Babam öldüğünde cüzdanından katlanmış bir gazete kupürü çıkmıştı. Olimpos’taki Yanartaş’m fotoğrafıydı, altında da kısaca bölge hakkında bilgi. Gitmek istemiş de gidememiş, canım benim. Sonrasında oraya defalarca gittim ben. Ateşin karşısına oturup saatlerce izledim. Tam bu noktada, “İşte o anda anladım ki” gibi beylik bir ifade tonuna geçip bu hikâyeden çıkarılacak dersi anlatmaya başlamam gerekir belki. Yok ama, ders mers yok, hayat böyle bir yer değil. İnsan istiyor ki, her şey birbiriyle bağlantılı olsun, işaretleri takip ederek bir sonuca ulaşılsın ve o anda bir aydınlanma yaşansın. Ama olmuyor. Babalar ölüyor, ceplerinden yanan taşların fotoğrafı çıkıyor, sen o taşların yanlarına gidip oturuyorsun, saatlerce bakıyorsun, bakıyorsun ve evet sürpriz: Bir bok anlamıyorsun.
Hâkim olan önyargıya ve sizin önyargınıza göre, güzelliğin çok düşük öneme sahip bir şey, katıksız hayal gücü, bir gerçekdışılık gibi geldiğini ve ben, "evet, erkek daha güçlüdür fakat kadın daha güzeldir” dediğimde de kötü bir şaka yapıyor gibi göründüğümü çok iyi biliyorum. Sizin hükmünüze göre, erkeğin başının üzerine artı +, kadınınkinin üzerine ise eksi - işareti koyuyormuşum gibi sanki. Güzellik dediğimiz nedir? Yönetimde, ev işlerinde ya da pazarda ne kadar değeri var? Yalnızca kiloyla ve litreyle ölçülen gerçeklikleri kabul eden basit bir kişi böyle akıl yürütür ve sizler de böyle akıl yürütmektesiniz, hanımefendiler; zira bu kibrinizle, söylediğiniz kadar özgürleşmiş olmaktan çok uzaksınız.
Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir...
-Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğini kaniyim. Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir...
Hem psikoloji hem de kişisel gelişim kitaplarının ortak bir yan etkisi de olabiliyor: çok fazla ben odaklı olmak. Evet, sağlıklı bencillik çok önemli ama...
Hazreti Allah gençliğimde düştüğüm küfürden
dolayı beni cehennemine batırdı batırdı çıkardı, şimdi de al sana cennete giden yol diyor. Zira Füsus’la birlikte önümde açılan gerçek bir cennet görüntüsü. Geçirdiğim hastalığın tam anlamıyla kahırdaki lütuf olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Bu hastalığın çöküntüsü ve acıları içimde batıla dair her şeyi yıkmasaydı ben hâlâ gençliğimdeki o yanlış ve zelil noktada olacaktım. Evet, işte kahırdaki lütuf...