Ben çok sevdim, güçlü aile olmayı her daim kızlarını kötülüklerden korumaya çalışan anne ve onların kararlarına destek olan babanın 3 kız evladını anlatıyor kardeşlik ve aile konusu çok güzel, devam niteliğinde yazar ın bir kitabı daha varmış onu da okuyacağım bunu bitiren kalbimin can mayasına geçmeli
Üç Kız Kardeşİclal Aydın · Artemis Yayınları · 202011,1bin okunma
Neye kanmayalım? Van helsing ve arkadaşlarının iyi olduğuna kanmamalısın okurken. Onların kötülük dediği şey tamamen farklı ve bambaşka bir yaşam formunun doğası gereğiydi. Drakula hayatta kalmak için insan kanı ile beslenmek zorundaydı. İnsanlardan saklanıyordu evet çünkü kendisini açık ettiği zaman insanların onu yok edeceğini biliyordu empati yapan her insan drakula gibi davranıp hareket edeceğini gayet iyi bilir. Doğası gereği bir aslanı kötü saymıyorsan drakulayı da kötü bir karakter olarak sayamayız. Aksine insanlar bu hayatta kalma mücadelesi veren varlığı diğer bütün varlıklar gibi yok etme eğilimindedir. Çünkü homo sapiens istilacı bir türdür. Günümüzde olduğu gibi dünyadaki bütün yaşam formlarını hızla yok etmekteyiz.
Kitabın hemen başlarında Drakula Alman bir şairin şiirinden alıntı yapar "Denn die totden reiten schnell" bu ölüler hızlı sürer anlamına geliyor, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşamın zamana kaçınılmaz olarak yenik düştüğünü simgeliyor. Kitabın sonunda da drakulanın hızlı bir şekilde uzun soluklu kaçması ve sonunda ölmesi kitabın başı ve sonu hakkında harika bir köprü kuruyor bu söz ile birlikte.
Kitabın başından beri ve genelinde vurgulanan batıl inançlara ön yargı geliyor. Günümüzde bulunan merdiven altından geçme falan gibi şeyler yani. Burada yazar Bram Stoker insanların ön yargısını sunuyor ve kitabın bir kısmında da anlatmak istediği batıl inanç olmasa bile insanlar kafalarındaki eski inandıkları bilgiyi daha sağlam ve güvenilir bir bilgi olmasına rağmen ona her zaman şüpheyle yaklaşmasıdır. Zamanında Albert EinsteinIsaac Newton'un dünyada kabul görmüş zaman mutlaktır ilkesini yıkıp zaman görecelidir dediği zaman dönemin aydın bilim insanları bile buna şüpheyle yaklaşmış. Aynı bizlerin de günümüzdeki batıl inançlara ya da batıl inancı olanların modern
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben bu kitaba bayıldım. Erkek bir yazarın kadın karakterlerini bu kadar iyi yazabilmesi beni hep şaşırtan bir şey.
Kitap Beyrut’ta geçiyor, iç savaş zamanı. Aaliya’nın hayatını konu alıyor. Aaliya günlerini edebiyatla, sanatla, felsefeyle nasıl geçirdiğini anlatıyor bize. Zor ve sıkıntılı zamanlarında sığındığı kitaplardan, yaptığı çevirilerden bahsediyor. Ailesinden, evliliğinden ve komşularından da bahsediyor. Yalnızlığı seçen birisi Aaliya ve bunun gibi diğer seçimlerinin de altında neler yatıyor okurken anlayabildim. Kendimi yakın hissettiğim bir karakter oldu.
Kitabın anlatımı da biraz konudan konuya geçmeli. Aaliya bir şey anlatırken araya girip kısaca bi şeyden bahsedicem diye kendini bölüyor sık sık. Bu bana çok yakın gelen bir kafa yapısı kendim de böyleyim o yüzden nedense ayrıca hoşuma gitti bu tarz.
Her sene bir kitap seçiyor ve onu çeviriyor fakat çevirilerini hiç yayınlamıyor. Bunu kendi için yapıyor. Kadın olmakla ilgili çok şeye değinilmiş kitapta. Aaliya’nın seçtiği hayat, kendi olabilmesi fakat bir yandan da kendini lüzumsuz biri olarak görmesi etrafında dolanıyoruz.
İçinde çok fazla yazar, kitap, tablo, müzik var. Okurken not alma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Not almak okuma zevkinizi de bölebilir o yüzden karar sizin. Çok iyi geldi bu kitap bana. Sonunu da çok sevdim. Uzun zamandır bu kadar keyif almıyordum iyi geldi.
çevirisi #seçilsönmez
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021509 okunma
Dünya Lekesi bende şöyle bir etki bıraktı:
Okudum ve
Durmadan altını çizdim.
Bir noktadan sonra şunu fark ettim—
ben bu kitabı değil, bu kitap beni işaretliyor.
Seyyidhan Kömürcü nasıl yazmış diye düşünmedim,
nasıl bu kadar isabet etmiş diye düşündüm.
Şiiri sanat niteliğinde bir şair bana göre
Abartmıyorum:
bir kitabın neredeyse her satırını sahiplenmek istedim.
Sanki yazılmamış da yakalanmış gibiydi o cümleler.
Okurken durup durup
Geri dönüyorsun.
Aynı yeri tekrar okuyorsun.
Sonra yine.
Çünkü geçemiyorsun.
Bu kitap çok iyi yazılmış,
Bu kitap fazla isabetli.
İnsanın içinde sakladığı, adını koyamadığı şeyleri
alıp önüne bırakıyor.
Seyyidhan Kömürcü;bu şairin adı daha çok geçmeli
Daha çok ağızda dolaşmalı.
Daha çok insanın içine düşmeli.
Hayranlıkla okudum keşke ben yazsaydım dediğim sözler…
Dünya LekesiSeyyidhan Kömürcü · Everest Yayınları · 20212,195 okunma
Tarih sahnesinde sallanan bir impartorluğun yada kurulu bir sistemsiz düzenin yıkılışı esnasında: analarının gözbebeği yavrularının, kimi zaman birilerinin, parayı, dini, gösterişi cazibeli kılıp heva ve hevesleri uğruna kahraman, şeyh, şıh rolüne soyunduğu ve birilerinin de (belki aynı sebepler adına belki farklı) isimsiz şüheda adı altında feda piyonu olduğu gerçeği... İnsanın tarihim deyip baktığı tarihin, dinim deyip sarıldığı dinin geçmişte yaşayanları tarafından doğru bildiğimiz şekilde yaşanmamış olmasının utancı okkalı kroşeler gibi indi yine yeniden yüreğime. Hata da yanlış da insana mahsustur ancak kahramanlıkların arasından sıyrılagelen yanlışların doğurduğu sonuçlar susmayacak iken o kahramanlıklar da buruk acılar olarak dizildi gönlüme. Yaşatılan acıların yaşatana elbet geri döneceği gibi bir gerçek kabul etmek istemesek de var. Soykırım uyguladıysa geçmişimin kahramanları, torunları olarak bizler bundan korkmalı değil miyiz dedirtti vicdanıma. Neticede dünyanın en acı gerçeklerinden birisi de dünyada kalacak dünya malının hiç birimizin gözüne önemsiz gelmemesi. Ailede miras, köyde tapu, ülkede nüfuz kavgaları bitmez. "En iyisi benim ve ailemin (milletimin) kursağından geçmeli." diyen sömürgeci düşüncelerini taşıyan birileri çevirecekleri entrikalarla birbirimize kırdırarak bile yok edebilirler bir gün, Atatürk'ün "çalışkandır, zekidir" diyerek gazladığı biz tembel torunlarını. Bir kızıl elma hayaliyle, korumak ve hükmetmek adına 28.12.1516'dan 09.12.1917-1918'e kadar 401-402 yıl hüküm sürülen bu topraklarda milyonlarca insan evladı, milyonlarca altın, elmas ve emek harcanmış ancak; alınan yanlış kararlar ve uygulanan yersiz politikalar sonucu, yüzünü görmediği, adını hatırlamadığı, kemiklerini dahi oralarda bıraktığı şühedanın belirsiz destanlarıyla