlarımı severim, sen sorarsın “anne ilacını getireyim mi, bir şeye ihtiyacın var mı?” diye. arkama yastık koyarsın, kesemediğim tırnaklarımı sen kesersin sanıyordum. Şimdi çoğu kez tırnaklarımı keserken kanattıklarını bilmezsin tabi…

    Gerçi benden daha beterleride var burada. Emine Bacı vardı mesela. Köyden gelmişti. Bir ay kadar oldu öleli. Bir sene evvelde Alzheimer hastası olan kocası ölmüştü. Çok çekti zavallı. Üç oğlu varmış Emine Bacı’nın. Aslan gibiymiş hepsi. Ben görmedim, gelmezlerdi hiç. Üç adam bir anayı sığdıramamışlar evlerine. Bağ bahçe gezmeye alışmış kadın. Hiç oturup kalmamış yerinde. Burada nasıl zorlandı, neler çekti Allah biliyor. Her yaz köyüne gidecek diye umut ederdi. Haber göndermiş oğlu, “Annemin ancak ölüsü çıkar oradan” demiş. Köylülerden çıkarıp bakmak isteyenler olmuş, ona da izin vermemişler. Bir keresinde pencereden atlamaya kalktı da zor tuttu bakıcılar. En son oğlu bayramlık göndermişti, “zıkkım olsun ondan gelen” dedi, giymedi elbiseyi. Hiç oğlum, yavrum demedi. “Köyüm” dedi, “evim” dedi durdu gariban. Bir sabah yatağında ölü buldular. Ölümü bile yalnız oldu Emine Bacı’nın.() Ooof off hangisini anlatsam, daha neler var neler…

    Şu bakıcı kadını sevemedim bir türlü. Sanki özel olarak seçmişler. Bu kadar mı merhametsiz olur bir insan ? Hiç mi gülmez yüzü ya hu? Her gün odaya gelince burnunu tutuyor. Pis kokuyormuş. Pencereyi sonuna kadar açıyor. Mutlaka yarım saat açık tutuyor. Çok üşüyorum. Zaten parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…

    Hatırlar mısın ilkokula gittiğin o yılları. Kışın kuzine sobayı yakardım. Sen gelmeden yemeği hazır eder, sobanın üzerine koyardım. Sen seviyorsun diye sobanın fırınında bir kaç tane küçük patatesi pişirirdim muhakkak. Okuldan gelir gelmez sobanın yanına koşardın. İlk işin tencereye bakmak olurdu. Genelde sevdiğin yemekleri yapardım. Ellerin üşümüş diye avuçlarımın içine ellerini alır ısıtırdım, öperdim öperdim…

    Sık sık uğrarım demiştin. Tam 8 ay olmuş uğramayalı. İşlerin yoğunmuş, zamanın yokmuş. Torunlarımda sormuyorlar demek. Yeni eve taşınmışsın aldım haberini. Arkadaşın Zehra söyledi. Vefalı kızdır, arada geliyor sağolsun. Annesi de babası da yanında vefat etmiş. Hiç bırakmamış bir yere, yanından ayırmamış. İmrenmedim desem yalan söylerim… “Evi çok büyük” dedi. Kocaman odaları, geniş bir balkonu varmış evinin. Yeni mobilyalar almışsın, eskileri elden çıkarmışsın.Tıpkı beni çıkardığın gibi… Herşeyi sığdırdın da evine, bir beni sığdıramadın a kuzum. Hadi onu da geçtim. Bir kere “Anne gel evimi gör, bir kaç gün kal” bile demedin… Zehra’ya “Anneler gününde görmeye gideceğim” demişsin… Ben anneler gününü hiç beklemiyorum biliyor musun? Anne olmak acı verir mi insana? O gün bana acı veriyor yavrum. Artık kendimi bir anne gibi hissedemediğim için belkide… Bir evlat bir torun sevemezsen, çevrende anne diyen olmazsa sana, ne anlamı var anne olmanın?

    Ölene imrenilir mi hiç? İmreniyorum işte. Kimin öldüğünü duysam “darısı başıma” diyorum. Hayaller umutlar, mutlu zamanlarmış insanı ayakta tutan. Onlar yoksa yaşamak zulüm olurmuş meğer…

    Kim icat etmiş bu huzursuz evleri? Rahat yüzü görmesin deyip her gün beddua ediyorum. Huzur eviymiş. Hergün ölüp ölüp diriliyorum bu huzursuz odada. Hiç tanımadığım, mizacımın uymadığı insanlarla yatıp kalkıyorum. Hiç bir şey bana ait değil. Söz hakkım yok, elbiselerim bile benim değil sanki. “Allahım al emanetini ne olur, bu yükü taşıyamıyorum…”

    Bu huzursuz evleri icat edenler mi çıkarmış anneler günü denen yalancı günü? İnsanlar yaşlı annelerini bu evlere kapatsın da sonra anneler günü olunca ziyaret etsinler diye öyle mi?

    Bak yine geldi o uğursuz gün. Zehra geleceğini söylemişti. Gelsen de bir, gelmesen de artık. Ben anneler gününü hiç sevemedim biliyor musun? Dünyalara sığmayan anne yüreğim huzursuz bir odaya hapsedildi. Ne sevmenin, ne anneliğimin bir anlamı yok artık… Çok üşüyorum. Hem parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…
  • Yalnızca Küçük Kırmızı Balık'ın gözüne uyku girmiyordu. Sabaha değin denizi düşündü. Artik deniz zihninde bir hedef, bir gun gerceklestirecegi bir amacti.
  • Düşüncelerine dikkat et, Onlar yapacaklarının başlangıcıdır
  • “Hep merak ederim, eğer "savaş ilan edenlerin ve savaş kışkırtıcılığı yapanların çocukları cephenin en ön mevzilerindeki ilk birlikte yer alacaklar" diyen bir kural olsaydı, tarih bu kadar çok savaşa şahit olur muydu?

    Yarın sabah yapılacak ilk saldırıda ölecek ilk askerin kendi oğlu olduğunu bilerek kaç siyasetçi, kaç general savaş kararı verecek, kaç gazeteci "hadi çocukları cepheye gönderelim" diye bağıracaktı.

    Savaş isteyecekler miydi o zaman?

    Savaşa gönderecekler miydi çocukları?

    Ve eğer aralarından biri, ilk ölecek askerin kendi çocuğu olacağını bilerek savaşa karar verecek olsaydı onu "bir kahraman" olarak mı yoksa "oğlunun ölümüne kayıtsız kalan taş kalpli bir canavar olarak mı" görecektik?

    Soracak mıydık kendimize, "yeryüzünde insanın evladından daha kıymetli bir toprak parçası var mı?" diye.

    Her savaşta ilk ölen bir çocuk var.

    O "başkasının" çocuğu olduğu zaman mı savaştan rahatça sözediliyor?

    Siz bir insanın savaşta nasıl öldüğünü hiç düşündünüz mü?

    Önce bir vınıltı duyulur, uğursuz, ürkütücü bir vınıltı, başını kaldırıp gökyüzüne bakarsın, o vınıltı ani bir homurtuya dönüşür sonra, bir karaltı süratle yaklaşır ve dehşetli bir patlamayla etrafındaki hava boşalır, kolların, bacakların patlamanın olduğu yerden uzaklaşan havanın korkunç çekim gücüyle yerlerinden koparılır, alevler içinde yanan bedenin dağılır.

    Böyle ölüyor çocuklar.

    Bazen bir mayına basıyorlar, son duydukları madeni bir mekanizmanın sesi oluyor ve bütün etleri, kasları, damarları parçalanarak havaya uçuyor.

    Gözlerine giren mermiler, ciğerlerine saplanan kurşunlar.

    Kan gırtlaklarına doluyor.

    Niye ister bazı insanlar çocukların böyle ölmesini?

    Vatan için mi, din için mi, bayrak için mi?

    Aynı tanrıya ayrı dillerde yakaran insanların, "Allah için" birbirlerini öldürmesi çok mu uygun dine?

    İlk ölecek asker kendi çocuğu olduğunda kaç dindar böylesine büyük bir istekle destekleyecek savaşı?

    Her biri çocuğunu kurban eden bir Hazreti İbrahim mi olacak?

    Dünya peygamberlerle mi dolu?

    Eğer öyleyse bu zulüm, bu kan, bu korkunç düşmanlık bunca peygambere rağmen nasıl var oluyor?

    Sonsuz kainatın en uzak, en ücra, en ıssız köşelerindeki küçücük mavi bir gezegenin üstündeki canlılar neden yaratıldıklarından beri birbirlerini öldürüyorlar?

    Niye içimizde tükenmeyen bir öldürme isteği var?

    Ve, niye her toplum "öldürenleri ve öldürtenleri" alkışlıyor?

    Tolstoy’un muhteşem eseri Savaş ve Barış’ta, Prens’in karısı edebiyat tarihinin en olağanüstü karakterlerinden biri olan Pierre’e anlamaya çalışarak sorar:

    - Hiç anlayamıyorum, neden erkekler savaşsız yaşayamaz? Niye biz kadınlar böyle bir şey istemeyiz, niye bizim buna ihtiyacımız yoktur?

    Bir başka sayfada, ertesi sabah meydan savaşına katılacak olan Prens Andrew’ın düşünceleriyle karşılaşırız.

    O gecenin son gecesi olabileceğini, ertesi gün ölebileceğini düşünür.

    Birçoklarıyla birlikte ölümün onun da kapısını çalabileceğini aklından geçirirken hayal kurmaya başlar, ertesi gün savaş kaybedilirken kendisi ortaya çıkacak, yeni bir saldırı planı ortaya koyacak, emrine verilen kuvvetlerle düşmana saldırıp onları bozguna uğratacak, bunun üzerine ordu kumandanlığına getirilecektir.

    İçindeki bir ses "sonra ne olacak" diye sorar ona, "bütün bunları yaparsan sonra ne olacak?"

    - Sonra ne olacağını bilmiyorum, der Prens kendi kendine, bilmek de istemiyorum. Ama bütün bu şanı şöhreti, insanlar tarafından sevilmeyi istiyorsam ve hayatta tek istediğim buysa, sadece bunun için yaşıyorsam, bu benim suçum değil. Evet, sadece bunu istiyorum. Bunu kimseye söyleyemem ama, aman tanrım, bütün yapacaklarımı şanı şöhreti çok sevdiğim için mi yapacağım? Ölüm, yaralanma, ailemi kaybetme ihtimali, hiçbirinden korkmuyorum. Bütün sevdiklerimden, bu ne kadar aykırı görünürse görünsün, bir zafer anı için, hiç tanımadığım insanların hayranlığı için vazgeçmeye hazırım.

    Bunun için mi savaştı erkekler binlerce yıl?

    Diğer erkeklerin saygısını ve hayranlığını kazanmak için mi?

    Bunun için mi öldürdüler?

    Bunun için mi öldürttüler?

    Prens Andrew, başkalarının hayranlığını kazanmak, şana şöhrete ulaşmak, erkekçe bir saygı görmek için kendi hayatını tehlikeye atmayı hayal ediyordu, bunlar için kendi hayatından ve ailesinden vazgeçmeye razı oluyordu ama bugünkü "kahramanlar" cephelerden çok uzaklarda gizliler, kendi hayatlarını değil çocukların hayatlarını tehlikeye atıyorlar, kendi ailelerini değil başka insanların ailelerini acılara sokuyorlar.

    Bugünkü kahramanlardan hangisi, hangi başkan, hangi lider, hangi önder, ilk ölecek olan kendi çocuğu olacak olsaydı bu savaşı başlatacaktı?

    Hangisi, Prens Andrew gibi kendisiyle yüzleşme cesareti gösterebilecekti?

    Hangisi, "binlerce genç çocuğu sırf kendime şan şöhret sağlamak için ölüme gönderiyorum, adımı taçlandıracak bir zafer anı için binlerce insanı ölümün kucağına bırakıyorum" diyecekti?

    Ve hangisi, "yıkılmış binaların, çökmüş evlerin, göçmüş mağaraların içinde ölen çocukların hayatını, o çocukları öldürten silahları yapanların servetlerini biraz daha arttırmak, yaptığım gizli anlaşmalarla kanı paraya çevirmek için feda ediyorum" diyebilecekti.

    Hangisi, bir ölüm anını düşünecekti?

    Patlayan silahın sesiyle birlikte göğsüne görünmez bir devin yumruğunu yemiş gibi geriye savrularak yıkılan çocuk, ciğerinde hissettiği ilk yanmayla birlikte duyduğu kendi kanının kokusuyla ölüme yakalandığını anlayacaktı, hayattan kopmakta olduğunu fark etmenin paniğiyle yıkıldığı toprağa parmaklarını geçirip tutunmaya çalışırken, bütün vücudunun boşalıp geri dönüşü olmayan bir karanlığa aktığını ve yapayalnız olduğunu düşünecekti, korkacak, etine, bütün içorganlarına yayılan çürütücü bir acıyla inleyecek, kendisini kurtarabilecek bir yardım için dua etmeye çalışacak ve inandığı herkes ve her şey tarafından terk edilmenin bir hiçliğe dönüştüğü anda hayattan kopup gidecekti.

    Kim çocuğunun böyle ölmesini istiyor?

    Kim çocuğunun kendisinden önce ölmesini istiyor?

    Kim şanı şöhreti, zaferi, parayı çocuğundan çok seviyor?

    Kimin için bir toprak parçası çocuğundan daha önemli?

    Kim, kendi çocuğunu korumaya uğraşırken başkalarının çocuklarının ölümüne alkış tutuyor?

    Kim, çocukların ölümü için emir verenlere hayran oluyor?

    Ve kim, çocukları üstlerindeki üniformalara göre ayırıyor?

    Ölü bir çocuk ölü bir çocuktur.

    Üniformasının rengi ne fark eder?

    Hepsi ölürken aynı acıyı, aynı korkuyu, aynı dehşeti, aynı koyu yalnızlığı hissediyor.

    Hepsi aynı kan kokusunu duyuyor.

    Ah, biliyorum, şan şöhret isteğinin, zafer arzusunun, servet beklentisinin kutsal isimleri var, "vatan için" diyorsunuz, "din için" diyorsunuz, "ırk için" diyorsunuz.

    Ama çocuklar ölüyor.

    Kimin tanrısı "çocukların ölümünden" bu kadar memnun oluyor?

    Böyle bir tanrı var mı?

    Hangi kutsal kitapta "çocukları öldürün" yazıyor?

    "Savaş", büyük ve geniş bir kelime, "düşman" da öyle, öylesine geniş ki bu kelimeler içlerine binlerce, yüz binlerce çocuğun ölüsü sığıyor ve biz bu kelimeleri telaffuz ettiğimizde aslında ölen çocuklardan bahsettiğimizi unutuyoruz; bir füzeyle yıkılan binada, bombalanan dağda, bir mayınla havaya uçan kamyonda ölen "düşmanların" çocuklar ve çoğunlukla da birbirlerine çok benzeyen fakir çocuklar olduğunu aklımıza getirmiyoruz.

    İnsan soyunun bütün tarihinin ve gelişiminin savaşlarla oluştuğunu biliyorum elbet, bir çağdan bir çağa ancak savaşlarla geçebildiğini, dünyanın ortak bir uygarlığa kendi kanını dökmeden ulaşacak bir düzeye henüz varmadığını da biliyorum.

    Savaşı durduracak bir gücüm de yok.

    Ama savaşların biteceği bir çağa giden yolun ilk adımının, "benim için bir çocuktan daha önemli bir vatan, bir bayrak, bir din, bir ırk yoktur" demekle atıldığını da biliyorum.

    Bir tek çocuğun hayatını kurtarabileceğimi bilsem vatanımdan, bayrağımdan, dinimden, ırkımdan vazgeçerim.

    Bir Kürt çocuğunu bir Türk çocuğundan, bir Yahudi çocuğunu bir Arap çocuğundan, bir Amerikalı çocuğu bir Iraklı çocuktan ayırt etmem.

    Hiçbir çocuğun ölümü sevindirmez beni.

    Onların hepsi çocuk.

    Vurulup yıkıldıklarında, sönmekte olan gözleriyle son kez hayata bakıp başları toprağa düştüğünde, onlar sadece ölü çocuk oluyorlar.

    Kainatın ıssız bir köşesindeki küçük bir gezegende birbirimizi öldürüyoruz.

    Daha da öldüreceğiz.

    Her ölümle birileri daha zengin, daha şöhretli, daha kahraman, daha güçlü olacak.

    Birileri de onları alkışlayacak.

    Bugün, şu anda canlı olan, sevdiklerini düşünen, korkan, hayal kuran, anılarını yeniden hatırlayan, ölme ihtimalini düşünen, umutlar besleyen birçok insan yarın sabah bir füzeyle, bir mayınla, bir bombayla, bir mermiyle ölecek.

    Onlardan biri sizin çocuğunuz olsaydı, onu kurtarmak için nelerden vazgeçerdiniz?

    Vatanınızdan, dininizden, ırkınızdan, tanrınızdan?

    Bir gün, kendi çocuğunuzu kurtarmak için vazgeçmeye razı olacağınız her şeyden başkalarının çocuklarını kurtarmak için de vazgeçeceksiniz.

    O zaman kimse ölmeyecek.

    Ve Tolstoy’un kahramanı gibi kendinizle konuşacaksınız.

    - Ben, çocukları kurtarmak için tanrımdan vazgeçtim, günaha ve öbür dünyada azaplarla dolu cezaya razı oldum, vatanımdan vazgeçtim, ırkımdan vazgeçtim, taşlanmayı, yalnız bırakılmayı göze aldım, insanların bütün inançlarına aykırı da olsa, bütün bunları çocukları kurtarmak için yaptım ve inandım ki tanrım çocukları kurtarmak için ondan vazgeçen birini, ırkım bütün çocuklar için kendisinden vazgeçen bir evladını sevecektir... Hiç kimseye söylemesem de, tanrım ve insanlarım beni sevsinler diye onlardan vazgeçtim.(alıntıdır)
  • "En son umutlar ölür."