Yirmili yılların başındaki bu sekter anlayıştan söz ederken aklınıza hemen Stalinci pratikte rastlanan sekterlik gelmesin. Çünkü Stalinci sekterlik verilen iktidar ilişkilerini her türlü refornıa karşı korumayı amaçlıyordu; kısacası amaçlarıyla tutucu, yöntemleriyle bürokratikti. Buna karşılık yirmili yılların sek terliğinde mehdi(mesih)vari ütopyacı özlemler yatıyordu, yöntemleri ise bürokrasiye şiddetle karşıydı. Bu ikieğilimin sadece adları ortak, yoksa içlerinde birbirine düşman iki ucu temsil etmekteydiler. (Bürokratik yöntemlerin, daha III.Enternasyonal'de Zinovyev ve çömezleri tarafından tezgahlandığı nasıl doğru ise, Lenin'in de, hastalığının son yıllarında Şuralar Cumhuriyetinin proleter demokrasi temelinde kendiliğinden gelişerek yayılan bürokratlaşmasına karşı nasıl mücadele edileceği kaygılarıyla dolu olması aynı şekilde doğrudur. Bugünkü ve o zamanki sekterlik arasındaki farkı burada da görüyoruz. Macaristan'daki partinin örgütlenme sorunlarıyla i lgili makalem Zinovyev'in çömezi Bela Kun'un teori ve pratiğini hedef alıyordu çünkü.)
Sayfa 12
Alıntı
"... bazıları tarafından dinin, adeta nesnesi olarak görülmesidir. Halbuki insan, dinin öznesidir. Zira din; tefekkür ister, irade/özgürlük ister. Kur'an'ın birçok ayetinde, insanın aklını kullanmasından, düşün mesinden, çıkarımlarda bulunmasından bahsedilir. Her konuda illâ da bir delil mi olması lazım? “Lafın tamamı ahmağa söylenir” demiştir ecdadımız. Arife tarif gerekmez. Akıllıya bir işaret yeter. Bazıları istiyorlar ki; her şey hazır olsun; biz hiç kafayı yormayalım, zihin konforumuzu bozmayalım. Böyle hazır bir şey yok. İfade ettiğimiz gibi Kur'ân insanı nesne değil, özne yapıyor. İkra' (Hakikati Oku, O'na çağır!) diyor. Bu, vahyin verdiği ilk ders. Hayat okulunun ilk dersi; içinde yaşayacağımız doğa ve sosyal yasaları (sünnetullah) bilip, ona göre yaşamayı öğrenmektir. Son derste de; Hz. Peygamber, yine insana sesleniyor. Bu sesleniş; öz itibariyle insan haklarını, bütün insanların yaratıcının katında eşit olduklarını, herkesin can ve mal emniyetinin sağlanması gerektiğini, kutsalın yapısal değil, fonksiyonel olduğunu ve insanın kutsal adına ihmal edilmemesi gerektiğini içeren veda hutbesi olarak biliniyor. O veda hutbesi var ya, muhteşemdir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesindeki ana fikirler dünyada ilk defa hem de aşîret ve kabile düzeninin egemen olduğu bir çölde insanın vicdanına emanet edilmiş ve hemen neticesini vermiştir. Enternasyonal, nasyonal bütün kurum ve kuruluşlar hâla bunları gerçekleştirmeye çalışıyor.
Sayfa 83 - Marmara Akademi Yayınları·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rak: Hayır, hatırlarsanız onlar için “Enternasyonal Finans” dedim. Kişisel olarak onları tanımlamak gerekir­se, her zaman “ onlar” diyebilirim, ama fazlasını söyleye­mem. “Onlar,” Rathenau’ nun öldürülmesinden sonra politika ve finans dünyasında aracı adamlarını kullanma­ ya başladılar. Kullandıkları adamlar, binlerce defa sadakat ve güvenirlikleri ölçülmüş olan adamlardır. Rütbe ve ma­kamları ne olursa olsun, bütün bankacılar ve politikacılar onların kuklalarıdır.
Sayfa 300·Kitabı okuyor
Alıntı
enternasyonal bir kadındı. Memleketimizin döviz kaynağıydı ama, ne yazık ki kadrini bilemedik. Bir komşu devletin gümrükçüsü bana aynen, "Bu kadın bizde olsa el üstünde tutarız ve bir de yaptığı vazife karşılığında ellibin lira maaş bağlarız," demişti.
Sayfa 10 - Nesin Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
- Ümitsizlik, ölümün şuuru, yahut bizdeki terbiyesi... Onun hayatımızdaki bir yığın kıskacı... Dört tarafımızı saran mengene dişleri, ne bileyim. Her hareket, cinsi ne olursa olsun, onun neticesidir. Hatta şu devrimizde olduğu yerde kabuklaşmadan korku var ya... Sevilen şeylerin birbiri peşinden inkârı. Babam gibi olacağım korkusu. Nihayet, ne yapsam bir türlü ölümden kurtulamayacağım. Hiç olmazsa beni bir uçta, bir kutup yolculuğunda bulsun. Yahut toplu bir hâlde Enternasyonal söylerken, yahut, kaz ayağı adım atarken…
Sayfa 134 - Dergah Yayınları 40. Baskı: Kasım 2022·Kitabı okudu
Bizim çocuklar, Kabe'de Hacılar Hu Der Allah;)
... Çocuklar küçük bir kızın çev­resinde toplanmış, hep birlikte ama birbirini bir türlü tutmayan seslerle Enternasyonal'i söylüyorlar: Geleceğin çocukları, haydi kalkın ayağa! Koşun yepyeni bir dünyayı kurmaya!
Sayfa 53 - Yordam Yayınları, 3.Basım: Kasım 2021
Kitap Alıntısı