Dünya Müslümanlarından bu talihsiz insanlara yardım sağlamak için Fas'taki Granadalılar cemaati İslamın belli başlı merkezlerine, Büyük Türk'e, İran Hükümdarına, Mısır Sultanına ve daha birçok İslam ülkesine elçiler göndermeye karar verdi.
Nefs-i emmâre doymaz, başkasının üzerine basarak yükselmek ister. Gözü hep en yukarıdadır, layık olmadığı hâlde oraya çıkmak ister. Bunun da en kolay yolu başkasının kusurlarını faş etmek, onun üzerine basarak yükselmektir. Hâlbuki onun belki çok daha fazlası kendisinde vardır. Bir de Allah muhafaza buyursun, aynı hâli size de giydirirler, farkına bile varmazsınız. Sonra başınıza neden bu hâlin geldiğini düşünür durursunuz. Daha evvel bu hâle düşmüş birisi üzerinde maalesef bir varlık denemesi yaptınız, o da size geri döndü. Bunları çok dikkatle ele almak, üzerinde çok düşünmek gerek.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Picasso'nun siyasal anlamda koyduğu ilk tavır, 18/07/1936'da General Franco'nun İspanyol Fas'ında İspanyol Cumhuriyeti'nin yasal hükümetine karşı bir askeri darbe başlattığında oluşmaya başlamıştır. Bu tavrın somut bir yansımasını Franco'nun Rüyası ve Yalanı adlı eserinde görebiliriz. Picasso 18 parçadan oluşan bu resime 1937 yılında başladı. Bu dönemde en yakın dostu Paul Eluard oldu. Eluard Guernica'nın faşistler tarafından bombalanması ve Picasso'nun bu olayı resmettiği dönemde de yanındaydı.
Sayfa 495 - Hay maşallah Picasso, çapkınlıktan sıra gelebildi vatan millete...·Kitabı okuyor
1789-1871 dönemi, derin izler ve devrimci anılar bırakmıştır. Feodalizmin, mutlakiyetin ve yabancı zulmünün devrilmesinden önce proletaryanın sosyalizm için vereceği savaşımın gelişmesi olanaksızdı. Böyle bir dönemin savaşları ile ilgili olarak “savunma” savaşının meşruluğu üzerine söz ederken, sosyalistler, daima sonuçta ortaçağ kurumlarına ve köleliğe karşı devrime çıkacak olan bu amaçları gözönünde bulundurmuşlardır. “Savunma” savaşı sözü ile sosyalistler, her zaman bu anlamda “haklı” bir savaşı kastetmişlerdir (W. Liebknecht de bir defasında bunu tıpkı böyle ifade etmiştir). Sosyalistler, yalnızca bu anlamda, “anayurdun savunulması için” verilen savaşlara ya da “savunma” savaşlarına, meşru, ilerici ve haklı savaşlar gözü ile bakmışlar ve bakmaktadırlar. Örneğin, yarın, Fas Fransa’ya, Hindistan İngiltere’ye, İran ya da Çin, Rusya’ya… savaş açsalar, ilk saldıran kim olursa olsun, bu savaşlar, “haklı” savaşlar, “savunma” savaşları sayılırlar; ve her sosyalist, ezilen, bağımlı, eşit olmayan devletin, ezen, köleci, soyguncu “büyük” devlete karşı kazanacağı zaferi sevgi ile karşılar. Ama şöyle bir durumu gözünüzün önüne getirin: 100 kölesi olan bir köle sahibi, kölelerin daha “adil” bir dağılımı için 200 kölesi olan bir köle sahibine karşı savaşa girişiyor. Açıktır ki, bu durumda, “savunma” savaşı ya da “anayurdun savunulması için” savaş deyimlerinin kullanılması, tarihsel bakımdan yanlış, ve uygulamada, halkın, işin inceliğini aramayan ve bilgisiz kimselerin, kurnaz köle sahiplerince aldatılması olur. İşte bugünkü emperyalist burjuvazi, köleliği sağlamlaştırmak ve güçlendirmek için köle sahipleri arasındaki savaşı, “ulusal” ideoloji ve [sayfa 13] “anayurdun savunulması” gibi sözlerle halka yutturmak istemektedir.
Sayfa 13 - SALDIRGAN VE SAVUNUCU SAVAŞ ARASINDAKİ AYRIM
Alıntı
Osmanlı reformu örnek olmuş!
Reformun üç ana unsuru ordu reformu, mülki idare reformu ve kültür reformu idi. Her üç alanda son derece radikal atılımlar yapıldı. Osmanlı modernleşmesi, Mısır, İran ve Fas gibi İslam devletlerinde büyük yankılar uyandırdı; çeşitli boyutlarıyla tak­lit edildi.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Limanda karakol vazifesini gören ve içinde ağızdan dolma dört topu bulunan ahşap tek gemilerini de biz hediye etmişiz. Bunun kaptanı İspanyol, tayfaları Mağribî. İçinde elli kadar da asker var. İşte Fas donanması da bundan ibaret. Liman ve fener hâsılatının ne olduğunu bilmiyen hükûmet burasını külfetsiz ve masrafsız kışlayan İngiliz ve İspanyol gemilerine açık bulunduruyor.