Sufizm

Sadece Emredildiği İçin İnanmak
Dine Allah'ın emri olduğu için ve salt bunun için inanmak asal bir usûl meselesidir. Bu nedenle akla, mantığa yahut hikmete ve felsefeye uygundur diye dine inanmak küfür sayılmıştır. Dinin hükümlerine (yani Allah'ın hükümlerine) hiçbir sebeple mukayyet olmadan inanmak, inanmayı kendi hakikati içinde yakalamak ve öylece saklamak anlamına gelir. Şurası var ki, bir kez bu yoldan inanınca dinin hükümlerine ait hikmetlerin araştırılması erdem sayılır. Hiçbir sebeple mukayyet olmaksızın inanmakla, böylece inandıktan sonra din hükümlerinin kapsadığı hikmetleri, sirları, sebepleri araştırmak (tahkik) arasındaki farka dikkat istiyorum. Bu tür araştırıcılık imanın güçlenmesine yol açarken, bilime uygundur diye inanmak küfre götürebilir. Çünkü ya bilimin paradigması değişirse ne olacak? İmanin istinat ettiği gerekçe ortadan kalkmış olmayacak mı?
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Dini-Düşünce
Reklam
Elimizde bulunan bu tasavvuf kitaplarından biri de Şeyh Fethullah Verkanisi'nin (kuddise sirruhu) Âdâbü't- Tarîkati'n- Nakşibendiyye adlı eseridir Bu kitap, asrımızda Nakşibendiye tarikatının müracaat edilen en önemli eserlerinden biridir. Bu kitabın değeri büyük, şanı yücedir. Ancak son derece kısa ve özdür. Bu sebeple aklıma, gönlüme, zihnime ve fikrime; hakkı bâtıldan ayırması, tasavvufu savunması, özünü kabuğundan çıkarması, katı firkaların Nakşibendî sâdâtının âdaplarıyla ilgili ortaya attıkları ithamları reddetmesi, bâtıl iddialarına aldananları uyarması, mesnetsiz kusurlarının peşine takılmasından sakındırması için Kur'an ve Sünnet'ten, fıkıh, usul, hadis, tefsir ve tasavvuf büyüklerinin sözlerinden kesin delillerle maksatlarını muhafaza ederek ve konularını toplayarak Nakşibendî sâdâtının âdaplarını ve ana meselelerini kapsayan bir kitap yazma düşüncesi geldi.
Sayfa 19·Kitabı okuyor

Sufizm

, bir kitabı okumaya başladı
Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni
10/10 · 244 okunma
Dini düşünce
Din dışı kalıplarla düşünme eğiliminin paradigma haline gelişi uzun bir geçmişe dayanmıyor. Din dışı kalıplarla düşünmenin sistemli hale dönüşmesi Batida Rönesans ve Reform hareketlerinden sonra başlıyor. Fakat günümüzün insanı için, dindışı kavramlarla düşünme paradigmasi sanki insanlığın başlangıcından beri varmış sanılıyor. Ve bu algılayış biçimi bilimin yapısından ileri gelen bir zorunlulukmuş gibi telâkki ediliyor. Batida bilimle din çatışı ması hakkındaki tartışmalar artık gevşemiştir. Dinle bilimin ayrı alanlar olduğu kabulü benimsenince, sözü geçen türden tartışmalar da geçerliğini yitirmiştir. Oysa insanın dinî düşünme tutumu yüzlerce yıllık çabanın ürünüdür. Şimdi insanların yeniden dinin öngörülerine göre düşünmesini sağlamak aynı şekilde çaba gerektiriyor. Bir tek bilim olmadığı, dindışı-düşünme kalıplarına göre meydana getirilmiş bugünkü bilim anlayışının sadece mevcut ve alışılmış-düşünme kalıplarının sonucu olduğu ileri sürülecek olsa, bu düşünme tarzının çoğu kimseyi yadırgatacağının farkındayız. Bu da, değindiğimiz sebebe dayanıyo
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Dini-Düşünce
Teslimiyet
İslâm, Batının zihin kalıplarına göre anlaşılamaz. Kendisinin dışındaki yorumlarla kendisine yaklaşılmasına müsaade etmez, ancak kendisiyle kaimdir ve ancak Müslüman olan için anlaşılabilir haldedir. Bu o kadar böyledir ki, İslâm'ı bilmek bakımından bir müsteşrik bile, onu bütün boyutlarıyla kavrama bakımından herhangi bir Müslümanla kıyaslanamaz. Çünkü İslâm, kendi hakkında mücerret bir bilgilenmeyle anlaşılmış olmaz. Bundan önce ve bunun ötesinde ona teslim olma olayı vardır. Müsteşrikin faaliyeti, bu derunî katılma olayı olmaksızın sadece bilgilenme niteliğinde kalır. Sırf bu tür bir bilgilenme insanı Müslüman yapmaya yetmez. Şimdi, çağımız Müslümanlarına, İslâm'a Müslümanca bakış yerine bir müsteşrikin profan bakışı yerleşmektedir. Böyle olduğu için de İslâm'ı kendi hakikati içinde kavrama noktasında aynı yetersizlikle, aynı maluliyetle karşılaşılmaktadır. Aynı müşkülat, İslâm'ı anlatmaya teşebbüs edenlerin de önüne çıkmaktadır. En başta vahiy olayı, materyalist bir zihniyetle kendisine yaklaşılmayı reddediyor. Çünkü böyle bir yaklaşımla onun anlaşılması mümkün değildir. Aynı şekilde, nebilik bu yaklaşımla anlaşılabilecek bir olgu değildir. Öteki iman esasları da böyledir. Bu esasları kendi hakikati içinde kavrayabilmek bu husustaki "terimlere” riayetle mümkün olur. Bu nedenle Müslümanlar, kendisine Müslümanım diyenler İslâm'ı yeniden ve kendi terimleriyle öğrenmek zorunda bulunuyor. Batı anlayışının zihinlere bulaştırdığı bakışla İslâm'ı anlamak kolay görünmüyor. İslâm kendisi hakkında hiçbir şey bilinmiyormuş gibi farz edilerek anlaşılmaya çalışılmalıdır: ilk Müslümanlar nasıl Müslüman olmuşlarsa, onların yolunu izleyerek ve önyargılarımızı, cehalet döneminden kalma zihnî ve amelî alışkanlıklarımızı terk ederek başlangıç noktasında durmayı deneyebilmeliyiz.
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Din
Reklam