Bir ayrılık hikayesiyle başlayan Doğal Roman adının aksine bence bir roman değil. Felsefi metinler, denemeler ve edebi göndermelerin bir olay dizisine fragmanlar halinde karıştırılmasından oluşuyor. Bu karışım kelimesini de olumsuz anlamda kullanmıyorum. Tuvaletin tarihinden bir sinek tarafından yazılacak romanın nasıl olacağına kadar değişik konularda yazılan bu fragmanlar anlatıcının ilişkisinin geçmişiyle iç içe geçiyorlar. Kitap tam anlamıyla bana hitap etmemiş olsa da Gospodinov'un becerikli bir yazar olduğu belli. Bu yüzden Hüznün Fiziği'ni de okumadan benim yazarım değil demeyeceğim.
Sayaka Murata ile tanışma kitabım Kasiyer 'di. Romanlarında toplumsal kalıplara uyum sağlayamayan karakterleri işlediğini biliyordum. Bununla birlikte kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısı ve kapak resmi böyle bir kitap okuyacağımı düşündürmemişti
Çocukluğundan kısa bir döneme şahit olduğumuz Natsuki'nin ailesi ve özellikle de annesi tarafından dışlanması onu kurduğu hayal dünyasında yaşamaya itiyor. Yaşadığı travmatik bir deneyimle de hayatta kalma moduna giriyor. "Fabrika" diye isimlendirdiği toplum tarafından yok edilmemek için göstermelik bir hayat kuruyor. Dünyalılar da Kasiyer gibi toplumun sınırında kendi hayatını yaşamaya çalışan bir karakteri anlatıyor. Ama toplumsallaşmanın beyin yıkamaya benzetilmesi ve bireylerin özellikle de kadınların ve çocukların kendi bedenleri üzerindeki hakları konularında benzerlik gösterseler de Dünyalılar Kasiyer'e göre çok daha rahatsız edici bir şekilde sonlanıyor. Yazarın amacı bu konularda okuru kendisini sorgulamaya itmekse bunu kesinlikle başarıyor ama yine de bu cesareti herkese hitap etmeyebilir. Bu nedenle rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir kitap değil ama modern topluma getirdiği eleştiriler için okunabilecek bir kitap.
Cinsel istismar ve yamyamlık gibi konulara tahammül edebilirseniz okuyabilirsiniz. Yoksa Kasiyer'i okumanızı öneririm.
"Keşke hiç bilmeseydim dediğim şeyler, bilmediğimde çok daha rahatlatıcı ve olağan görünen şeyler; öğrendiğim anda, pençelerini çıkarıp gerçek renklerini gösterirler. Çünkü acımasızca saldırmak için her an pusuda beklemek, hakikat ve gerçekliğin doğasında vardır."
Kızım Hakkında Her Şey görmezden gelinenler, kuşak çatışması ve en önemlisi de sessiz kalmak ile mücadele etmeyi bir annenin yetişkin kızı ile ilişkisi üzerinden anlatan bir kitap. Kuşak çatışması ile beraber yaşlılık ve yaşlı bakımı ile ilgili de önemli konulara değiniyor. Bu çatışma yazarın kitabın sonsözünde de belirttiği gibi bir başka insanı anlamanın imkansızlığı fikrinde temellendiriliyor. Kitabın anlatıcının kızının bakış açısından yazılmamış olması da bir insanla gerçek anlamda bağ kurmanın ve onun bakış açısını anlamanın güçlüğü görüşünü daha etkili bir şekilde öne çıkarıyor. Romanı İthaki'nin daha önce bastığı Lanetli Tavşan 'ı okuduktan sonra Çağdaş Kore Edebiyatı'ndan bir kitap daha okumak istediğim için almıştım. İlgiyle okuyacağımı düşünmüştüm ama yaşlılara bakış açımda göz önüne almadığım bu kadar çok durum olduğunun farkına varmamı sağlayacağını düşünmemiştim. Benzer bir etkiyi Abdulrazak Gurnah 'ın Deniz Kenarında romanındaki Salih Ömer karakteri de yapmıştı ama bu kitabın ebeveyn-çocuk ilişkisi ekseninde ilerlemesi onu benim gözümde daha çarpıcı bir eser haline getirdi. Özellikle annenin protestoları izlerken zamanın akışı üzerinde düşünmesi ve roman boyunca kızını anlama daha doğrusu kabullenme çabası kişilerin deneyimlerinin etkisiyle karakterlerinin ne kadar şekillendiğini ortaya koyuyor. En hafif tabirle inatçı denilebilecek annenin özellikle çalıştığı bakım evinde baktığı hasta Jen ile ilişkisi ve onun durumunun kendisinde yarattığı psikolojik etki göz önüne alındığında insan bakış açısını kabul edemese de empati kurmadan duramıyor. Bende kalıcı bir etki bıraktığını düşündüğüm değerli bir kitaptı. Tavsiye ederim.