Bilinçli olarak ihmal etmeyi, fiili kötü bir hareketten daha az fena algılıyoruz.
Alıntı
"İyilik ve kötülük cehaleti yüzünden insnaların bazı davranışları acınası olabilir fakat bu, siyahla beyazın farkını ayırt edememeye mahkum bırakılanınkinden daha fena bir kusur değildir."
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bizzat Bakan'ın ve bazı tanıdığımız kişilerin televizyona çıkıp, "Çocuklar uyumalısınız. Uyuyun, uyumazsanız büyüyemezsi­niz," diye seslendiği çocuklar. Evet, uyuyun ve de hemencecik büyüyün. Sizi açlık bekliyor, işsizlik bekliyor. Sizi sınavlarda hayal kırıklığı bekliyor. Hatta işkence bekliyor ve daha saymaya elimin ve dilimin varmadığı pek çok şey. Bekliyor da bekliyor. Büyüdüğünüzde sanatın olmadığı, hey­kelsiz, resimsiz, hatta tiyatronun da olmadığı bir ortam bekliyor sizi. Sakın elinize bir gitar alıp müzik yapmaya kalkmayın. Yok­sa fena olursunuz.
İlla bir şey oldum diyeceksek, diyebilirim ki fena halde tükendim.
Önce öldürdün sonra merhamet ettin
En büyük aşkını çalarak ve çaldığım aşkı ziyan ederek mahvettiğim adamın yokluğu beni fena halde sarsmıştı.
Alıntı
Dünyada, soyut veya somut herşey gökyüzünden beklenmiştir. Kudretli tanrılara taht olarak semâ yakıştırılmışım Güneş, ay ve diğer gök cisimleri tanrılaştırılmıştır. İlkel inançlardan göktanrıları olmuştur. Tek tanrı inancında bile gökyüzü tanrının konağı sayıldığından, göğe el açıp dua etmek göreneği yerleşmiştir. Gökyüzü kutsal ve melekûti, yeraltı şeytani ve fena sayılmıştır. Monoteizmde özellikle İbrahimi dinleri geleneğinde, Enoş'un, İlya'nın, Hz. İsa'nın huruçları, Hz. Muhammet'in Mir'ac'ı hep gökyüzüne olmuştur. Hiçbir peygamber veya ermiş Hakikat'e ulaşmak için yeraltına inmemiştir. Mağaralarda inzivaya çekilmek, gökyüzüne çıkışın hazırlığı demek olan, tefekkür, riyazat ve itikâf içindir. Mükâşefe sonra; yakın daha da sonra başlar.
Sayfa 115