Ah! Bundan böyle doyumsuzuz! Böylesi beklentilerden sonra, bilgimizde ve vicdanımızda böylesine doymak bilmez bir açlık varken, günümüz insanından nasıl hala memnun olabiliriz?
Üzüntü:
Gitmeli mi, gelmeli mi,
Bir türlü karar veremez
Dümdüz bir yolun ortasında
Sendeleyerek, yürür korkak adımlarla,
Giderek derinlere batar,
Gittikçe daha çarpık görür her şeyi,
Kendisine ve başkalarına sıkıntı verir,
Tıkanır nefes almasına rağmen,
Nefes almasına rağmen cansızdır,
Çaresiz değildir, teslim olmak da istemez.
Engellenemez bir yuvarlanıştır,
Acı içinde bırakma, usandıran bir mecburiyet,
Kah kurtuluş, kah eziliş,
Yarı uyuklama ve bir türlü kendini toparlayamama
Onu olduğu yere çiviler
Ve cehenneme hazırlar.
Ey, hiç bitmeyen talihsiz gece,
Başımıza ne felaketler açtın!
Yarın ilan edecek yeni gün,
Duymak istemediğini kimsenin:
Fakat duyuyorum herkesin bağırdığını:
"İmparator kıvranıyor acılar içinde."
Ah, bu doğru olmasa keşke!
Yanıyor imparator ve tüm maiyeti.
Lanet olsun onu yoldan çıkaranlara,
Her yanlarına sarıp demet demet çıraları,
Şarkılarla böğürüp ter ter tepinenlere,
Dünya alemi mahvedenlere.
gençlik, ah gençlik, sen hiç
Tutturamayacak mısın ölçüsünü eğlencenin?
Ah, majesteleri, majesteleri, sen hiç
Olamayacak mısın hem akıllı hem kudretli?
İşte alevler yükseliyor ormanda,
Sivri dilleriyle duvarları yalıyor,
Uzanıyorlar kirişlerle kaplı tavana;
Yayılabilir bu yangın her yana.
Istırap bardağı doldu taştı,
Bilmiyorum bizi kimin kurtaracağını.
Bir gecede kül oldu gitti,
İmparatorluk sarayının görkemi.
(Burada kastedilen, maskeli balo için salona kurulan orman dekoru. Esasen bu
yangın sahnesi gerçek bir olaya dayanıyor: 1394'te Orleans Dükü'nün verdiği
maskeli baloda satir kılığına giren Fransa kralı VI. Charles, bir meşaleye fazla
yaklaşınca kostümü ve sakalı tutuşmuş, hatta olayda bir iki saraylı yanarak
can vermişti. VI. Charles'ın bu olaydan sonra aklını yitirdiği söylenir. (ç.n.) )