Erhan Türk

Erhan Türk
@erroooyy
21 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
İntikam Peşinde Dahilik…
9/10
Vladimir Bartol Fedailerin Kalesi Alamut Dikkat! Kitaptan içerik barındırır. Kitabın adını duyduğunuzda size tarihi bir kitap gibi gelebilir. Ancak tarihten tarihin gerçeklerinden harika biçimde yararlanılmış muhteşem bir kurgudan bahsediyor aslında. Okurken kurgunun ışığında tarihte kayboluyorsunuz. İsmaili düşüncesi üzerine ve Hasan Sabbah’ın tarihte oluşturduğu Haşhaşiler ile ilgili muhteşem akıcı bir roman. Hasan Sabbah’ın Nizamülmülk ile olan çatışmalarını tarihten biliyoruz. Hasan Sabbah Alamut’u yurt edinerek oluşturduğu dahice plan ile İran’daki Sultana, Emirlere ve Halife’ye karşı yapmış olduğu hazırlıkları okurken gerçekten böyle bir şey olabilir mi diyorsunuz. Her bir sayfasından sonrasını merakla okumaya devam ediyorsunuz. Sabbah’ın oluşturduğu planın nasıl saat gibi işlediğini görüyorsunuz(bazı olumsuz durumlar olsa da) ve bu kadar dahi bir insanın neden bu şekilde davrandığına şaşırıyorsunuz. Roman’a göre Sabbah, Ömer Hayyam ve Nizamülmülk(başvezir) arasındaki ittifak Nizamülmülk’ün ihanetiyle bozuluyor. Şelçuklu sarayından baş vezirin oyunuyla atılan Sabbah, hem zekasını hem de çalışkanlığını Sultan’a gösteremeden kovuluyor ve baş vezirden bunun intikamını mutlaka alacağı günü dört gözle bekliyor. Evet bir nebze alıyor ancak zaman zaman düşüncelerinde boşluğa düştüğünü çok rahat anlayabiliyorsunuz. Fedaileri yetiştirmek için onların mutlaka tutunması gereken bir şeye ihtiyacı olduğunu düşünen Sabbah, tarihten örneklerle felsefi düşüncelerle bunu okuyanlara çok net kanıtlıyor ve oluşturduğu sahte cenneti bunun için kullanıyor. Haşhaş bitkisi ile de bunu destekleyen Sabbah arzuladığı fedailere ulaşıyor. Burada dikkatimi çeken bir şey var. Sabbah planında başarıya ulaşmak için kalesinde yetiştirdiği her insanın güçlü yanını muazzam bir şekilde kullanabiliyor ve bunu
Edebiyat & Roman
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201249,9bin okunma
Reklam
Sizin Kokunuz Var Mı?
9/10
Patrick Süskind Kokulara duyarlı mısınız? Kokuların duygularımızı, hareketlerimizi etkilediğinizi düşünüyor musunuz? O zaman Koku size hitap eden bir kitap. Kurgusu diğer cinayet romanlarından farklı ama bir o kadar büyülü bir kitap. Yazarımız aslında “Koku” ile anlattığı dönemin insanlarını, yaşayışlarını, davranışlarını, yöneticilerini, hukukçularını eleştirmiş. Baktığımız zaman günümüzde hiçbir şeyin zaten değişmediğini görüyorsunuz. İnsanların batıl inançları ile ilgili bir bölümde üstü kapalı eleştiride bile bulunuyor. Ana karakterimiz çok iyi bir insan değil ama çok iyi bir koku alıcı. İşini sinsice,el çabukluğu ike yapan, işini iyi yaptığı için çok dikkat çekmeden istediğini insanlardan rahatlıkla alan birsi. İnsanların kokularından nasıl bir yol izlediklerini,neler yaptıklarını çok iyi anlıyor. Bunu keşfettiğinde koku dâhisi olduğunu anlıyor ve dünyadaki en iyi kokuyu bulmak için bir yola çıkıyor önce tüm insanlardan kaçsa da kendisinden kaçamıyor ve kendisinde bir eksiklik fark ettiğinde bunun için en iyi kokuyu yapma dürtüsüyle bir yola çıkıyor. Koku Yazarın parfümün yapılış aşamalarını ince ince anlatması çok hoş olmuş bu sayede sanki kokuyu siz de kahramanla birlikte yapıyormuşsunuz hissi uyandırıyor. Ayrıca yazar kurbanlardan bahsederken ve onların kokusunu anlatırken insan devamında neler olacağını ve merakla ve heyecanla okumaya devam ediyor. Bana sorarsanız en muhteşem betimleme son bölümlerde Grenouille Grasse Ovasında insanların beklediği şeylerden ziyade amacına ulaştığı şeyle insanlara bambaşka duygular yaşatıp o sahneyi yazarın kalemiyle müthiş anlatması olmuş çünkü yazar insanların aslında arzularına ne kadar çabuk yenileceğini çok açık anlatmış. İnsanların o kadar günah işlemesine rağmen hala günahsız gibi yaşamaya
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Hepimizin Yıkamadığı Kaleleri Vardır!
9/10
Dino Buzzati Son günlerde okuduğum en değişik, en etkileyici roman diyebilirim. İnsanı duygudan duyguya sürüklüyor. Umut, umutsuzluk, mutlululuk, hüzün, alışkanlık, saflık, bağımlılık vs. Bitirdim hala etkisindeyim. Herkesin farklı bir beklentisi, farklı bir bağ oluşturduğu düşüncesi, ulaşmak istediği bir zirve mutlaka vardır. Giovanni Drogo’nun zamanla oluşturduğu bu alışkanlık ve bağlılık(saplantı) ile hayattaki beklentileri tamamen değişiyor (burada kaledeki üstlerinin de çok etkisi var tabii ki). Kaleye tayinin çıktığı Drogo ile 4 ay sonraki Drogo tamamen farklı fikirlere bürünmüş bir kişi. Tatar çölüne baka baka kaledekilerin de etkisiyle oluşan umut maalesef, Drogo’yu da etkisi altına alıyor ve bir ömrün bu umutla geçmesine sebep oluyor. Zaten zamanla Drogo kaleden izin alıp doğup büyüdüğü topraklara gittiğinde oraların artık eskisi gibi olmadığını, insanların bile farklı olduğunu, oralara ait olmadığını görüyor ancak bence bu düşünceye sahip olmasının nedeni sadece gördükleri değil kale için beslediği umutları yeni bir farklılık için besleyememiş olması. Drogo için kale büyük bir saplantı bence. Sembolik olarak yazar saplantıyla kaleyi özdeşleştirmiş. Kale saplantılar içinde insanın yaşamını yiyen bir yapıya dönüşüyor. Gerçek hayatta da böyle değil midir? Hep bir olacak beklentisiyle zamanımızın büyük bir bölümünü heba etmek. Kendimize olduğumuzdan büyük görevler atfederek dünyaya mutlaka büyük bir amaçla özel olarak gönderildiğimizi düşünmek. Halbuki geliş amacımız hiç de diğer insanlar gibi farklı değildir. Seçtiğimiz yola göre, kendimizi geliştirmemize göre, kendimizi daha iyi tanıyıp tanımamamıza göre yönlenmiyor mu hayatımız? İşte Drogo saplantısının(ben saplantı diyorum) kurbanı olup ömrünü o saplantıya adayacak.
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Özümüz Nerede?
9/10
Nasıl başlayayım bilemiyorum çok şey anlatmak istiyorum ama çok konuşmak tanrısal birliğin mesajını anlamayı(anlatmayı) zorlaştırabilir. Okuduğum her sayfasında farklı düşüncelere götüren, sorgulatan, acaba dedirten, özümüzden gerçekten bu kadar uzaklaştık mı diye sorular sorduran muazzam bir kitap. Evet o çöl yolunu okurken birlikte geçiyorsunuz. O dansları birlikte ediyor, birlikte telepati yapmaya çalışıyorsunuz. İnsanların, hayvanlarla doğayla olan uyumuna şaşırıyorsunuz. Aslında dünyanın her canlıya yetecek bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Kendinizden uzaklaşıp nasıl maddeye düşkün olduğunuzu görüyorsunuz. En küçük şeyleri bile kaybetmenin sizi nasıl kahrettiğine kendi benliğinizle şahit oluyorsunuz. Her şeyin boş olduğunu anlamak zor değil ama kabullenmek zor. Belki de gerçeği bulmaktan korkan insanın sığındığı bir liman madde ama onunda elinden uçması an meselesi değil mi? Beden bile bize ait değilken... Kısacası okuyun,okuyun,okuyun! Yazılanlar belki gerçek, belki değil ancak ne olursa olsun kaybettiğimiz bir öz olduğu bence çok açık. Seni okumak çok güzeldi. Tekrar okuyacağım günü şimdiden sabırsızlıkla bekliyorum. Herkese iyi okumalar...
Düşünce
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma
Gerçekler Cidden Acı...
9/10
Anlatılanlar ne kadar kurgu olsa da hepsi tek tek gerçek olarak kafamızda canlanıyor. Günlük haberlerde gördüğümüz her şeyin sanki imgesi oluşmuş kafamızda ve video şeklinde önümüzden geçiyor okurken. Göçmenler, göçmek zorunda kalanlar, geleceği çalınanlar, hayatı çalınanlar, doğası alınanlar ne ararsanız güncel olarak dokunmuş Sevgili Livaneli. Her dokunduğunda yaranız acıyor çünkü görüyorsunuz. Çünkü yaşıyorsunuz bunları. Denizin betimlemelerini hissediyorsunuz okurken ve yaşıyorsunuz sanki. Kahramanların duyguları içinize işliyor, vuruluyorsunuz. Romanda dikkat çeken başka bir şey de kadının güçlü olması. En çok hoşuma giden şeylerdendi. Hem dayanışma hem de birbirlerini anlayacak kadar sevgi dolu olmaları çok güzel bir tat katmış romana. Sona doğru yaklaşırken bitmesin der gibi içinde sürüklenirken romanın bir tarafınız bitsin artık diye de haykırıyorsunuz içinizden... Bu zulüm bu kavga bitsin!!! Saygılarımla. İyi okumalar dilerim...
Roman
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
Reklam