Ben futbolcuyum çıktığım her maçtan önce bir kitap okusam hiçbir stres kalmıyor 1 hafta kitabı elime almadım ayağımda stres çatlağı meydana gelmiş.... Onun için her zaman okuyorum.... Okumak okumak okumak....
Lirik bir inceleme olsun bari.
Yazar, tıpkı bir film yönetmeni gibi, yazar ya hani, tıpkı daha yeni konuşmaya başlayan bir çocuğun kandırıkcılığıyla aşk masalının ismine “Uzun Hikaye” yi uygun görmüş. Masal olduğu daha başlangıç cümlelerindeki buharlı trenden de belli zaten. Bu devirde buharlı tren mi kalmış? Varmış demek ki. Belki de zihnimizde. Varmış işte. Bir de, nerelisiniz sorusuna “Sevda köylüyüm” demiş ya, masal ya işte, yoksa ilk gördüğü, yeni tanıştığı istasyon şefine “Ama çoook iyi adam” der mi insan. Demiş işte.
Masal işte. İyi mi kötü mü, diye sormaya hacet bırakmadan cevabını vermiş. Çok iyi adam demiş işte. Daha ilk tasvirlerden sonra, masalımızın olmazsa olmazı kötü adamları da boy göstermeye başlıyorlar. Kötüler hayatın her yerinde varlar. Bırakalım sebep sonuç saçmalığını bir kenara, ama yine de takılalım artlarına. Bakalım nerelerine hayatın taşıyacaklar bizi? Bunlar bir dudağı gökte, bir dudağı yerde canavarlar değil, devletin okul müdürü, belediye zabıtası, cumhuriyet savcısı gibi statükodan yana bürokratları değil midir? Öyledirler elbette. Kurdukları düzeni, düzen de düzen deyip, dümeni düzene kırmamak lazım geldiğine inanan, bunun için de en iyisinin hiç konuşmamak, susup oturmak olduğuna kanaatli, en azından inanmış gibi görünenler, işte bu kötü adamlar. Bunlar onlar.
Bir hurda vagon böylemi derlenip toparlanır, böyle mi bir aşk yuvasına çevrilir? Ama bu bir masal ki işte. Masallarda da mı rahat yok? Oğluna, annesiyle nasıl kaçtığını anlattığı bir bölüm var ki, zevkten kıkır kıkır gülmezseniz eğer, masalı yarım bıraksanız hakkınızdır.