Onları kendi duygularının aydınlığında görüyordun. Kendi hayatında vehmettiğin şeyleri onlara taşıyordun!Kendileri için değil, kendi hayatında ve kendin için seviyordun.
Bilirsiniz insanlar vardır, bazen sizden yapamayacağınız ya da yapmak istemeyeceğiniz bir şey isterler. Yapamayacağınızı gerekçesiyle açıkladığınızda, karşı karşıya iseniz yüzünden bir gölge geçer, telefondaysanız sesinin tonu burulur. Sonra arkanızdan konuştuğunu duyarsınız, "Beni reddetti," diye, sanki onu"bütünüyle" reddetmişsiniz gibi. Oysa yalnızca talep ettiği konuya karşılık verilememiştir. Zedelenme limbik sistemin arı bir duygusudur, adam yerine konulmadığını farzetmenin kızgınlığı da aynı bölgeden kaynaklanır, ama korteksin kışkırtması ve ısmarlamasıyla. Dikkatli bir gözlemle, neredeyse çocuksu olan bu tür kızgınlık tepkilerini ciddiye alabilmek, bizim de korteksimiz tarafından kışkırtılmış olmamızı gerektirir...
O başıboş canlılık, sevgi özlemi, çocuklukta sevgilerin gücü, bir daha ele geçer mi? Yaşamımızda, çocukluğumuzun o tertemiz sevinciyle sınırsız sevecenliğinden daha etkili bir güdünün bulunduğu bir başka dönem var mıdır? O ateşli dualar nerede şimdi? Duygusallığın o tertemiz gözyaşları, bu her şeyden daha güzel olan armağan nerede?