Seni övdükleri sürece kendi yolundan gittiğini sanma sakın; Başkasının yolunda gidiyorsun.

Friedrich Wilhelm Nietzsche

Güzeldir karşılıklı susmak, daha güzeli de gülüşmek. - Friedrich Wilhelm Nietzsche

Mehmet A., Geceye Övgüler'i inceledi.
02 Şub 00:43 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

HASAN ALİ YÜCEL KLASİKLER DİZİSİ - 2

Novalis. Eminim ki, şu ana kadar çoğumuz ismini duymadık. Doğrusunu isterseniz, ben de duymuş değildim. Ta ki, Hasan Ali Yücel Klasikleri’ni okumaya karar verinceye dek. Serinin ikinci kitabı olması nedeniyle, onu okumadan diğerlerine başlamak istemiyordum. Bu kitabı bulmak benim için kolay olmadı açıkçası. Bilindik bilinmedik Konya’da mevcut tüm kitapçılara baktım. Ama bulamadım. Konya’da, “Onda yoksa, burada bulamazsın o kitabı...” dedikleri (bu bilgiyi bildiğim için sona bıraktığım) kitapçının yanına gittim. Onda da yoktu kitap. Ama istediğim takdirde temin etmek için araştıracağını ve bulursa sipariş verebileceğini söyleyince hemen kabul ettim. Yaklaşık iki hafta sonra kitap elime geçmişti.

Yukarıda da belirttiğim gibi, Novalis veya ‘Geceye Övgüler’e dair çok da bir bilgi birikimim yok. Bunun için de incelemeyi, merhum Ahmet Cemal’in giriş niteliği taşıyan ve güzel bilgiler barındırdığını düşündüğüm Romantizm, Novalis ve “Geceye Övgüler” adlı makalesinden (sanırım en doğru tabir bu) büyük ölçüde yardım alacağım...

Hani “Yaş otuz beş, yolun yarısı” oluyordu? Sanırım Cahit abi yanılmış olmalı... Çünkü Novalis için, “Yaş yirmi dokuz (29) yolun sonu!..” dur. Nasıl olur ya!.. Yirmi dokuz yaşında ölmüş bir çocuk(!) nasıl bu kadar muhteşem ve derin bir yazım gücüne sahip olabiliyor? Anlamıyorum. “Ve deyiş yerindeyse, kendi yaşamının bütününü, o yaşamın bakış açılarından yola çıkarak da dünyanın ve yaşamın tamamını şiirin potasında eritmiş bir şiirsel söz ustası...” diyor kendisi hakkında Cemal. Sanırım muhteşem bir tanım bu, Novalis için.

Ayrıca Novalis için Romantizm’in en önemli kurucularından biri olduğunu da kitap sayesinde öğrendim. Bugün neredeyse çoğu edebi eserler çerçevesinde dile getirilen bu akımın bu kadar önemli bir ismini bilmemek edebiyat okurları için yeteri bir ayıptır. Sanırım Romamtizm’i Novalis üzerinden öğrenmiş olmak, benim için çok büyük bir avantajdır. “Bu arada belirtilmesi gereken önemli bir nokta daha var: Novalis’in yaşamı, burjuva toplumunun artık kendi kültüründen gelenlerce eleştirilmeye başlandığı ve buna -en azından başlangıçta- hiç de hoşgörüyle baktığı söylemeyecek bir dönemle örtüşür...” diye sözlerine devam ediyor Cemal. Sanırım hem yirmi dokuz yıllık kısa yaşamı hem de yaşadığı dönem itibariyle birçok okur tarafından ismi unutulmuş olmalıdır. Ben başka bir açıklamasını bulamadım.

Hermann Hesse’nin Novalis ile ilgili şu sözleri; "Deha, yalnızca düşünce tarihine ait değil, fakat aynı zamanda, dahası her şeyden önce, biyolojik bir olgudur: Bu durumun simgesi olan olağandışı yazgılar, kendilerinden sonra yaşayanlar bağlamında hep en derin ilgiyi uyandırmışlardır. Yakın Alman düşünce tarihinde Hölderlin, Novalis ve Nietzsche, bu yazgıların en soylularıdır. Hölderlin ve Nietzsche, yaşam artık kendileri için olanaksızlıştığında, deliliğe çekilirken, Novalis ölüme çekilir; ancak bu, kendini dehaya çok sık ve zorla benimseten, intihar biçiminde bir ölüm değildir; Novalis, kendini bilerek içinden yakar - bu, büyülü, erken gelen, çiçekler açan ve olağanüstü üretken bir ölümdür; çünkü şairin özellikle bu tuhaf sonu, ölümle olan olumlu, büyülü, olağandışı ilişkisi, onun en güçlü etkisine de kaynaklık eder. Bu etki, düşünce yaşamımızın yüzeyinin bize sezdirebileceğinden çok daha derindir." onun ne kadar büyük bir isim olduğunu anlamamız için yeterlidir sanıyorum.

Ahmet Cemal yine, Novalis’in burada, İngiliz şair Edward Young’ın “Yaşam, Ölüm ve Ölümsüzlük Üzerine Yakınmalar veya Gece Düşünceleri” adlı ağıt tarzındaki uzun şiirini örnek aldığını söylüyor. Ayrıca, nişanlısı Sophie von Kühn’ün genç yaştaki ölümünden duyduğu üzüntünün de (kitabın yazılmasındaki kişisel nedeni) olduğunu vurgular. Sanırım en sağlıklı bilgiyi edinmek için kitabın bu giriş tarzındaki yazısını okumanız son derece mühimdir. Özellikle de Romantizm ile ilgilenenler için...

Yukarıda elimden geldiğince bilgi verdikten sonra, sanırım artık kabataslak bilgilerle incelemeye son vermenin zamanı geldi.

“Bu kitapta ‘Geceye Övgüler’in her iki metninin, yani elyazısı metin ile ‘Athenäum Metni’ diye bilinen metinlerin çevirisi yer almaktadır. Bu arada, okurun da fark edeceği gibi, iki metin arasında yer yer anlam farklılıkları bulunmaktadır.” diyor Ahmet Cemal. Sanırım bu yüzden de sayfanın bir yüzeyinde orjinal Almanca metin yer alırken, karşı sayfada metnin Türkçe çevirisi yer alıyor. Çevirmen, “Eğer inanmayan ve Almanca bilen varsa buyursun baksın,” der gibi olmuş. Yukarıda belirtilen iki metin de aynı metindir. “Elyazması Metin”, Novalis’in kendi el yazması olan metindir. “Athenäum Metni” ise, 1800 yılında August Wilhelm ve Friedrich Schlegel tarafından çıkarılan “Athenäum” adlı dergide yayınlanan düzyazı şiir biçimindeki metindir.

29 yaşında vefat etmiş bir gencin bu denli etkili olması, bizi hayrete düşürmenin yanı sıra Alman Edebiyatı hatta Dünya Edebiyatı’nda bu denli etkili olması takdire şayan bir durumdur.

Kitabın içeriğine hiç değinmediğimin farkındayım. Bu durum gözden kaçan bir durum değildir. Aksine, bilgi ve birikimimin bu kadar detaylı ve derin bir metni çözümleyebileceğini hiç sanmıyorum. Ama bir dahaki sefere, umarım içeriği ile ilgili bilgi verebilecek kadar kendimi geliştirmiş olurum. Tüm bunların yanı sıra kesinlikle ama kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Okumadığınız takdirde, Edebiyat ile ilgili büyük bir eksiğiniz var demektir.

İncelemeyi, Novalis’in kendisine atıfta bulunduğunu düşündüğüm (böyle olmasa da bana onu anımsatan) şu sözleriyle bitirmek istiyorum.
“Şarkıcı gencecik öldü
Koparılmış olarak
Sevdiği dünyadan
Ağlayan anneden
Ve dostlardan.”
Keyifli okumalar dilerim...

Friedrich Wilhelm Nietzsche
Her kim ki bir canavarla çarpışmayı göze alırsa, bir canavar olmayı da alsın göze. Uçuruma uzun uzun bakarsanız, uçurum da bakar sizin içinize.

Friedrich Wilhelm Nietzsche
Duygusallık sık sık aşkın büyümesini çabuklaştırır, böylece kök zayıf kalır ve kolayca sökülüp atılır.

fatih okatan, bir alıntı ekledi.
18 Oca 04:30

İnsana duyulan korku ile birlikte, ona olan sevgiyi, hürmeti, umudu ve evet, ona olan istenci de yitirdik. İnsana bakmak yoruyor artık. Bugün nihilizm bu değilse başka nedir ki ? İnsan yorgunuyuz...
Ahlakın Soykütüğü Üstüne, Friedrich Wilhelm Nietzsche 

Ahlakın Soykütüğü Üstüne, Friedrich NietzscheAhlakın Soykütüğü Üstüne, Friedrich Nietzsche

"Gerçeğe duyulan inanç, bugüne kadar inanılan 'gerçeklere' karşı duyulan şüphelerle başlar."

Sanatçı-filozof, ilk modernist ve ilk postmodern felsefeci; Friedrich-Wilhelm Nietzsche, kendisini "ölümünden sonra bir insan" olarak adlandırdı ve okuyucuların henüz doğmadıklarını söyledi. Kendinden sürülmüş göçebeliğin izolasyonundan acı çekmiş, zamanından önce doğmuş, genel kurallar ve tartışmalar üzerinde dans etmiş.

Gezgin ve Gölgesi, Nietzsche'nin bir direniş hareketidir. Metafizik, ahlâk, din, sanat, üslup, toplum, siyaset ve kültür endişelerine yönelik aforizmalar. Özgür irade, hakikat, gelenek ve adalet gibi temel insan konularını ele alıyor ancak kaçılmaz bir eskimilik hissi, Nietzsche'yi yavaş yavaş yalnızlık yoluna iterek düşünme biçimini kendisiyle iç diyalog haline getiriyor.

Ben ınsanlığı daha iyi bulurum bu kitapta yer alan 'Özgür Ruh' ifadesi bir kez daha kendi sahipliğini almış olan, özgürleşmiş bir ruhtan başka bir şey olarak anlaşılmamalıdır.

Özgür Ruhlar için Bir Kitap başlığı altında Nietzsche'den özdeyişler. Metodolojik ve psikolojik ağırlıklı kitap. Nietzsche'nin nihilist ve şüpheci felsefesi ışığında insan hayatının boyutlarını açıklıyor.

Ecce Homo, Böyle Buyurdu Zerdüşt ve Putların Alacakaranlığından daha az çılgınca polemik var. Nietzsche'nin insan doğasına ilişkin gözlemlerini ortaya koyduğu ve insanların felsefe, din, sanat, ahlak, toplum ilişkileri, evlilik, erkekler ve kadinlarla ilgili yaygin yanliş anlamalarını ortaya koyduğu dokuz kategoriye ayrılmış düşünülmesi gereken, çok sayıda düşündürücü düşünceler.

"Mazur görmek yok! Affetmek yok!
Neşeli ve özgür yürekler, çok görmeyin
Bu mantıksız kitaba,
Kulak, kalp ve barınağı!
İnanın bana dostlarım, küfredecek kadar
Değildi mantıksızlığım!

Ne bulduğum, ne aradığım,
Herhangi bir kitapta var mıydı hiç?
Bendeki deliler birliğini sayın!
Ve bu deliler kitabından öğrenin
Aklın nasıl "akıllandığını"!

Evet arkadaşlar, tamam mı?
Amin! Ve hoşça kalin."

Friedrich Wilhelm Nietzsche

İnsan dostunu düşmanından daha zor affediyor.

Friedrich Wilhelm Nietzsche