“Serbest piyasa ekonomisi”, “hür teşebbüs”, “orta direk”, “köşeyi dönme” gibi 1980’li yıllarda yaygınlaşan terimlerin ideolojik içerikli olduğu açıktır. Bu ideolojik sloganlara, özellikle ANAP iktidarı döneminde tedavüle çıkarılan, “sigaranın –ve tüketim mallarının– serbestçe ithali, vurguncu ve karaborsacı kazançlarını ortadan kaldırdığı için gelir dağılımını düzeltir”; “yüksek faiz, tasarrufları artırdığı ve tasarrufçuyu ödüllendirdiği için hem toplumun, hem halkın çıkarınadır”; “cebinde on dolar bulunan vatandaşın mahkemelerde sürünmesini biz önledik”; “bir ülkenin başarısı ve gelişmişliği kredi itibarının yüksekliği ile ölçülür”; “KİT’lerin özelleştirilmesi mülkiyeti halka yayacaktır” gibi bir dizi klişeyi de eklemek gerekir. Bilimsel içerikleri olmamakla birlikte bunların etkili çevreler, profesyonel gruplar, hatta akademik camia içinde hızla kabul gördüğünü saptıyoruz. Sermaye çevreleri bu klişelerin dayandığı görüşlerin, sayıları ve etkinlikleri bu dönemde hızla artan oda, dernek ve vakıflar aracılığıyla kamuoyunda yerleşmesini sağladılar. Büyük sermayenin giderek daha fazla etkisi ve denetimi altına giren yayın organları, TV ve radyo bu ideolojik tavırların yerleşmesinde kilit roller oynadılar.
Rak: Uluslararası Finans, milliyetçiliği ve ulusalcılığı reddeder ve tanımaz. Onlar devletleri de tanımazlar.
Objektif olarak değerlendirirsek, onlara “ anarşist” diye biliriz.
Onlar için devlet, “SAF GÜÇ” demektir. Para “SAF GÜÇ”tür, o halde “ para” devlettir.
Marksın şematize ettiği Komünist devlet, Sovyetler Birliği de “ saf güç” tür.
Sonuçta görülüyor ki Finansör ve Komünistin her ikisi de enternasyonalisttir. Her ikisi de aynı sebeblerden burjuva millî devletleriyle kavgalıdır. Marksist, Komünist devlete ulaşmak için enternasyonalist, Finansör ise enternasyonalist gibi görünür ama gerçekte enternasyonalist değil, anarşist kozmopolittir. Yani Enternasyonal Komünistler ve Kozmopolit Finansörler arasında bireysel (yani saf kişisel bir eşitlik) özdeşlik mevcuttur. Bu nedenle Komünist Enternasyonal ve Finans Enternasyonali arasın da doğal bir bağ mevcuttur. Burada temel bir aksiyonun altını çizmek istiyorum; para güçtür.
Tarihte, kitlelere Fransız İhtilalinin başarıları anlatılırken, ihtilalin oluşumunda birinci derecede rolü olan, kimsenin dikkatini çekmeyen, bir avuç sessiz, dikkatli, gerçekte bütün krallardan daha güçlü, adeta majikal ve tanrısal bir güce sahip bu insanlardan hiç bahsedilmez. Kitleler, yabancıların gücü ellerine geçirdiklerinin farkında değildi. Bu güç, günü geldiğinde onları krallardan daha despot ve zorba bir yönetimle köleliğe mahkum edecekti. Kitlelerin dini ve ahlaki bağları bu gücü yenmeye engel teşkil ediyordu.
Kuz: Bu ne çeşit bir mistik güç?..
Rak: Onlar krallara has bir imtiyazı ele geçirdiler, yani para basma imtiyazını. Lütfen bana gülmeyin. Siz gerçekte paranın ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz. Söz konusu olan metal veya kağıt para değil!.. Paranın fiziksel dolaşımı gerçek bir Anakronizmdir. Halen mevcut ve dolaşımdaysa bu
Bazen dünyanın bir kasa olduğunu düşünüyorum. Tanrı'nın parasını sakladığı bir kasa. Para biriminin insan olduğu bir evrendeki küçük bir kasa. Tanrı'nın paraya ihtiyacı olduğu zaman büyük savaşlar, felaketler, ölümler oluyor. Ölenler harcanıyor. Kalanlarsa faiz yaratmak için ürüyor.
İnsan unuttuğunu unutmaya başladığında felaket başlamıştır. Bakın haramların içinde yaşıyoruz, tepkimiz yok. Eskiden faizi duyduğumuz zaman tüylerimiz diken diken olurdu, şimdi faiz ile kardeş olmuşuz. Asıl felaket günah işlemek değil günaha alışmaktır.