Esma ÇALBAY

Esma ÇALBAY
@esmacalbay
Bu alan, okuduğum kitapların cetelesini tutmak, okuma disiplinimi korumak ve kitaplarla aramdaki mesafeyi nesnel biçimde değerlendirmek amacıyla tuttuğum kişisel bir okuma kaydıdır.
28 Kasım
12 okur puanı
Şubat 2026 tarihinde katıldı
Az da olsa düzenli ama sürekli olan çalışma, uzun molalar içeren yüksek eforların toplamından daha güçlü ve daha değerlidir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eflâtun'a göre insanlar soylu veya soysuz olarak dünya'ya gelir, bu durum daha küçük yaşta kendini gösterir. Soysuz doğanları bir noktaya kadar eğitmek mümkün, fakat onları soylu insanların seviyesine çıkarmak imkansızdır. Farâbi ise insanın eğitilebileceğini savunarak " Yaratılış yönünden eksik olanlar, bir işte eğitildikleri zaman,üstün yaratılışa sahip olup, o konuda eğitilmeyenlerden daha üstün olurlar." der
İnsanlar yaşadıkları zamana, babalarına benzediklerinden daha fazla benzerler.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Din
İstanbul'da Lale Devri'nden günümüze kalmış en güzel detaylardan biri de kütüphane yapısı. Bugün birileri avazları çıktığı kadar bağırıp, "Osmanlı'da kitap mı vardı, kitap okuma alşkanlığı mı?", deyip duruyorlar ya onlar başlarını kaldırp değil kitaba, Osmanlı'nın kitap sanatlarına bir baksalar, azıcık vicdanları varsa bu sözleri sarf ettikleri için utanacaklardır. Yeryüzünde kitap kâğıdını işleme sanatı,yazıyı en güzel nasıl yazarız derdi ile geliştirilen Hüsn-ü Hat sanatı, kitabı koruma ve güzel gösterme amacı ile ortaya konulan cilt (Mücellitlik) sanatı hep bizim toplumumuzda gelişmiş ve dünyada eşi benzeri görülmeyen bir dereceye ulaşmıştır. Bütün bu kitap sanatları ortada dururken, Osmanlı toplumunu, kitapsız kültürsüz bir toplum olarak anlatanlar ya kör ya da körlük derecesinde ön yargılıdırlar.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Tarih
Gideceğimiz yolu hepimiz biliyoruz. Fakat yol uzadıkça ayrıldığımız âlem, bizi her günden biraz daha meşgul ediyor. Şimdi onu, hüviyetimizde gittikçe büyüyen bir boşluk gibi duyuyoruz, biraz sonra, bir köşede bırakıvermek için sabırsızlandığımız ağır bir yük oluyor. İrademizin en sağlam olduğu anlarda bile, içimizde hiç olmaza bir sızı ve bazen de, bir vicdan azabı gibi konuşuyor.
Edebiyat