Verdiğin her kederin yüreğimde yeri var
Hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır
Hangi aynaya baktıysam seni gördüm
Gel desen gelemem
Git desen gidemem
Öl desen kanım akmaz
Abim baktı annemden fayda yok, "Sen yakında eylemlere de katılırsın. Karakollardan toplarız artık," diye söylenmeye devam etti.
"Hep seni mi toplayacağız?"
"Çok bilmiş. Çirkin. Aman fırsatı kaçırma, hemen sok lafını. Okuluna git gel efendi gibi iște. Sağda solda fink de atmayıver. Daha ne istiyorsun, anlamak mümkün değil."
"Bilmem, rahat batıyor herhalde," dedim alayla.
"Batmış olabileceğinden șüpheleniyorum. Ama kadın milletinde hep bir mağduriyet, hep bir şikâyet. Oturun işte evinizde. Ben olsam oh ne güzel, mis gibi ense yaparım bütün gün. Adımımı da atmam dışarı. Ekmek elden su gölden, yașar giderim."
Ondan bir şüphem yoktu zaten. Anlamak istemiyorsun ama işte sıkıntı o çizdiğin resimde.O resimdeki kadınla erkek arasındaki iktidar ilişkisiydi sıkıntı.
Yalınkat adamlar kalabalık adamlar
En yalnız kadınlara söz arasında
Ya da boş gözleriyle aralıksız
En kötü sevgilerini sunuyorlar
– Bana gel sonra git bana gel
Her şey çürüyor canım kardeşim bu dünyada
Hatıralar bile
O hatıralar ki kafatasından muhkem bir yerde saklıdırlar
O hatıralar ki tüyden hafif
Gök mavisinden duru
Etten kemikten uzaktırlar
O hatıralar ki
Bambaşka bir zaman içre yaşar dururlar
Gel demeden gelir
Git demeden giderler
Nur topu gibi açıldıkları olur bazan
Sonra sızım sızım sızlarlar
Her şey çözülüp gidiyor bu dünyada
Bir biri içinde
Bir biri peşi sıra
Bir tad dudakta
Bir ses kulakta
Sen toprakta çürürsün canım kardeşim
Ben ayakta