Mutlu sonlar yalnızca bir duraklamadır. Üç çeşit büyük final vardır: İntikam. Trajedi. Bağışlama. İntikamla trajedi genellikle bir arada gerçekleşir. Bağışlama geçmişin borcunu öder. Bağışlama geleceğin önündeki engeli kaldırır. 
Final bir kıyamet günü, bir ilahi mahkeme olmak zorundadır; iyiler göğe yükselir, kötüler cezalandırılır. Dickens da ne yazık ki romanlarının çoğunda bu adaleti devralmıştır; onun alçakları boğulurlar, birbirlerini öldürürler, kibirliler ve zenginler iflas eder ve kahramanlar Sıcacık yünlerin arasında otururlar, İngilizler bugün bile sonunda kendisini rahatlatmayan, bu dünyadaki her şeyin en güzel şekilde düzenlendiğini hissettirmeyen drama katlanamaz. Ahlak anlayışındaki bu gerçek İngiliz hipertropisi Dickens'ın trajik romana ulaşmasını sağlayabilecek o muazzam ilhamı bir şekilde yok etmiştir. Çünkü bu eserlerin dünya görüşü, içlerine yerleştirilen ve onların sağlamlığını ayakta tutan topaç artık hür sanatçının adaleti değildir, tersine Anglikan bir vatandaşın adaletidir. Dickens onları serbest bırakmak yerine duyguları sansür eder: Balzac gibi onların temel taşkınlığına izin vermez, tersine onları barajlar ve hendeklerle kanallara, burjuva ahlakının ahlaki değirmenini döndürecekleri yere yöneltir.
Sayfa 71 - İş Bankası Kültür Yayınları, 24. Basım, Eylül 2020 (Çeviren: Nafer Ermiş)·Kitabı okuyor