10/10
·223 syf.·
2026 11. kitabı
Marie France Hirigoyen , 1978 yılından beri tıp doktorluğu yapan, 1949 doğumlu bir Fransız psikiyatrist ve aile psikoterapistidir. ABD’de viktimoloji (mağdurbilim) eğitimi alan Hirigoyen, Fransa’da "manevi taciz" (harcèlement moral) kavramının gelişmesini sağlayan bir kişidir. Özellikle "psikolojik taciz (mobbing)" ve "narsisistik sapkınlık" konularındaki çalışmalarıyla tanınmaktadır. "Manevi Taciz: Gündelik Hayatta Sapkın Şiddet (1998)" adlı incelemesi çok satanlar listesine giren ve 24'ten fazla dile çevrilen en temel eseridir. Bu eserinde psikolojik tacizin yıkıcı etkileri ve acı çekme, depresyon, travma konularını ele alınmaktadır. Bu kitabının hem Fransa'da hem de dünya genelinde büyük ses getirdiği bilinmektedir. Yazar, iş yerinde ve özel ilişkilerde uygulanan sinsi psikolojik şiddeti tanımlamış ve bu durumun hukuksal bir suç olarak tanınmasına öncülük etmiş. Genel anlamda mobbingin kurumsal boyutlarını incelemektedir. Çalışmaları Fransa'da iş yerinde psikolojik tacizi cezalandıran yasaların çıkarılmasında hukuki açıdan da etkili bir rol oynamış. "Malaise Dans Le Travail (2001)" (İş Yerinde Sıkıntı), "Femmes Sous Emprise (2005)" (Baskı Altındaki Kadınlar) ve "Abus de Faiblesse et Outres Manipulations (2012)" (Zayıflığın Kötüye Kullanılması ve Diğer Manipülasyonlar) gibi diğer önemli eserlerinin henüz bir Türkçe çevirisi bulunmuyor fakat akademik çalışmalarda sıkça referans gösterilmektedir. Yazarın narsisistik kişilik bozukluğu olan bireylerin, kurbanlarını nasıl manipüle ettiğini ve duygusal olarak nasıl tükettiğini detaylandıran çalışmaları da bulunmaktadır. "Narsisistler İktidarda (2019)" ise dilimize kazandırılan ikinci eseridir. Hirigoyen'in eserlerinin akademik derinliğe sahip olmasının yanı sıra halk tarafından da kolayca anlaşılabilecek bir dille yazıldığını belirtmekte fayda
Psikoloji
Narsisistler İktidardaMarie France Hirigoyen · İletişim Yayınları · 202130 okunma
GÖZLERİNDEN BELLİDİR CEVRİYEM.
Puan vermedi
Osmanlı’nın son yıllarında gazetecilik mesleğine başlamıştır. Cumhuriyet döneminin önemli bir gazetecisidir. Necatigil’in istemi üzerine gönderdiği mektubunda, Avrupa’ya giden ilk kadın gazeteci olduğunu ve 1922’de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul’a gelen Refet Paşa’yla, Alemdar gazetesi için ilk söyleşiyi kendisinin yaptığını söyler. Derviş çeşitli gazetelerde çalışırken, romanları da gazetelerde dizi olarak yayınlanır. İkdam gazetesinde, kadın sayfası hazırlayarak sayfa geleneğini başlatır. Suat Derviş, yabancı dil bilen gazeteci olarak, Boğazlar sorununun görüşüldüğü “Uluslararası Montrö Konferansı’nda” bulunur, 1923 yılında Lozan Konferansı’nı izler. Derviş, 1927 de ablasıyla birlikte Berlin’e gider. Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Bölümü’nde eğitim alırken gazeteciliği de sürdürür. Yazıları, Almanya’da “Scherl, Mosse, Ullstein Querscnitt, Vossische Zeitung” gibi on beşe yakın dönemin en ciddi ve siyasal gazeteleri ve dergilerinde yayınlanır. Türkiye’de yazdığı kimi kitaplarını Almancaya çevirerek yayınlar. Hitlerin gelişiyle, yükselen faşizmi yerinde gözlemlemiş ve Marksist görüşünü pekiştirmiştir. Nazi yanlısı olmayan yayın kurumlarının kapatılması üzerine Türkiye’ye döner. Derviş, 1932 yılında mesleğini Türkiye’de sürdürür. Son Posta, Resimli Ay, Tan Gazetesi gibi sol görüşlü gazete ve dergilerde çalışır. Almanca, Fransızca, İngilizce çeviriler yapar. 1934-1938 yılları arasında 5 romanı gazetede dizi olarak yayınlanır. 1937’de Tan Gazetesi, Derviş’i SSCB’ye gönderir. Bu inceleme, 1944’te “Neden Sovyetler Birliği’nin Dostuyum?” adıyla yayınlanır. Derviş, bu dönemde üst tabakanın çalkantılı yaşamını değil, adaletsizliğe, nazizme ve yükselen faşizme karşı yazılar yazar. Yayınlanan incelemenin ardından da “kızıl” damgası vurulur bu tarihten
Edebiyat
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,668 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·304 syf.··
2025 34. kitabı
·
111 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 23:01
En lisant ce livre, j’ai eu l’impression qu’on mettait enfin des mots clairs sur un mal-être que je traînais depuis quelques temps. Les auteures expliquent le concept du “cycle du stress” : le fait que notre corps doit aller au bout de ses réactions de stress (pleurer, bouger, exprimer ses émotions…) pour vraiment retrouver un état d’équilibre. Dit comme ça, ça semble évident, mais je n’y avais jamais pensé ainsi. J’ai particulièrement aimé la façon dont elles abordent la pression spécifique que subissent les femmes : le poids des attentes sociales, le rapport au corps, la culpabilité… J’ai trouvé ça libérateur. Les conseils pratiques (prendre le temps de se reposer vraiment, reconnecter avec son corps, renforcer les liens sociaux, apaiser son “critique intérieur”) sont simples mais précieux. Parfois, le ton m’a semblé un peu trop “léger” ou trop axé sur une vision très américaine, mais ça reste un livre accessible et qui m’a vraiment aidée à comprendre mon propre chemin. Un livre que je relirai sûrement à chaque fois que je sentirai la fatigue émotionnelle me rattraper.
BurnoutEmily Nagoski · Ballantine Books · 201929 okunma
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Evet her önemsediğim kitap sonrası belli metinlerini alıntılayacağım ve kelimeleri açıklayacağım bir seri yapacaktım, buyursunlar: Drahoma : Hristiyanlarda ve Musevilerde, bir evlenmede, gelinin güveye verdiği para ya da mal. Türklerde geçerli usul çeyizdir. Avusturya'da yasal zorunluluktur. Anaforcu: Emeksiz, karşılıksız, yolsuz kazancı huy edinmiş olan kimse. Jimnaz: Ortaöğretimin yapıldığı okul. Diyakoz: Hıristiyanlarda, papaz yardımcısı. Ruhban derecesinin ilk basamağı diyakozluktur, papazlık ve piskoposluktan farklı olarak evlenme hakkına sahiptir. Perhizkâr: Nefsini tutan, zararlı şeylerden, günahlardan sakınan kimse. Il faudra les inventer: İcat etmek gerek Zındık: Tanrıya ve ahrete inanmayan, dinsiz, inançsız, tanrısız. Çünkü sosyalizm yalnız işçilerin ya da dördüncü dedikleri zümrenin sorunu değil, daha çok zındıklık, tanrısızlık; yerden göğe yükselmek için değil, göğü yere indirmek kastıyla inşa edilmiş bir Babil Kulesidir. 1 verst 1066 metredir. Benliklerinden azat olmanın, hayatın sonuna kadar öz varlığı içinde kendini bulamayanların kötü sonuna uğramamayı sağlayacağına inanırlar. Kukuleta: Genellikle yağmurluk, kaban, manto gibi bir giyeceğe dikili bulanan, ayrı olarak da kullanılabilen, soğuktan korunmak için başa geçirilen başlık. Redingot: Resmi tören ya da toplantılarda giyilen, etekleri uzun, arkası yırtmaçlı, çift sıra düğmeli erkek ceketi. Vakur: ağırbaşlı, onurlu. Mater Dolorosa: Kederli Ana (İsa'nın gerildiği çarmıhı kucaklayan Meryem Ana için kullanılır.)
İnsan ve Duygular
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
Je sens s’élargir dans mon être Un abîme béant ; cet abîme est mon cœur..
Puan vermedi·56 syf.·
2023 21. kitabı
"Aşk bir kadının yaşamının tüm öyküsü, erkeğin ise yalnızca bir serüvenidir. " Madame De Stael Un Cœur Simple ve Simple Passion'u birlikte anıyorum, sahipleri Rouen'de iki kadın, aralarında bir asır. Flaubert toprağından Ernaux. Flaubert “Madam Bovary, c'est moi!” diyerek tarihe yazdırdığı savunmasında Emma'nın avukatlığına soyunmuştu. Ernaux ise isimsiz anlatıcısı olduğu, silik muhatabıyla doldurduğu Yalın Tutkusu'nda tamamen kendisi. Kadınsı bir tutkunun sahibi tarafından dile getirilebilmesi için asırlarca bekledik. Yanlış anlaşılmasın: "Muzlarla ilgili o şiir henüz yazılmadı". " - eskiden neredeyse ölecek duruma gelmeden bakılamayan şey, şimdi tokalaşmak kadar kolay görülüyor" diyerek başlatıyor kısa ancak derinlikli romanını Ernaux. Öncesinde bir porno sahnesini tasvir ediyor, niyeti bu sahneyi yazma eylemine bağlamak. Algılarda cinsel organların soğuk ve ürkütücü görüntüsünden, iştah kabartıcı ve sıradanlığa kavuşmasında epey vakit var sanıyorum. Gustave Courbet'nin Dünyanın Kökeni'ndeki yapraklarına kadar açılmış irisi, - ah! Pardon o biricik Georgia O'Keeffe'idi- dudaklarını vahşice tüylerin kapladığı vajinasıyla sere serpe yatmış dişisi, tabloya da adını verdiği üzere Dünya'nın üzerindeki maalesef ki en baskın türün yaşamının başladığı noktayı işaret ediyordu. Vajina! Kelime size soğuk mu geliyor? Aşk diyelim, karşılar mı? Edebiyatta çıplaklığın sıradanlığının görsel sanatlardan geride olduğunu hepimiz biliyor olmalıyız. Buraya takılmadan sanatsal hafızamızdaki vajina ve penis görüntülerini yoklayalım; Kibele'den David'e. Hangisini ne kadar çok gördüğümüz çok önemli, kesilmiş görüntülü küçük penislerden, erkeğin rolünün git gide azaldığı (Kadınların Sanattaki muhalefetine dek, iktidar
Yalın TutkuAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20226,9bin okunma
9/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2022 01:41
Hacim olarak ufak, ama içerik olarak çok zengin bir kitap. Bana biraz düzensiz geldi. Sohbet tadında, ama birazdan hangi konuya geçecek, neden bahsedecek öngörülmüyor. Biraz kendisini akıntıya bırakarak yazmış, kuru bir akademik çalışmadan çok uzak bir yazı stili olsa da, kitapta tutunabileceğim ana sütunların yokluğunu hissettim. Herşeye rağmen okunası bir kitap, bilhassa sinamaya meraklı okurlar için. İyi ya da kötü olarak eleştiriye tabi tuttuğu veya değinip geçtiği filmlerin listesini çıkardım okurken. Hocanın sinemaya olan geniş vukufiyeti beni etkilemedi değil. Filimleri neye göre sıralayacağımı kestiremediğim için, çünkü kitap hakikaten daldan dala zıplıyor, filmleri senelerin göre sıraladım. Havagazı Netflix'in "bu hafta şu filmler revaçta" listesini her gördüğünüzde benim gibi gözleri kanayan arkadaşlar için değerli bir iş çıkardım sanırım. Alkışa gerek yok, ölünce arkamdan iyi adamdı deyin yeter... :) Iyi okumalar... Das Cabinet des Dr. Caligari (1919) L'Inhumaine (1924) Im Westen nichts Neues (1929) Un Chien Andalou (1929) La béte humaine (1938) The Great Dictator (1940) The Moon and Sixpence (1942) The Picture of Dorian Grey (1945) Guernica (1950) belgesel Raşomon (1950) Hakuchi (1951) Moulin Rouge (1952) Lust for Live (1956) Le Mystére Picasso (1956) belgesel 12 Angry Man (1957) Mein Onkel (1958) Montparnasse 19 (1958) The Naked Maja (1958) Noz w wodzie (1961) Letztes Jahr in Marienbad (1961) Le Proces (1961) Boccacio (1961) İl gattopardo (1963) Lady in a Cage (1964)
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012354 okunma