Affedersiniz efendim, okuma biliyor musunuz? Evet, okurum alnımın yazısındaki kör talihi.
"Eğer bir kız kendine evlenme öneren erkeğe evet mi , hayır mı diyeceğini bilmiyorsa,hayır,demelidir. Öyle ya, dünya evine böyle bocalama, kuşku içinde girilmez. İnsan hiç düşünmeden kabul edebileceği erkeği beklemelidir."
Sayfa 57
Reklam
Ya Siz Dostluğa İnanıyor musunuz?
Bu dört köpek balığının önünde, o durgun yüzüşü ayarlayan, o bembeyaz etli, o dolgun yapılı grup birdenbire şöyle bir durakladı, hemen arkasından da akıl almaz bir hızla batıya doğru yöneldiler. Dört köpek balığı da sanki görünmez bir çelik telle onlara bağlı imişler gibi, aynı aralık ve aynı hızla grubun peşine düştü. Ben de nereden bulduğumu bilmediğim bir hayal hızıyla az gerilerinde idim. Böylece kaç mil gittik bilmiyorum, ama çok zaman geçmemişti ki, o dev dalgalara doğru yükseldik ve ben yan yatmış bir balıkçı gemisi gördüm. Geminin sağında, solunda, ilerisinde, gerisinde kimi bir tahta parçasına, kimi bir tuluma sarılmış insanlar dalgalarla değil, ölümle pençeleşiyorlardı. Ölüm de onları fazla bekletmedi: Köpek balıkları, kocaman bir mıknatısın minicik bir toplu iğneyi çekişi gibi, tam öyle bir uçuşla, onlara yapıştılar ve deniz aynı anda daha bir karıştı, daha bir başka dalgalandı, gri-yeşil renk ile bembeyaz köpükler kısa bir zaman için renk değiştirdi, kızarır gibi oldu, sonra da ebedi okyanus her zamanki haline döndü. Şimdi balıkçılardan - ki biri üç çocuklu idi, bir başkası kendinden körpe bir kızla, artık bir köpek balığının karnında olan kalbinin bütün gücüyle sevişiyordu ve bu avdan alacağı payla evini kuracaktı, ötekileri ben tanıyamıyordum ama hepsinden de artık sadece kanlı kırıntılar kalmıştı. Baktım bu kırıntıları da, adını sonradan öğrendiğim o balıklar atıştırıyorlardı. Kılavuz balıkları denirmiş bunlara. Köpek balıkları, kılavuz balıkları işlerini bitirsin diye sabırla beklediler, sonra da aynı düzenle yeniden güneye doğru yöneldiler. Ben, evet, artık her şeyi anlamıştım: Kılavuz balıkları ile köpek balıkları dosttular ve dostluk bambaşka bir şeydi, bir yücelik vardı dostlukta.. ama her zaman: **Atlantik veya Pasifiğin o üçü de sonsuz
Sayfa 259·Kitabı okuyor
Anamın rüyalarını susturdum... Birileri benim rüyalarımı susturduğu için; evet, sırf bu yüzden anamın rüyalarını susturdum! Ve ben 12 Eylül'den, anam ise benden uzun yıllar davacı sayıldık. Sonra 12 Eylül, ardından anam ayrı ayrı çekip gittiler... İkisi de belleğimde, bilincimde derin izler bıraktılar. Ben ise hâlâ gerçeğin başucunda, çarmıhını sırtında taşıyan İsa gibi, artık iblislerin kuşattığı bir dünyada rüyaları boğulup "fail-i meçhul" süsü verilmiş bir adam olarak yaşıyorum.
"Evet, bir palyaço olacağım dedim," dedi Dill. "Bu dünyada insanlara gülmekten başka yapacak bir şey yok. O yüzden sirke katılacağım ve kahkahalarla güleceğim." "Bunu ters anlamışsın, Dill," dedi Jem. "Palyaçolar hüzünlüdür; esas insanlar onlara güler."
Sayfa 275
Alıntı
beklemiş bir paket cıgaranın son umudu'na
işte suyumuzu kestiler ama masamda yine bir çiçek bir çiçeğin akşamı elbet bir çiçeğe benzeyecek nasıl güzel nasıl diri bir çiçek dipdiri adamlardan biri bir çiçek evet ben son ve kesin umuduyum bir paket cıgaranın bir köhne camekânda sararmış alıp içmemi bekleyecek sonsuz bir camekânda başlangıçsız bir çiçek alırım seni tüttürürüm bir gün güzel tütün söyle kim var bunu benden daha iyi bilecek ey kalın duman gün senindir kim var senden daha doğru tütecek ben gelirim seni alırım büyük alanlara gideriz seninle ben o kavruk biçim bir de o diri çiçek ne sandın bütün alanlar bizimdir biziz ne varsa kalan, biziz ne varsa gerçek işte suyumuzu kestiler bu bir eylüldür ey teşrinievvel geleceksin intihar özlemleri de kıraçlar da gelecek nerden baksan bir bütün hüznümüz nerden baksan sonunda o diri çiçek
Sayfa 368·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam