Eylem şart:)
"eylemsizlik durumu, 'Benim yapamadığımı başkası yapsın ' diyenlerin tutumudur. Oysaki eylem dışında hiçbir gerçeklik yoktur"
Sayfa 47·Kitabı okudu
Masa Başında Devrimci Olmaz, Eylem Şart!
Siyasal, ulusal-kültürel canlı koşullardaki değişmeleri dikkate almadan Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’nun yapıtlarından, pratikten kopuk, mekanik olarak çalışma tarzları tespit edenler, iyi birer marksolog olabilirler, ama asla proleter devrimcisi olamazlar.
Sayfa 32 - İlkeriş Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Karalarak bağlayarak içimizdeki karanlığı büyütürüz. Eylem şart.
Aristoteles'in genel görüşüne göre insan davranışlarının genel ereği bir niteliğe sahip olmak değil, bir eylemde, harekette bulunmaktır. Karakter bize belli bir nitelik sağlar ama biz yaptığımız eylemler sonucu veya onlar dola­yısıyla mutlu veya mutsuz oluruz.
Sayfa 381 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
“Tarihin ana yararı, sadece insanları her şart ve durumda göstererek insanın doğal yapısının sürekli ve evrensel ilkelerini ortaya çıkarmak ve bize, gözlemlerimizi biçimlendirmemiz ve insanın eylem ve davranışlarının değişmez kaynaklarını tanımamız için malzeme sağlamaktır.”
Byung-Chul Han
Vilém Flusser şöyle öngörülerde bulunuyordu: Dijital cihazlarıyla insan, daha şimdiden yarı-maddi olmayan hayatını yaşıyor. Bu yeni yaşamın en karakteristik özelliği "ellerin atrofisi"dir. Dijital cihazlar elleri köreltiyor. Ama bu aynı zamanda maddenin yükünden bir kurtuluş anlamına da geliyor. Gelecekteki insan artık ellere ihtiyaç duymayacak. Artık hiçbir şeyi düzenlemek ve işlemek zorunda kalmayacak, çünkü maddi şeylerle değil, maddi-olmayan enformasyonlarla ilgilenecek. Ellerin yerini parmaklar alacak. Yeni insan, eyleme geçmek yerine sadece parmaklarını oynatacak. Yalnızca oynamak ve tadını çıkarmak isteyecek. Çalışma değil, aksine boş-vakit (Müße — dingin boş zaman) onun hayatını karakterize edecek. Maddi-olmayan geleceğin insanı, bir işçi, Homo faber değil, aksine bir oyuncu, Homo ludens olacak. Geleceğin "parmağıyla kurcalayan, elsiz insanı", Homo digitalis, eyleme geçmiyor. "Ellerindeki atrofi", onun eylem becerisini elinden alıyor. Hem düzenlemek hem de işlemek bir direnci şart koşar. Eylem aynı zamanda bir direncin üstesinden gelmelidir. Ötekini, yeniyi, hâkim olanın karşısına koyar. Doğasında bir olumsuzlama barındırır. Onun için olan aynı zamanda bir karşıttır. Ama günümüzün pozitif toplumu her türlü direnç biçiminden uzaklaşıyor. Bu şekilde eylemlerin önüne geçiyor. İçinde sadece aynılığın farklı halleri hüküm sürüyor.
Felsefe
DÖRT SOYLU GERÇEK
Dört soylu gerçek, Budist öğretinin temel anlayışını oluşturur: Birinci soylu gerçek (Dukkha); yaşamda ıstırap vardır "Doğum dukkhadır, yaşlanmak dukkhadır, ölüm dukkha- dır, üzüntü, feryat, acı, çaresizlik dukkhadır, hoşlanılma yana/ sevilmeyene yakın olmak dukkhadır, hoşlanılana/ sevilene uzak olmak dukkhadır, istediğini alamamak dukkhadır . " Buda Yaşam acılarla doludur. Bu ilk soylu gerçek Dukklıa keli- mesiyle tanımlanır, aslında kelime anlamı acıdan daha farklıdır. Buda'ya göre insanların yaşamiarına bütünsel bir gözle bakıldığında, sürekli bir kaygı halini görmek mümkündür, Dukkha'yla bu kaygı, tatminsizlik hali kastedilir. İnsanın kendisine yönelik duyduğu kuvvetli arzular kay- gıya yol açar. Bu arzular yerine getirilse, tüm istekler gerçek- leşse bile bunlar ebediyen elde tutulamayacakhr. Sadece bek- lenti hali değil, onları kaybetme olasılığı da bir kaygı vesilesi- dir. İstekierin elde edilernemesi de aynı şeki ld e bir kaygı 70 BUDA'NIN ÖGRETiSi durumu yaratır. Bu sefer de, doyumsuzluk nedeniyle ya da engelleyici arzular nedeniyle acı çekilir. Diğer bir deyişle, in- sanın doğasında olan çok temel kaygı hali tüm deneyimlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Buda, bu problemin çözümünün, istekleri, tutkuları ger- çekleştirmek üzere dünyayı değiştirmeye çalışmakta yatma- dığını söyler. Çözüm, dış dünyayı buna zorlamak değil de, insanın kendinde bir içsel dönüşüm sağlamasındadır. Buradaki gerçek; dünyanın durumunun çözümün değil de
1000Kitap