Hocam sıklıkla vurgu yaptığınız bir ifade var; "niyetin saflığı." Bunu açalım istiyorum. Nedir bu niyetin saflığı?
Kısaca gönlünün muradının kaynağını keşfetmiş olmak. Büyük resmin içinde neyi niçin yapacağını bilmek.
İnsan hayatının anlamını refahta, sosyal kimlikte bulamaz. Ancak içindeki niyetin saflığında bulabilir. Niyetinin saflığını yaşamında bulamayınca hüzünlenir, öfkelenir, sıkılır, kederlenir. Ama kişi niyetinin saflığını özünde ve sözünde yaşamaya başladı mı, içinde yaşadığı koşullar ne olursa olsun mutlu olabilir.
İyi niyetle kötü davranan ama bunun farkında olmayan insanlardan oluşan bir toplumuz. Niyetimizde kötülük yok. Fakat tarihsel olarak kültürümüz denetim odaklı korku kültürü olarak geliştiği için çocuğun özünü geliştirme yerine, onun davranışlarını kontrol etmeye, denetlemeye niyet etmiş, önem vermişiz. Çocuğu geliştirip özgür bir birey olması için çabalamak yerine kalıplayıp emir kulu yapmaya çalışmışız. İşte bu yüzden farkında olmadan çocuklarımızın canını yakıyoruz ve yakmaya da devam ediyoruz.
Sıkıntılar ya da aşırılıklar karşısında sakin kalmak, umutsuzluğu aşmak, hayata olumlu bakmayı sürdürebilmek...
Bunları yapabilmek, yapmaya çalışmak değerli.