Sevgili bir sepet incir göndermiş bahçesinden,Sepetin üstünde bir demet kırmızı gül...Daha balı akan incire dokunmadan,Gülleri koklamadan kendinden geçti gönül.Sevgili göz kırpıyor gördüm diye,Susarsan ölürsün ey bülbül!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen. Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen."
Türkçe açıklamasını da koymuş. "Hoşça bak kendine ki kâi-natın özüsün sen," diyor. "Bütün yaratıkların gözbebeği olan insansın sen," diyor. Ah ne çok alçaltıyoruz oysa, ne çok değersizleştiriyoruz kendi gözümüzde kendimizi ve diğerlerini, ne kadar acımasızca bihaberiz kim olduğumuzdan. Zaten sade iki gün bu şiirle kafayı yedim. Sanki bana yazmış zat, sanki gelmiş odamın kapısından bana sesleniyor.
Ey gönül, ey gönül! Neden bu makamda gam dolusun sen? Gerçi virane isen de tılsımlı bir definesin sen.
Kalk diyor, ayağa kalk, kendini bil. İşte buraya kadar tamam da, bu noktada fenalaşıyorum.
Dilde gamzen oku var iken gamun gönderme kim
Konmağ olmaz dôstum mihmân mihmân üstüne (Sultan Cem)
(Dilimde gönlümde senin gamzenin (yan bakışının) oku zaten saplanmışken, bana bir de gamını (derdini, cefanı) gönderme.
Ey dost, bir evde bir misafirin üzerine başka bir misafir konuk edilmez.)
Şair, sevgiliye ince bir sitemde bulunur. Sevgilinin tek bir bakışı bile âşığın gönlünü yaralamaya ve onu aşk acısıyla doldurmaya yeterlidir. Bu yüzden:
"Gönlüm zaten senin gamzelerinin (yan bakışının) oku ile dolu. Bir de bana ayrılık derdi, cefa ve gam yükleme."
İkinci mısradaki "Misafir üstüne misafir konmaz." sözü ise bir teşbihtir. Gönül bir eve benzetilir. Bu evde zaten gamzenin oku misafir olarak bulunmaktadır; onun üzerine bir de gam misafir edilirse gönül bunu taşıyamaz.
Beyitte hem aşkın tatlı yarası (gamze oku) hem de ayrılık ve cefa acısı (gam) bir araya getirilmiş; şair, gönlünün artık yeni bir acıyı kaldıracak hâlinin kalmadığını zarif bir benzetmeyle ifade etmiştir. Bu, klasik divan şiirinin ince hayal ve istiarelerine güzel bir örnektir.