“O kitaplar yazılmıştı! O zaman beni aç bırakan, evini yasak eden ve düzenli bir işe girmiyorum diye lanetleyen siz, şimdi karnımı doyuruyorsunuz. Halbuki eserlerimin hepsi o zaman yazıldı. Şimdi sizin aklınızda, benimse ağzımda evirip çevirdiğim, ama hiçbirimizin asla dile getirmediği bu düşünceler yerine ne söylesem saygıyla dikkat kesiliyorsunuz. Ağzımı açıp gözümü yumsam, suratınıza karşı topunuz çürümüşsüzünüz; içiniz yolsuzlukla, hırsızlıkla, rüşvetle dolu diye konuşsam öfkeden kudurmak yerine kem küm edip isabet buyurdunuz dersiniz. Neden? Çünkü ünlüyüm, çok param var. Martin Eden olduğum, iyi biri olduğum ve salak sayılmayacak biri olduğum için değil. Size desem ki gökteki ay bir kalıp peynirdir, hemen bu fikrin müridi olursunuz, olmasanız da reddetmezsiniz, çünkü benim dağlar kadar dolarım var. Hem de hepsini uzun zaman önce kazandım, çünkü eserlerimi yazmıştım; tam da ne zaman, size diyeyim, ayağınızın altındaki toz gibi üzerime tükürdüğünüz zaman.”
Sayfa 442·Kitabı okudu
ABBASÎ HALİFELİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ • 21 ​Nesâ'da 70.000'in üzerinde insanı katlettiler. Debdebesinin doruğunda olan Merv, İbnu'l-Esîr'e göre 700.000 insanını kaybetti, fakat Cuveynî, geri çekilirken sakladıkları cesetler hariç, bu rakamın 1.300.000 olduğunu söyler. Belh'teki gibi, burada da sağ kalanlar acımasızca öldürüldüler. Şehirler galaksisinde parlak Venüs gibi duran Nîşâpûr¹¹ tamamen harap edildi. Askerî zaferin korkunç bir göstergesi olarak kafataslarından piramitler oluşturuldu. Mirhvând'a göre belirsiz sayıda kadın ve çocuğun yanı sıra, 1.047.000 erkek kesilip biçildi.¹² ​Bununla beraber, kırk usta ve sanatkârın koruma altına alındığını ve Moğolistan'a götürüldüğünü de söyler. Bu barbar istilâcılar, Herat'ta 1.600.000 insanı kılıçtan geçirerek yeni bir rekor kırdılar. ​Bu rakamlar, Matthew Paris'in deyişiyle "yaş, cins, durum ayırt etmeyen"¹³ istilâcıların vicdansız ve duygusuz vahşeti hakkında bir fikir verir. Cuveynî, Horasan'daki hayatın yok oluşuna, aşağıdaki sözlerle şöyle matem tutar: "Nüfusun binde biri kurtulamadı... Eğer bugünden itibaren kıyamet gününe kadar Horasan ve Acem Irakı'nda nüfusun çoğalmasını engelleyen hiçbir şey olmasa, yine de önce olduğu rakamın onda birine bile ulaşamaz." ​Önemli pek çok şehrin tahribiyle birlikte, paha biçilmez sanat ve edebiyat hazineleri de yok edildi. İbn Hallikân'ın (608/1211-681/1282) Merv'den ayrıldıktan sonra Musul'dan, Halep kralının veziri Kadı el-Ekrem Cemâlüddîn Ebu'l-Hasan Ali'ye yazdığı mektup, Moğol tufanını acıklı bir şekilde dile getirir. 617/1220'de yazılan bu mektupta, yazan kişi, ona; yakınlarını, evini, ülkesini unutturan Merv'in kütüphanelerine ve kendisine göre "tek kelimeyle, mübalağasız, cennetin bir kopyası" olan Horasan'daki ileri medeniyete son borcunu öder. Bu bölgedeki yazarların erdemlerini,
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kaç çocuk güne aç uyanıyor? Kaç çocuk, anne babası olmadan soğuk betonların üzerinde gözlerini yeni güne umutsuzca açıyor? Kaç çocuk evini sokak belliyor? Kaç çocuk yağmurdan kaçarken doluya tutuluyor? Envai çeşit hastalığın içinde, kaç çocuk bedeni toprak oluyor? Kaldırım taşları kaç çocuğun arkadaşı? Bu bir feryat! Bu bir haykırış! Bu bir çığlık! Hey! Duydunuz mu?
Sayfa 1
Alıntı
Herr Joseph Giebenrath komşularından rastgele biriyle adını ve evini değiştirirse, durumda fark eden bir şey olmazdı. Ruhunun derinliklerinde saklı duygular, üstün kişilerle üstün güçlere karşı hep tetikte bekleyen bir güvensizlik, olağandışı, özgür, ince ve manevi olan her şeye karşı kıskançlıktan kaynaklanan içgüdüsel düşmanlık bakımından da yine kasabadaki öbür aile reislerine benzerdi.
Sayfa 10
Beni artık beklemesin ırmaklar Dereler loş şırıltılarıyla Şen ve şakrak Kendini öptüren Dudaklarıyla Beklemesin Gemileri, sandallarıyla uzatan denizler de Biliyorum aydan ve tanrıdan utanacak çitlerin Biten ama neşeyle değil Ağır bir keman karanlığı Bir mağaranın esrik zırhı ile beklemesin Ölene kadar beklemesin Bulutlar da beklemesin yağmura gebe olsa da Alıcı kuşlar Uzun sert gagaları ile beklesinler Kesilmiş tırnaklarıyla avunsunlar Demirci bir tanrı yapsın evini Oğlunu hatırlasın Yol bir oğula çıkmayacak Bilesin
Sayfa 54 - Ebabil Yayınları·Kitabı okuyor
Şiir