"La evladım," dedi sabrediyormuş gibi ve yolda tekrar durarak. "Senin kafa gidik ya, uyandığında kendini Türk, dilini Türkçe, burayı da Türkiye zannederek uyanmış olabilirsin. Anadilin gibi konuştuğun Portekizce de sana kendini ve dilini Türk sandığın için öyle geliyor olabilir. Amaaan, kime ne diyom ben ya. Yürü hadi, sana göstereyim anlatacağıma."
Yürüyemedim tabi. Kaldım öylece orada yere çakılmış kaktüs gibi. Kaktüs 'bir başkadır' olan 'benim memleketimin' bitki örtüsünden değildir halbuki, neden bu benzetmeyi yapıyorum ki ben. Allah'ım, aklıma mukayyet ol. Benim memleketimin yazları sıcak ve kurak, kışları, maki bitki örtüsü, Karadeniz'de çay ve müteahhit, Ege'de ulusalcı ve bir içim su gibi kızlar.. Bizim her on senede bir yapılan darbelerimiz, gerçi en son bir köklü bir darbe yaptılar, bin seneye niyetlenerek, akabinde Galatasaray uefa kupasını aldı, sonra milli takım dünya kupasında üçüncü oldu ama Tayfun Korkut'a ayıp ettiler, elemeler boyunca herif ful oynadı her maçta, kupa kadrosuna koymadı saçını soldan sağa taradığı için milli takıma karizmasızlık kontenjanından bir türlü layık görülmeyip lagara lugara medyamın tırıvırı adamları tarafından sürekli aşağılanan oysa memleketimdeki bütün futbol adamlarını üst üste koysan yine de boyuna erişemeyecekleri Şenol Hoca. Canı sağolsun, vardır bir bildiği. Sonra zaten bir de aslanım fener şampiyonlar liginde çeyrek final oynadı, alex soldan ortaladı deyvid ortada voleyi çaktı, sonra doğalgaza geçtik, sonra cep telefonu. Bir dakka lan, benim cep telefonum vardır belki. Yokladım elimle. Saçmalamasak, yok telefon filan. Zaten burdan çekmez, baksana ipebanadaymışız, benim avea, öyle her yerden çekmiyor. Oha bak işte, her şeyi de biliyorum, ne iparonası be abi, Allahım akıma mukayyet ol. Eşhedü. Sonra.. sonrası yok.